Shri Krishnamacharya (1888-1989)
Madras’ta yaşıyan ve halen hayatta olan yogilerin en yaşlısı ve muhtemelen en bilineni Shri Krishnamacharya, önümüzdeki yıl 100 yaşında olacak. Öğretilerinin kaynağı olarak, 7. Yüzyılda Hindistan’ın güneyinde yaşamış olan ve bugün batıda bilinen yoganın tanımında büyük rol oynayan Nathamuni (sessiz bilge)’nin Yoga Rahasya’sını gösterir.

Shri Krishnamacharya, oğlu Shri Desikachar’ın ve kayınbiraderi B.K.S Iyengar’ın gurusudur. Birçok Batılının (aralarında Yvonne Millerand ve Gerard Blitz’in de bulunduğu) ilk adımına rehberlik etmiş bir öğretmendir.

‘Yogin’ terimini kullanmaktan biraz huzursuzluk duyuyorum ve Krishnamacharya’dan bahsetmeye başlamadan önce bu konuda birkaç şey söylemek istiyorum. Bu kelime neredeyse İngiliz Dili’nin bir parçası haline geldi; çoğu zaman birisinin “ben bir yoginim” demesi, hemen hemen “ben bir Hinduyum” anlamına geliyor. Ve bir Yogin olmak için gereken tek şey, onu isminize eklemeniz. İlk sorun bu. İkinci sorun ise; ben kimim ki Krisnamacharya’nın bir yogin mi yoksa bir bhogi (duyumcu) mi olduğuna karar vereyim? Unutmamalıyız ki; işin ehli olmayan bir kişi, bir mücevherin değerli olup olmadığını söyleme yetkinliğine sahip değildir ve benim endişelendiğim nokta şu ki; ben işin ehli değilim. Yogin kelimesinin Bhagavad Gita’da iki anlamı vardır. İlk anlamı, yoga sadhana diye adlandırdığımız şeye başlayan kişidir. Hala pek çok sorunu vardır ama sorunlarla ilgili bir şeyler yapma arzusu devam eder. İkinci anlamı ise her endişenin üstesinden gelmiş, yoganın içinde tamamen yok olduğu için hiçbir eylemden kaçınmayan, kutsal kişi haline gelmiş veya kutsal olanla bir olmuş kişidir.

Patanjali daha ileri gider ve der ki; yogin, vairagya’nın en yüksek haline ulaşmış kişidir. Eski Hindistan’ın güneyinden, güney Madras bölgesinden olan Yogin Nathamuni’nin, dikkate şayan iki çalışması olduğundan bahsedilir – Yoga Rahasya ve Nyaya Tattva. Yoga -Rahasaya maalesef hiçbir zaman yayınlanmamıştır ama yazarının Nathamuni olduğunun kesinliğine dair yeterli kanıt vardır. Babam, ezbere bildiği Yoga – Rahasya’nın ilk dört bölümünü bana açıkladığı için çok şanslıydım. Krishnamacharya’nın öğretilerindeki karakteristik elementler, Asana’da nefesin kullanılması gibi, bu metinlerde kök buldu.

Babam Himalayalarda, Kailasha’da, bir buçuk yıl kaldığından bahsederdi, sonrasında Hindistan’ın kuzeyinde eğitim görmüştü. Ustasının adının Rama Mohana Brahmachari olduğunu söylerdi. Brahmachari, isminin bir parçasıydı ve evli olduğu, çok sayıda çocuğu olduğu için başka bir anlam ifade etmiyordu. Bu yüce yogin, babamı asana ve pranayamayı hasta insanlar üzerinde kullanma konusunda eğitmişti. Dedesi, Shri Vaishnava Sampradaya ismini verdiğimiz ve Narayana’ya bağlı olanları -alınlarında ayırt edici bir dikey işaret barındıranlar- birleştiren sistemin bir açaryası olduğundan; babam Vedantanın farklı değerlendirmeleri üzerinde detaylı bir şekilde çalışabilecek durumdaydı. Yaklaşık altmış yıl önce çalışmalarını bitirdiğinden beri öğrendiği her şeyi öğretmekten hiç vazgeçmediğini söylemeliyim.

Pudingin kanıtı yenmesinde olduğundan, onun bir yogin olmanın belli özelliklerini barındırıp barındırmadığını keşfetmek zorundayız. Şu anda kendisi 99 yaşında olmasına karşın, el üstü duruşu uygulayıp uzun süre bu pozda kalabilecek ve mahamudra’da veya padmasana’da oturarak pranayama pratik edebilecek durumda; ki bu oldukça etkileyici. Bu yaşta bile asana pratiği sayesinde formunu korumayı başarıyor. Yoga’da 3 olası yön vardır. Birincisinde -shakti krama diye adlandırdığımız- hem mental hem de fiziksel güç ve dayanıklılık önemlidir. Ben ortaokuldayken, su dağıtımının yapıldığı küçük bir kent olan Hyderabad eyaletinde bir ya da iki ay geçirdiğimizi hatırlıyorum. Yaşlı bir adamın başının üzerinde su dolu bir konteynır ve her iki elinde de su dolu kovayı her gün yaklaşık 5 kilometre uzaktan taşıdığını hala hatırlıyorum.

Yaşamda Bir Gün

Size babamın, bir ritüeli uyguladığı sıra dışı günlerinden birini anlatayım. Bu, Hinduların ebeveynlerinin yıldönümlerini kutladıkları detaylı bir ritüeldir. Adı Shraddha’dır. Kişi, önceki gece hiçbir şey yemez ve sabahında her zamanki gibi pujasını (dua/seremoni) yerine getirir. Sonra kastına bağlı olarak 3 veya 4 saat durmaksızın Vedik Şarkısını söyler. Sonra rahip gelir ve her şeyi kurallarda belirtilen şekilde vermekle yükümlüdür; yani babam seremoninin tek bir bölümünü kaçırmadan üç saat boyunca oturur pozisyonda kalır. Son olarak, brahman masada oturur ve babam Vedik Şarkı’ya devam eder, sadece diğeri yemeyi bıraktığında durur çünkü bu braham atalarını sembolize eder. 99 yaşındaki bu adamın mental gücünü hiçbir şey yememesine rağmen koruması ve sesinin tonunu tamamen net bir şekilde devam ettirmesi, rahibe karşı nazik tutumunu koruyup tüm ritüelleri gerçekleştirmesi inanılmazdır.

Gelin bir de öğretme şeklini inceleyelim. Hiç kıpırdamadan oturur; bu 60-90 dakika sürer. Sırtı hep diktir ve hafızası o kadar güçlüdür ki, bu genç halimde beni utandırır. Ramayana’dan şu veya bu bölümü ya da dizelerdeki, o ya da bu pasajı hatırlaması gerçekten kayda değerdir ve bu yaşta bu kadar hafıza gücünün olması şaşırtıcıdır. Bana Patanjali’nin Yoga Sutraları’nda üçüncü bölümün on üçüncü sutrası nedir diye sorsanız; bu bölümü sürekli öğretiyor da olsam bir an durup düşünmem gerekir.

Krishnamacharya’nın dini tavrı da bir diğer ilginç yönüdür. Her eyleminde, eylemin Tanrı tarafından istendiğine ve meyvelerinin de yalnızca Tanrı’ya ait olduğuna net bir şekilde inanır. Shri Vaishnava Sampradaya’nın iman üzerine bir tanımı vardır: her şey Tanrı’dan gelir ve Tanrı’ya geri döner. Örneğin, bir rahip geldiğinde, onun herkesten daha fazlasını verdiğinden emindir ve der ki; onlar yalnızca rahip değildirler, Tanrı’nın kendisidirler ve bu nedenle insanları memnun etmeye çalışırlar. Ve bunlar sadece söylenen sözler olarak kalmaz; arınmak için kullanılan safran, kâfur vb. içeren su ile kendini hazırlar ve özenle günlük ritüellerini gerçekleştirir ve bugüne kadar tapınaklarda gördüğümden çok daha fazla özen harcar. Sonuçta Adhyatmika krama kadar Shakti krama’nın da kendi örnekleriyle ve mümkün olduğunca hakkını verir.

Adhyatmika krama: spiritüel yaşamı geliştirmeye odaklanma

Sakti krama: yoganın, sakti veya siddhi, özel güçler geliştirmek için kullanılması.

Adaptasyonlar

Artık onun, Yogaya katkılarından bahsedebilirim. 1934’ten beri babam, kişinin Yoga’ya değil; Yoga’nın kişiye adapte edilmesi gerektiğini söyler durur. Bu adaptasyon kültür, yaş, cinsiyet, hastalık, ilgi alanı, uzmanlık alanı gibi konular üzerinden olmalıdır. Eğer bir kişi belli bir duruma adapte olma konusunda başarısız hissediyorsa, ısrar etmemelidir. Babam bana, Hindistan’da kalmaya karar vermesinin nedenlerinden birinin diğer kültürleri anlamakta zorlanması olduğunu söylemişti. Tabii bir başka sebep de, doğal olarak, Hindistan’dan bir brahman’ın okyanusu geçmemesi gerektiğiydi. Adaptasyon yoluyla, bireysel öğrenmenin geçerliliğini oldukça yükseltmiştir. Hiçbir varlık bir diğerine benzemediği için her bireyin ihtiyacına saygı göstermeliyiz.

Asana pratiği için çok önemli prensipler geliştirdi. Hala yeni pozlar keşfediyor – öyle ki yeni keşiflerini takip etmeye yetişemiyorum. Bir gün Khagasana’yı deneyip denemediğimi sordu. Bu ismi daha önce hiç duymamıştım. Dahası, pozları değiştiriyordu. Bana, pozların nasıl modifiye edilebileceğini, bacaklarımı nasıl kıracağımı, başımı nasıl döndüreceğimi, tüm basit ve komplike farklılıkları öğreten oydu. Bu, gerekli olduğunun kanıtı olabilir. Her pozu kişisel gereksinimlere göre modifiye etmek önemlidir. Ayrıca, destekleri ve yardımların kullanımını getiren de odur; böylece pozu uygulayan kişi, bu yardımlar olmadığında pozu yapamasa bile bu sayede pozdan fayda sağlayabilir. Buna örnek olarak: rulo halindeki bir kumaş üzerine oturma, bazı desteklerin üzerine oturma vb. verilebilir. Pozlarda nefesin kullanımının sınırlarını keşfetti; ki bu çok daha önemlidir. Nefesin, asana pratiğinde önemli bir rolü olduğunu keşfetti ve bunun üzerinde durdu. Nefesin derinliğini ve süresini değiştirerek, pozların kombinasyonunu kullanarak ve farklı nefes ritimlerini kullanarak pozları bireysel gereksinimlere göre modifiye etmenin mümkün olduğunu kanıtladı. Ona göre nefes, bir arabanın tekerleği gibidir.

Bağlantılı Asanalar

Bir başka önemli noktanın daha farkına vardı; bir asanayı tek başına değil, bir grup asana veya kombinasyonlar halinde yapmalıyız. Bu demektir ki; Pazartesi günü el üstü duruş, Salı günü omuz üstü duruş, vb. gibi yapmaktansa; asanaları bir cümlenin kelimeleri gibi birbirine bağlamalıyız. Aynı zamanda pratikriyasana, yerine geçen veya karşıt poz, konseptini bize kazandırdı. Her eylem bir tepki yarattığı için bu tepkilere bir karşılık bulmalıyız. Son olarak Vinyasa anlayışını geliştirdi; aslında öğretisinin başlangıcında, 1932’lerde, belli bir poza hazırlık veya belli bir pozdan çıkış için bir poz listesi vermişti. Farklı asanaları bir yapı halinde birbirine bağlamanın ardındaki fikir budur; böylece her poz kişiyi bir sonrakine hazırlar. Ve bu yapı, özellikle bunu ilgi çekici bulan çocuklar için oldukça önemlidir. Yetişkinler veya hastalar tarafından uygulanabilecek bir yapı olmamasına rağmen yine de bu yapıya inancı tamdır. Vinyasa fikri geçerliliğini hala korur: bulunduğumuz yerden başlamak, bir noktaya ulaşmak ve sonra olmamız gereken yere geri gelmek.

Ayrıca asananın Svadhyaya olması fikrini de öne sürer; bir başka değişle kendimize dair bir şeyler anlamamızı sağlar. Belli nefes teknikleri kullanıldığı takdirde, Pranayamanın asana ile başladığına dair sonsuz inancı vardır. Asana, sadece asana, yeterli nefes teknikleriyle birleştirildiğinde bizi pranayamaya yönlendirir. Krishnamacharya’nın Pranayama’ya en büyük katkısı; vaikhari gibi farklı tipler, farklı vrittiler, farklı karmalar ekleyerek Bahya Khumbaka’yı kullanması ve rechakayı veya nefes vermeyi vurgulamasıdır. Ayurveda’ya dair bilgisi sayesinde pranayamayı brahmana veya langhana kriya olarak kullanmıştır. Bandhaların kullanımı, Yoga pratiğinin en karmaşık yönlerinden biridir. Bandhalar üzerinde metinlerde dağınık halde bulunan birçok fikri doğru şekilde bağlamış ve pranayamanın belli noktalarında hangi bandhaların kullanılabileceğini belirtmiştir. Mula bandha konusunda kimsenin, onun kadar net olmadığını da eklemeliyim.

İlham

Bhavana fikrini uzun süre önce Pranayama uygulamasına eklemiştir. Çok çok uzun zaman önce demiştir ki; nefes almak ve vermek ve nefesi tutmak bir şekilde yüce güçle, Lord Narayana ile bağlantılıdır. Nefes almak Tanrı’nın ilhamı gibidir. Bu nedenle nefesi tutmak bir çeşit meditasyondur çünkü O’na yakınsınızdır; nefes vermek Tanrı’ya doğru bir adım atmak gibidir ve bu noktada nefesi tutmak kişinin kendini Tanrı’ya sunması gibidir. Mahamudra’nın kullanımını da basit ve pratik hale getirmiştir. Bugün çok iyi bilinen bir poz olmasına rağmen metinlere baktığınızda net bir açıklama bulamazsınız. Asana, nefes ve mudra yönlerini bir araya getirmiştir; günlük pratik edilirse hastalıklardan koruyacağını düşünür.

Yoga pratiği nadilerle – nabızla bağlantılıdır bu nedenle kalp atımının, uygulamanın doğru bir şekilde takip edildiğinin göstergesi olduğuna inanır. Eğer iyi ve uzun yaşamak istiyorsak nabzımızı yavaşlatmanın yollarını aramalıyız. Tabi ki bu, nabzın dakikada 130/140’lara yükseltilmesi gerektiğini düşünen aerobik (düzenli fiziksel egzersiz) bakış açısından farklıdır. Bana göre onun katkılarından bir tanesi de Yoga Sutra öğretisini pratikte kullanma şeklidir. Hatırlıyorum da Zinal’in ilk toplantısında Yoga Sutra kelimelerini kullandığımda, katılımcıların bir Yunan medeniyetinden veya bunun gibi bir şeyden bahsettiğimi düşündüklerini fark etmiştim. Ben bile bu kitabın, onla birlikte çalışmadan önce, Hindistandaki diğer kitaplar gibi gereksiz olduğunu düşünürdüm.

Güncellenen Görüşler

Gelin şimdi bazı önemli konular üzerindeki görüşlerinden bahsedelim. O, Yoga’yı net olarak sunan tek metinin Patanjali’nin Yoga Sutra’sı olduğunu düşünür. Raja Yoga’nın sadhana ile ilgili sıradan sözlerden oluştuğunu ekler; ‘önceki gün felsefenin kendisinin, ondan doğacak sonuçlarından daha ilgi çekici olduğunu okumamış mıydım?’ Diğer yandan, sadhana varsa; Raja Yoga, Bhakti Yoga’ya benzer hale gelir. Aynı zamanda yamalar ve niyamaların da, içlerinden iki tanesi dışında, bugün hiçbirinin anlam ifade etmediğini düşünür. Bunlardan birincisi satya niyama diye isimlendirilir (ne söyleneceği, ne söylenmeyeceği, kime söyleneceği, nasıl yazılacağı ve nasıl yazılmayacağı). Bu Satya Niyama’dır, kelimelerin doğru kullanımı. Bir diğer saygıdeğer niyama da ahara niyamadır – ne yenmesi gerektiği, miktarı, yaşa göre, mesleğe göre vs… Atalarımız, genç bir erkek çocuğun istediği kadar yemesi gerektiğine inanırdı. Ama bir sannyasin günlük olarak 8 avuç dolusu pirinçten daha fazlasını yiyemezdi.

Babamın Shat-kriya ve mudra konusundaki tutumu oldukça nettir. Bir kişi asanayı doğru bir şekilde, doğru nefesle ve doğru yiyecek kısıtlamalarıyla uyguladığında kriyalara gerek kalmayacağını düşünür. Ayrıca ona göre, kişi doshasını bilmediğinde, kriyanın kullanımı fayda sağlamaktan ziyade zarar verebilir. Özetle dosha, bir kişinin bünyesidir; şişman olabilir, soğuk algınlığına kolayca yakalanıyor olabilir; asitlikle sorunu olabilir veya gergin olabilir. Her insanın doshasında baskın bir özellik vardır ve kriya bu farklı bünyelere göre değerlendirilmelidir. Ek olarak der ki; vedanta bazen khecari, vajroli veya amaroli gibi mudraların yayılması nedeniyle Yoga’nın orada burada kullanımını uygunsuz bulur.

Kundalini hakkında da bazı belli görüşlere sahipti. Bu enerji, pranadır; bu güce Shakti veya Kundalini deriz ama aslında pranadır. Pranayama, nefes verme ve bandhaları vurgulayan ve bunu ilahi şarkılarla destekleyen tek etkili eylem yöntemidir. Diğer yandan kundalininin yükselmesi, büyük oranda kişinin zihin durumuna ve vairagyasına bağlıdır.

Belli Biçimler

Dhyana ile ilgili düşüncelerine gelelim. Dhyana belli bir zihin durumu olduğu için ve zihin sınırlı bir biçime sahip olduğu için, ötesindeki biçimleri kavrayamadığı için, desha (meditasyon nesnesi), nirguna değil; saguna olmalıdır. Sıradan insanlar dhyana için belli formlara, görsellere ihtiyaç duyar ve nirguna olan dhyana yalnızca vikalpa’dır.

Her insanın aile hayatını deneyimlemesinin önemini vurgular. Yalnızca temel bir aile yaşamı anlayışı sayesinde onun ötesine geçilebilir. Kendisine teklif edilen önemli acharya pozisyonlarını ailesiyle kalmak adına iki kere reddetmiştir.

Yoga ve Hinduizm arasında farklar olduğunun dile getirilmesini mümkün kılan kişidir. Yoga ve vedanta arasında temel bazı farklar vardır. Ve birbiriyle bağı şu şekildedir: Yoga, ilgilenenler için vedantaya çıkan yoldur. Vedanta çok fazla arama ve yansımaya işaret eder; kişinin bhakti geliştirmesini de gerektirir. Son olarak vedanta, jnana marga’dır ve yalnızca ashtanga yoluyla, jnana için gereken zihin durumunu geliştirilebilir.

Bu bizim Krishnamacharya ve Yoga’sına verdiğimiz değeri özetler. Yine de, ustayı ve öğretiyi kendinize göre değerlendirmek size kalmıştır. 




Yazan    : T.K.V. Deshikachar 
Çeviren : Dr. Manyavati Melis Altınay RYT 200

Kaynak : https://yogastudies.org/wp-content/uploads/My_Fathers_Yoga.pdf

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top