Bir keresinde menopoz kapımı çalınca diye yazmış, apartmanın girişinde pusu kurmuş bekliyor demiştim.

Meğerse apartman girişinde falan değilmiş, gelmiş salonun orta yerine kurulmuş yüzsüz, görmemek için kafamı çeviriyorum, her seferinde göz göze geliyoruz, pis pis sırıtıyor sinir oluyorum. Biraz zaman diyecek oluyorum, sorun zamanda değil, yumurta rezervlerin tükendi, kendini hazırla bu sürece diyor. Sorun hazır olmak ya da olmamaktan çok kabul etmekle ilgili, haklı olduğunu biliyorum yine de içten içe reddetmek eğilimindeyim.

Kendi kafamda menopoz bir sınırı geçmek, iyice büyümek demek, kabul etmek istemediğim bu, yoksa bu saatten sonra çocuk doğurmak niyetinde falan değilim. İstemeden de olsa kabullenme evresindeyim, östrojenlerime veda etme zamanı geldi, çattı, menopozla, kendime bir orta yol bulmaya çalışıyorum. Düzenli olarak kontrollerini yaptıran biri olarak, doktorumla konuşuyorum, yolun çok başındasın diyor, yaşadığım sürecin nasıl devam edeceğini açıklıyor içinde bulunduğum durum menopoz öncesi diye adlandırılıyor, bu daha başlangıç diyor.

Korkuya kapılıyorum, ne yani ben bu belirtilerle yıllarca mı boğuşacağım diye soruyorum, gülüyor, düzenli olmasa da birkaç yıl daha kanayacaksın, kafasına göre takılacak, bir gelecek, iki gelmeyecek (tabi ki kendisi böyle ifade etmedi) bir birinizle yaşamayı öğreneceksiniz. Kendini nasıl hissediyorsun diye soruyor, içimde bir yanardağdan çok, su ısıtıcısı varmış gibi hissediyorum, menopoz düğmeye basıyor, ufaktan ısınmaya, sonra kaynamaya başlıyorum, sonra ısıtıcı kaynama noktasına ulaşınca düğme tık diye atıyor, alev içimden çıkıp gidiyor, bereket diyorum saniyelik bir süreç geldiği gibi gidiyor, daha uzun sürse dayanılamayabilir, alışacaksın diyor. Bu ateş basmalarıma şahit olanlar tedavisi var, tedavi ol diyorlar, dışarıdan östrojen almayı kabul etmiyorum, ilaçla tedaviye karşıyım, doktorum asla önermiyor ve alınan ilaçların meme kanseri riskini arttırdığı kanıtlanmış bir gerçek, benim bu süreci atlatmaya gücüm yeter diyorum.

Menopozumla iyi geçinmeye karar veriyorum, nereye gitsem gölgem gibi peşimde madem, ben problem çıkarmayacağım, kabul etmek ne kadar zor olsa da hayatımın başka bir dönemecine gelmişim, bir sınır çizgisinin tam üzerindeymişim gibi geliyor. Sanırım birkaç yıl daha çizgi üstünde kalacağım, bereket diyorum yoga yapıyorum, daha sıkı sarılıyorum pratiklerime haftanın neredeyse yedi günü matımın üzerindeyim kimi gün altmış, kimi gün seksen dakika tek başıma ya da öğrencilerimle akışa kapılıp gidiyorum.

Ruhuma ev sahipliği yapan bedenime iyi bakmam gerek, bu beden sağlıkla ayakta olmalı ki ben yaşamıma rahatça devam edebileyim, menopoz döneminde kadınların sorunlarından biri bedenin deformasyonu, yoga yaparak buna engel olmak mümkün, bedeni iyileştirmek, tedavi etmek mümkün, ben buna şahidim. Matımın üzerine çıktığımda aldığım her nefese ve sağlıkla orada olduğuma şükrediyorum, beni yoga yoluna yöneltenlere, bana rehber olanlara ne kadar teşekkür etsem az gelir. Yogayı hayatıma dahil ettiğim ve yolumdan dönmediğim için kendimi kutluyorum. Bana her daim ben gerekliyim, bakıyorum su ısıtıcısı fazla çalışıyor matımı alıp kendimi deniz kıyısına atıyorum, esen rüzgar ve dalgalar bana eşlik etmeye gönüllü, ben onlara minnettar.

Menopozum ve ben öğreneceğiz zamanla bir arada durmayı, şimdilik kendisine çok yüz vermesem de dedim ya kendisi yüzsüz, umursamıyor kendisine tavır yapmamı, sırıtarak yanımda dolaşıyor, mutlaka bir gün alışacağım, başka seçeneğim yok, ben güçlüyüm menopoza pabuç bırakmayacağım, nasılsa bir gün geldiği gibi gidecek.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.
Namaste  

Go to top