Yogada ilerlemenin sırrı pratikten geçiyor, her işte olduğu gibi zahmetsiz emek mümkün değil.

Pratiklerini öyle saatlerce falanda yapman gerekmiyor, her gün yapabildiğin kadarıyla kendindeki ilerlemenin ya da yapamadığın zaman kendindeki geri dönüşün farkına varıyorsun. Kendi inancın için yaptığın ibadette olduğu gibi, yogada da pratiğin sadece kendi iyiliğin ve sağlığın için. Çok farkında olduğum bir şey var, aslında bu farkındalığı hayatıma yoga biraz daha fazla yerleştirdi diyebilirim, biz insanlar suiistimal etmeye çok müsaitiz, en çokta kendimizle ilgili olan konularda çok güzel yan çizer, sonra ufaktan gelen pişmanlık sinyallerini görmezden gelmek için bayağı emek harcarız. Görmezden gelmeye harcayacağımız emeği yapacağımız işe versek, içimiz de dışımız da daha rahat olacak ama bazen tembellik gelip üstünü bir battaniye gibi örtüyor ve sen onun içinde miskinlikle kalıyorsun.

Bu yaz benim için oldukça yoğun bir yazdı. İnziva, düğün, nişan ve sonrasında bol tatil derken bir akşam gün sonu raporlarını kontrol ederken hiç yoga pratiğimin olmadığını fark ediverdim. Bir koşturmacanın içinde kaybolmanın ve kendini ihmal etmenin ne kadar kolay olduğunu bir kez daha anladım. Pratik düzenim bozulmuş ve bedenim katılaşmaya başlamıştı bile. O panikle mata çıktığımda daha fazla endişeye kapıldım. Arka bacak kaslarım en basit harekette “Sibel ne yapıyorsun?’’ diye bağırmaya başlıyorlardı. Yıllardır yoga yapıyor olmanın, pratiklerini aksattığında sana bir faydası olmuyordu, bazen bunu biliyor olmakta bir işe yaramıyordu. O yüzden kendini matının üstüne taşıyıp asanalar ve nefesin ile buluşturman acilen şarttı. Sen yeter ki kararlı ve disiplinli ol çünkü kendi pratiğin için sadece bunlar yetiyor. Pratiğinin senin üzerindeki olumlu etkileri vazgeçilecek ya da göz ardı edilecek şeyler değil. Adım adım çıktığım yoldan, koşar adım geri dönme ihtimalim olduğunu bu yazın rehavetinden sıyrıldığımda daha net gördüm. Mata çıkıyorum, yumuşacık akışlarda bile kasılıyorum, kendi kendime “Dersler başlıyor, öğrencilerinin karşısına bu halde mi çıkacaksın?’’ diye soruyorum. Ama biliyorum ki zorlamanın manası yok, bedenin sana müsaade ettiği yere gidebilirsin, ondan ötesine geçmeye çalışmak benim bedenim için sakatlık demek. Sabırla ve disiplinle pratiklerime dönüyorum, asanalar ve nefesimle bir araya geliyorum, içimde bir yerlerden “Gördün mü bak kendine ne yapmışsın’’ diyen iç sesimi gayet net duyuyorum. Başkalarından değil, pratiklerimi ihmal ettiğim için kendimden utanıyorum.

Hayatım tatil koşturmacasından, normal rutinine döndü, bende kendi pratiklerimle, okuldaki derslerime büyük bir mutlulukla döndüm. Tembellik battaniyesi ile örtünmüş kadın, kendi kendini sürekli daha hızlanması için rahatsız ediyor. Öyle orada burada yayılıp kalmak yasak, kendi pratikleri, dersleri evin sorumlulukları ve yeni dönem için ders hazırlıkları başladı.  Ben kendi evimin ve adanın huzuru ile kendi disiplinime geri döndüm, ders olsun olmasın o matın üzerine her sabah düzenli olarak çıkmak bir zorunluluk değil, kendi iyiliğim için bir gereklilikti. Yogama tekrar sıkıca sarılmak bana iyi geldi ve yoga ile kaldığımda kendimdeki iyilik halimin nasıl arttığını bir kez daha fark ettim. İnsan olmak böyle bir şey; hiç istemeden bile olsa sana iyi gelen bir yoldan kolayca sapabiliyorsun. Bu yaz bana bunu çok güzel öğretti, öyle yetmiş beş gün tatil yapıp toplamda on gün, bilemedin yirmi gün pratik yapmak, geriye düşmek için fazlasıyla yeterliydi. Önce kendi pratiğini yap, geriye kalan işler için daha çok gücün olsun ve içindeki “Bugün de bir şey yapmadın!’’ diyen iç sesin sussun. Kendi pratiğinin içinde kaybolup, iyilik halinle buluşmak en büyük ödülün olsun. Çık mata, bul o halini, yoga ile kal, derin bir nefes al.

Sağlıkla kalın.  Hoşça kalın. Namaste

Go to top