Bazen bir haller oluyor bana… İç sıkıntısı gibi ama değil… Depresyon gibi ama değil… Ağlamak istersin, bilinmezin verdiği çaresizlikle ama çıkmaz gözyaşları yuvalarından…

Acıklı şeyler dinlersin, izlersin yine de olmaz… Musluklar bir türlü akmaz…

Bu modda debelendiğim birgün, sonbaharın da etkisi olabilir… Evde kendime önce bir zencefil çayı yapip, sonra gözüme ilişen Patanjali’nin Sutralar kitabından rasgele bir sayfa açtım ve sesli bir şekilde okumaya başladım. Sutralar, deneyimden bahsediyor. “Evren, deneycinin kendisini deneyebileceği düzeyde mevcuttur ve kişi ancak bu sayede kurtulabilir” Sutraları okudukça anlam arayan aklımı sakinleştirdim…

Sonra yoga matıma geçip, Mercan Dede eşliğinde, bedenimi salınıma bıraktım… Urdhva hastasana ile umudu alıp içime, uttansana ve ardha uttanasana ile köklerimden gelen enerjiyi aktardım bedenime… Ardha muka svanasana ve plank ulolaları ile umudu ve enerjiyi yaydım hücrelerime, yer değiştirsinler diye hüzün ve karmaşa ile… Eka pedasız olmazdı bu sekans, biriken duygular yüzeye vurdu nefes eşliğinde… Paschimottanasana ile öne kapanıp, savasanaya bıraktım bedenimi… Titreşimli bir savasanadan sonra, meditasyona geçtim. Nefes ve titreşimler tüm bedenimi kaplamıştı artık… Ve musluklar da kendiliğinden akıyordu…

İnsan meditasyon yaparken ağlar mı ya?...

Ağlar imiş sebebsiz yere…

Go to top