“Sağlık zenginliktir.

Zihnin huzuru mutluluktur.

Yoga yolu gösterir. V.D.Sarasvati”

Uzun bir süredir yoga yapıyor ve yaptırıyorum. Kendi deneyim, bilgi ve araştırmalarıma dayanarak derslerimde ve sonrasında bana sorulan birçok soruya bazı cevaplar ararken karşılaştığım kaynak kitaplar ve hocalar ile onlardan aldığım bilgiler ışığında “yoga derslerinde ne oluyor da insanlar şifa buluyor” un cevabını vermeye çalıştım. Belki böylece yoga yapıp şifa bulan birçok insana da cevap teşkil edecek, hatta yogaya başlamak isteyip de kafasında sorulara cevap bulamamış birçok kişide bu yazıdan böylece yararlanabilecek.

Elbette bu yazı, araştırdıkça daha derine girdiğim ve her an deneyimledikçe ve okuyup dinledikçe içinde kaybolduğum bir okyanus gibi olan yoga biliminin bir damlası niteliğinde.

 

(1) “Uruk kralı Gılgamış’ın ölümsüzlüğü araması gibi tarihin her döneminde insanlar ab-ı hayat, ambrosia, elixir arayışında olagelmişlerdir. Bu, Pradipika’da soma olarak geçer. Farklı toplumlarda ortaya çıkan farklı sağlık sistemlerinin altında yatan dürtü de budur. “

Yoga bir çeşit kendi kendini iyileştirme sistemidir, Hatha Yoga Pradipika’da “Soma” olarak ifade edilen bir çeşit (ölümsüzlük iksiri) anlamında kullanılan bu içeceğin dışarda değil, kendi içimizde olduğunu bilmektir. Yani insanı iyileştiren tek güç yine kendi içindedir. Bu gücü açığa çıkarmanın bir yoludur yoga. Yoga özgürlüktür, bedeninin sınırlarına rağmen, onun içinde kendi kendine yardım etme özgürlüğünü tatmaktır.

(2) İnsan bedeni biyolojik bir makineyse eğer, onu yöneten bu karmaşık biyolojik yapı, çalışmasıyla birbirini destekleyen, lenf, hormon ve sinir sisteminin tümünü içerir. Bu sistemlerdeki aksamalar, eksik ya da fazla salgı üretimi bu makinede farklı etkileşimler oluşturur. Oysa kusursuz bir psikoloji, yalnızca kusursuz bir biyolojik yapı ile ifade buluyorsa, o zaman bu karmaşık sistemlerin aralarındaki iletişimin sağlıklı kurulması yani koruyan ve besleyen bir lenf sistemi, hormon salgılayan salgı bezleri ve karmaşık sinir hücrelerinin arasındaki karşılıklı sağlıklı bir iletişimin olması anlamına gelir. Ve hatta tüm bunların insan davranışına olan etkilerini de eklersek, bir bilim dalı olan Biyo-psikoloji ile karşılaşmamız an meselesidir.

Batı dünyasının bakışına göre Biyo-psikoloji beynin ve nörotransmitterlerin davranışlarımızı, düşünce ve duygularımızı nasıl etkilediğini, zihinsel eğilimlerimiz ile olan bağlantıları analiz eden psikoloji dalıdır. Bu alan, temel psikoloji ve nöro-endokrinolojinin birleşimi olarak düşünülebilir.

Eğer Yoga biliminin nasıl iyileştirdiğine daha da yakından bakacak olursak o zaman işin içine biyolojik anatominin yanı sıra enerji beden anatomisi de girer, yani çakralar. Böylece yoga biliminden bakınca Biyo-psikolojik anatomi çerçevemizde genişlemiş oluyor.

Çakra Sanskrit dilinde bir terimdir, kelime anlamı: çember, tekerlek; psiko - fiziksel enerji merkezi anlamında kullanılır. Bedenimizde çakraların var olduğu yerlere denk düşen yerin yakınında bir sinir ağı merkezi olduğu gibi, salgı bezlerimizde bulunmaktadır.

Düzenli bir şekilde yoga asanalarını (duruş) uygulamak çakraları etkiler, yani bu da, sinir ağları ve salgı bezlerimizin de yaptığımız yoga asanalarından etkileneceği anlamına gelir.

Böylece yoga asanalarının çakralara, çakraların salgı bezlerine, salgı bezlerinin de zihin ve beden sağlığına etkilerini hissederken, biyolojik değişimlerin, psikolojik etkilerini yani Biyo-Psikolojiyi de daha iyi anlarız.

(3) ”Bilim tıp ve psikoloji yüzyıllardır muazzam gelişmeler kaydetmekle birlikte henüz kimse bedenle zihin ve zihinle ruh arasındaki sınırı belirleyebilmiş değildir. Onlar ayrılamaz, onlar birbirine girmiş karışmış birleşmiştir. Zihnin olduğu yerde bedende vardır, bedenin olduğu yerde ruh da. Ne var ki günlük deneyimlerimiz bu üçünün temelden ayrıldığı yönünde. Zihinsel bir etkinliğe daldığımızda bedenin farkında olmayız artık, bedenle meşgul olduğumuzda da ruhu gözden kaçırırız. “

Güncel tedavi anlayışımızda bir hastaneye gittiğimizde fark ettiğimiz gibi her alan ayrıdır ve gün geçtikçe de daha fazla ayrılmaktadır. Hastanelere eklenen ek binalarda bu ayrışmanın göstergesidir.

Oysa yoganın kelime anlamı bütünlemek birleştirmektir. Yoga yapıyor olmanın en büyük şifa gücü de bu bütünlükten kaynaklanmaktadır. İnsan, eksik parçalarını tamamladıkça bütünlenmiş hisseder.

(4) ”Asanaların da simyasal etkisinden söz edilebilir. İ.Ö. 2. Yüzyılda yogilerin baş üstünde durarak birçok rahatsızlığı aştıklarından söz edilir. Çünkü hareket ve duruşun dönüştürücü etkisi vardır. Nasıl sözle zihin dönüşüme uğruyorsa, hareket ve duruşla da beden dönüşüme uğrar.”

Burada, yukarıda bahsettiğim biyo-psikoloji bilimi ile yoga asanları arasındaki bağa simyasal bir bakış açısından yaklaşılmış. Her iki durumda, yani İ.Ö. 2. Yüzyılda da, yeni bilim olarak sunulan biyo-psikolojide de yoga asanalarını uygularken bedenimizde sadece bir bedensel egzersizin biyolojik etkilerinden çok daha fazlasının gerçekleştiğini görüyoruz.

Bir yoga dersinden çıkarken yenilenmiş, dönüşmüş ve tazelenmiş hissetmemizin nedeni de bu farkında bile olmadan gerçekleşen simya.

Yoga biliminde iyileşmenin gücü üzerine araştırıp yorumlar yapıyorsam eğer, bahsetmeden geçmemem gereken çok önemli bir başka konu da nefes konusu.

Nefes sınırlarımızı genişleten, özgürleştiren, insanı düşünsel ve duygusal anlamda açarak kabuğunu kırmasını sağlayan, doğal akışında ise bedene ve zihne şifa veren bir güçtür. Hastalığın ve erken yaşlanmanın sebebi hücrelerin oksijenle yeterli seviyede buluşamamalarıdır. Canlılığın ve iyi olma halini devam ettirmenin en önemli şartı, nefesle yeterli oksijen alabilmemizle ilgilidir. 

(5) ”İnsan dünyaya geldiğinde ilk nefesini alır; giderken de son nefesini verir. Yaşam nefes almak üzerine kurulmuştur. Yaşamdaki bütün deneyimler nefes örüntüleriyle karşımıza çıkar. Yapılan en küçük bir hareket bile nefesin değişmesine neden olur: Bir kitabı kaldırırken farklı, koşarken farklı, uyurken farklı nefes alınır. Çoğu insan nasıl nefes aldığının, hatta nefes alıp almadığının bile farkında değildir. Ne zaman ki nefes almakta zorlanır, ancak o an nefesin varlığını kavrar. Elbette, nefes almadan yaşanamayacağını da bilir. Nefes görünmez ama asal bir bütünlüktür. O halde diyebiliriz ki insan bedeni nefes almak üzerine tasarımlanmıştır.”

Nefes, yoga duruşlarında bedenin hareketini ve zihni birbirine bağlarken kullandığımız bir araç vazifesi görüyor, yani odaklanma. Yaptığımız eyleme bir farkındalık kazandırmak ve algımızı tamamen yapılan bedensel hareketin içinde tutmak için. Yoksa televizyon izlerken de yoga asanaları yapılabilir, ancak beden asanayı yaparken oluşan hislerini algılayamayacaktır. Algı televizyonda olunca farkındalıkda tv de izlediğimiz program ile sınırlı kalalacaktır. Bu durumda sadece kas ve eklemlerimi hareket ettirmiş, ancak nefesimizi bilinçli kullanmadan bunu yapmış ve böylece hiçbir farkındalık katmamış olacağım. Nefes alıp verdiğimin farkında olarak yoga asanalarını, meditasyonu ve gevşemeyi yapmak bizi, anda tutmanın ve yaptığımız eylemin içinde olmanın en güvenli yolu olarak daima yerini koruyacaktır. Eğer eylemlerimizde nefesimizde odaklanamazsak zihin ya geçmişte ya da geleceğe giderek ansal farkındalığın dönüştürücü gücünden yararlanamayacaktır. Yoga yapmak bu aşamadan itibaren yapmak değil olmak anlamına gelir ki, bu da hissetmektir. Hissetmeye başladığımızda varlığımızın en derin doğasıyla karşılaşmaya başlıyoruz ki, bu da en derin iyileşmedir.

Ben yoga yapmayı her zaman sağlıklı, uyumlu ve dengeli bir yaşam biliminin anahtarı olarak gördüm.

(6) Yoga Sutra’da (II,46) sağlam, dengeli ve hoş diye tanımlanan ve iyi bilinen yogin duruşunu (sthirasukham) ifade eder.” Çünkü sadece yoga asana uygulamak bile sağlam, dengede ve hoş bir beden ve zihin durumu içinde kalmaya davet eder bizi. Yaşamın stresli akışına kaptırıp, kendimizi koy verip gitmemizi değil, yaşamamızı salık verir yoga bilimi.

Hariom tat sat

Fatma Nur Kayral

 

 

 

Yarararlanılan kaynaklar:

 

1- Gılgamış’ın Öğrettiği ya da Yoga Bir Panacea mıdır? / B.Ercan Mayıs -2017 

2- Yoga / Dada Ach. Hiranmayananda Avt. S: 45,46

3- Yoga ve siz / b.k.s. İyengar s: 87

4- Suryadan Patanjali’ye Yoga / B. Ercan s: 160

5- Nefes ve Oyuncu/Doç. Dr. Levent Suner / A. Ü. DTCF, Tiyatro Bölümü, Oyunculuk Anasanat Dalı

6- Yoga Ölümsüzlük ve Özgürlük / M. Eliade / s:83

 

 

 

Go to top