Uzun zamandır derslerime gelen bir öğrencim eşime ‘Sine, güvendiği kişilerin onun arkasından neler söylediğini bir bilse’ diyerek bir mail atmış.

Eşim bunun kendisine neden yazıldığını hiç anlamadığından ve de ardında bir şey aramadığından maile ne cevap vereceğini bilmediğinden bana söyledi.

Bunu duyunca o mailin nedenlerini tahmin ettiğimden üzerinde biraz düşündüm; böyle bir şeyi öğrenci öğretmenine ( ya da arkadaşına) neden söyler? Hatta öğretmenine söyleyemediği için onun eşine neden böyle bir şey yazmak ihtiyacı hisseder? Asıl söylemek istediği nedir? Bunu söylerken kendisi hakkında verdiği ip uçları nelerdir? Böyle durumlarda ilk referansım ‘Psikodinamik Terapi’ okuduğumdan hemen Winnicot oldu; Winnicot gerçek benlik ve ideal benlikten söz eder; şimdi bu aktarım sonrası benim kendilik ve benlik kavramlarına neden geldiğimi anlatmayı ve bu açıdan bakarak öğretmen- öğrenci ilişkilerine yeniden göz atmayı deneyeceğim.

Gerçek benlik kişinin kendisi ile olan ilişkisi, kendisine dair sosyal algısıdır. İdeal benlik ise olmak istediği kişiye aittir- idealindeki benlikte ise olmasını istedikleri vardır; ulaşılması zor hayaller, pişmanlıklar ve hayranlıklar içerir. Basit bir örnekle:  Bir yoga hocası olarak benim kendimi Guru sandığım gün ideal benliğim gerçek benliğimi esir almış demektir. Gerçek benlik sıradan bir yoga hocası olduğunun farkındadır. İdeal benlik ise daha fazla istemektedir. Horney’e göre benlik tutarsızlığı olan insanlarda ‘kusursuz görünme isteği’ ağır basar, kendi benliğinin fark edileceğini hisseden ideal benlik, kusursuz olmadığını hissederek korku yaşayabilir ve bu korku ile atağa geçebilir. Freud ise ‘hayat kolay değil’ der; çünkü ‘ben’ hayatın tam ortasındadır. Ego’nun komutanı id, süper ego ile kuşatılmıştır- kendimizi korumak için atağa geçmek, kendini yükseltmek için istemeden de olsa kırıcı olabilmek ‘hayat zor’ olduğundandır. Şimdi bunun yoga ve/ya yoga öğretmenliği ile ne alakası var diyebilirsiniz.

Yoga öğretmeni sınıfa girdiği andan itibaren derse katılan her öğrencinin emniyetini göz önünde bulundurmak, fiziksel olarak onu koruyarak farkındalığı henüz gelişmemiş bedenlere yoga asanayı öğretmek ve onu yoga yoluna davet etmekle yükümlüdür. Sınıfa girdiği andan itibaren öğrencinin gözü yoga öğretmeni üzerinde, kulağı ise onun söyledikleri ile doludur. Öğrenci ilk aşamalarda hayranlık- kızgınlık- öfke- saygı- huzursuzluk- rahatsızlık- gevşeme- esneme- zihin çalkalanmaları gibi karmaşık duygular yaşayacaktır ve de bunu hemen orada var olan öğretmenine bağlayacaktır. Bu doğal süreç içinde zamanla kendisinin ‘onun gibi’ olma isteği ya da ‘olmama’ isteği ağır basabilir. Kendisinin daha da iyi olabileceğini hayal ettiği gibi, zaman zaman kendisini ileride guru/yogayı yayan kişi/ bak ben olmasam buraya zaten kimse gelmezdi gibi çeşitli duygu ve fantezileri devreye sokabilir ki burada ideal benlik dediğimiz olgu oluşmaya başlar.

Elbette ideal benlik ve ego bu dünyada var olmamızı sağlayan olgular. Yama ve Niyama’ları çalışarak yoga yolunda ilerleyen bir öğretmen bunların var olduğunu gözlemler, inceler ve fark eder ve yıllarca yaptığı çalışma ve pratiklerle bunları dengelemeye çalışır- ki bu bir ömür sürecek bir süreçtir. Bir yoga öğretmeni 3 Guna’yı çalıştığı için de zaman zaman sizi konfor alanına çağırır, zaman zaman oradan silkeleyerek çıkarır ve zaman zaman yaptığınız bir çok şeyi siz hazır olana kadar size bildirmez. Zor dengeleri elinde tutabilmesi gerekir yoga öğretmeninin. Tüm bunları başarmak ya da o yolda yürümek için dahi kendisi ile algıları sürekli çalışması gerekir yoga öğretmeninin.

Yoga öğrencisi ile ilişkiler de kompleks olabiliyor bizim coğrafyamızda; arkadaş/dost- öğretmen- öğrenci sınırları bazen siliniyor. Bunun örneklerini özellikle İstanbul’da birden çok kez yaşadım dolayısıyla bir öğrencinin arkamdan ve hatta yüzüme söyleyecekleri konusunda epeyce deneyimliyim. Öğrenci- arkadaş ikilemi ancak var olan kişilerin bulundukları makama saygı duyarak var olmaları halinde çözülebilir. Yoga salonunda öğretmen dışarıda arkadaş olunabilir, bunun dengesini bulmak dahi yıllar alabilir. Bizim yoga stüdyomuz evimizde olduğu için bu sınırları çizmekte epeyce zorlandık İstanbul’da ve sonra oluşuna bıraktık. Çok hatalarım oldu, çok hatalar gözlemledim ve her birinden bir şeyler öğrendim. Hocalarımızdan Manuoso Manos örneğin bir keresinde, öğrenci size bir gün hayranlık duyar, ertesi gün sizi unutabilir demişti. Bu son derece yerinde yorumu bir kaç kez kişisel olarak deneyimlemişimdir.

Bu durumda kendi benliğim ile barışık yaşamaya çalıştığımdan ‘güvendiğim diğer öğrenciler’ in arkamdan ya da önümden ne söyledikleri konusunda mümkün olduğu kadar kişisel almadan ve alınmadan hayatıma ve yoga öğretmeye devam ederim. Yoga’nın amacı insanı özgür kılmaktır. Uzun zaman yoga yapmış ve hayatını yoga ile devam ettiren birisi için bu özgürlük sonuçta hayatın her yönüne yayılır. Öğrencinin sizi sevmesine ya da sevmemesine kayıtsız kalabilir, popüler olma yolunda kendi benliğinizdenden ödün vermemeyi öğrenebilir, güçlü duygulardan bağımsız olabilir, yanlış yaptığınızda özür dileyebilir, düzmece olgunluklardan, var olmak için kendilerine ihtiyaç duyan kişileri himaye altına alıp onlara bakar gibi yaparak kendinizi ‘iyi hissettirmek’ten yoga sayesinde uzaklaşabilirsiniz. Yoga öğretmeni olmak her zaman söylediğim gibi sadece daha iyi bir öğrenci olmak demektir.

Bu yazıyı yıllardır yoga eğitmeni ve öğretim görevlisi olarak şahsıma yapılmış bir kaç unutulmaz yorumla gülerek bitirmek istiyorum.

‘Hocam yüzünüzden hoşlanmıyorum’ (Bilgi üniversitesi, Mimarlık Fakültesi 1. Sınıf öğrencisi - dersi daha ilginç hale getirmek için ne yapmamı istersiniz sorusu üzerine)

‘Söylediğiniz hiç bir şeyi anlamıyorum aslında’ (Yoga öğrencisi - İngilizce konuşmamda mağdur olup olmadığını sorduğumda)

‘Hadi, hadi saat kaç oldu, başlaman gerekiyor’ (saat 09.01- öğrencime bir açıklama yaparken bir başka öğrenciden yorum)

‘Aaaaa ne giymiş bugün böyle?’ (Bilgi üniversitesi, Mimarlık Fakültesi 1. Sınıf öğrencisi- sınıfa girdiğim an)

‘Ne o öyle göbek yapmışsın?’ (yoga öğrencisi- asana gösterirken)

‘Yıllardır x/y/z asanasını yapıyorum düzeltmedin’ (Yoga öğrencisi)

Bu komik liste rahatlıkla uzayabilir, anlatmak istediğim öğrenci- öğretmen ilişkilerinde eğer Yama ve Niyamalar hakim olursa ve kişi kendi egosu (ve hatta kendisi) ile azıcık bile barışık olsa iyi ya da kötü hiç bir yorumun üzerinde durmadan, benliğine dokundurmadan yoga yoluna devam edebilir.

Namaste

  

Go to top