Hayatım boyunca çok planlı biri olamadım (önce iki tane üst üste, yıllar sonra gelen üçüncü çocuğa bakıp bunu daha iyi anlayabilirsiniz sanırım) ama her zaman disiplin ve üzerime aldığım her işin sorumluluğu ile hareket ettim.

Çoğunlukla disiplin ve plan birbirlerinin tamamlayıcısı gibi gözükseler de aslında tek başlarına da olma lüksüne sahipler.

Ben, disiplinim ve plansızlığım geçinip gidiyoruz. Çünkü yaptığım planlardan sapmak, başka yollara düşmek gibi bir huyum var. O yüzden plan yapmaktan çekiniyorum, bu plansız hallerim beni ne daha tembel ne de daha az işlevsel bir insan haline getiriyor. Yoga eğitmenlik hayatımda altı yılı geride bırakırken ilk ders vermeye başladığı zamanlarda yazıp çizdiği derslerle sınıfa giren ve hazırladığı onca asanadan bir hareket bile hatırlamayan, yetmiş dakika akışta sürekli saatini kontrol eden o telaşlı kadına bakıp gülümsüyorum. Gülümsemem gözlerime ulaşıyor, yalancı bir gülümseme gibi dudaklarımda kalmıyor; “ah kadın” diyorum “plansızlığınla ama hep disiplininle geldin o yollardan buralara ve yol sana müsaade ettikçe biliyorum ki devam edeceksin”. Dersler yetmiş beş dakikadan, seksen, doksan dakikalara zahmetsizce çıkarken ve içimden geçen duruşlar, dışımda asana haline dönerken, o akış koca bir nehir gibi beni ve öğrencilerimi üzerinde taşır. Hiçbir ders aynı değildir, hiçbir hoca birbirine benzemez, her hoca kendi içinden o asanayı çıkarırken, ona kendinden bir şeyler ekler ve hoca kendi içinde bir düzeni yakalar.

Onca eğitimin oluşturduğu birikimle ve öğrendiklerimle, öğrencilerimle buluştuğumda, o sınıfın içinde sadece bizler varız, yoga var, nefes var. Birlikte yakaladığımız akışla aynı enerji ile bir oluveriyor, o stüdyoda tek oluveriyoruz. Akışın kolaylığını hocanın becerikliliği kadar sınıfın enerjisi ile ilgili olduğunu geldiğim yollarda edindiğim tecrübelerle öğrendim. O yüzden küçücük gruplarla çalışmayı hep sevdim. Altı yıldır birlikte yoga yaptığım altı öğrencim var, hiç yan çizmeden düzenli olarak derslerime geliyorlar. Ve biliyorum ki aslında yogaya geldikleri kadar beraber yakaladığımız bu enerji içinde geliyor. Plansız hocaları ile yakalayacakları akışı merak ederek aynı yerde, aynı amaçla buluşuyoruz. Plansız olmam, disiplinli olmamı asla etkilemedi, ben plansız olsa da disiplinle her zaman o stüdyodayım. Bu anlattığım plansız durum vinyasa için geçerli, yoga terapi dersleri yaparken o plansız kadını dersin hedeflediği bölge için disiplinle çalışırken buluyorum. Yoga terapi derslerimde yaptığım ders planının dışına çıkmamayı hala öğrenmeye çalışıyorum. Şöylede bir şey var ki terapi derslerinde notlarıma bakmam her zaman mümkün, ben ara sıra hareketi göstersem de öğrenci genellikle sesimle yönleniyor. Ben öğrencimi izliyor, düzeltiyor, dinlendiriyor, arada notlarıma göz atıyorum. Terapi derslerimde her zamanki plansız, programsız halinin dışında bir başka kadınla buluşuyorum ve o halin içinde olmayı da öğrenmeye çabalıyorum. Ama akış derslerine geçtiğimde, geri ışınlanıyorum plansızlığıma ve böyle bir planlı, bir plansız derslerim arasında gidip geliyorum.

Yoga bir disiplindir ve o disiplinle kalmak plan yapmaktan çok önemlidir. Yolunuz planlı ya da plansız yogaya çıksın. O yolda disiplinle kalın.

Hoşça kalın. Namaste.

Go to top