Yoga yaparken kaçımız iç dünyamızın gerçekten farkındayız? Dün sorunsuzca yapabildiğin baş üstü duruşu neden bugün yapamıyorsun?

Dün yirmi nefes kaldığın pozda neden bugün on nefes bile bu kadar zorladı? Bugün neler oldu? Ne hissediyorsun? İhtiyacın olan ne?

Yoganın bütüncül doğası gereği fiziksel bedende ruhunu ve zihnini gözlemleyebilirsin. Bazen mata çıkarsın ki bu iyi bir şeydir. Fakat o da ne? Nefesin hızlıdır, kontrol edemezsin; sen kontrol etmeye çalıştıkça daha da bozulur nefesin düzeni. Bir türlü sakinliği bulamazsın nefeste. Peki bugün diyafram kapasiten mi daraldı bir anda ya da akciğerlerin mi küçüldü? Tabi ki hayır. Sorun zihninde. Nefesin sana seni fark ettirmeye çalışıyor. Ben her zamanki gibi değilim çünkü zihninde bir sorun var diyor. Zihnin hızlı olduğu için bende yavaşlayamıyorum diyor. Sen bunları duyamıyorsun, aldırmıyorsun nefesine, devam ediyorsun. Isınmaya çalışıyorsun, açmaya çalışıyorsun. Ama bir tuhaflık var. Seni rahatsız eden bir şey var. Kasların çok gergin. Sen uzamaya çalıştıkça direniyor kasların sana. Zorlayıp zorlamamak arasında gidip geliyorsun. Peki bugün kasların mı kısaldı? Tabi ki hayır. Sorun zihninde. Çok stresli ve gerginsin, bu şartlar altında gevşeyemiyorum diyor kasların sana. Üstelik düzenli bir nefes alışverişin olmadığı için yeterli oksijen alamamaktan da şikayetçi. Tamam öyleyse en azından güneşi selamlayayım diyorsun, devam ediyorsun. Savaşçı I’e geldi sıra. Dur bir dakika! Vay canına, savaşçı pozlarında ne kadar da iyisin! Nasıl da seni tamamlıyor şu an. İhtiyacın olan bu muydu acaba? Kalsan mı bu pozda uzun uzun? Tamamlar mı seni sana? Derken Savaşçı II’ye geçiyorsun. Çok güzel, çok rahat. Ama turu tamamlamak istiyorsun. Ne yapsan acaba? En iyisi Savaşçı III’e geç öyle devam et turuna. O da nesi? Geçemedin, olmuyor. Aa hayır, hadi odakla gözlerini bir yere yavaşça kaldır tek bacağını yukarı. Yine olmadı. Neden dengede duramıyorsun? Tekrar... Ve yine olmadı. Peki sorun ne? Daha dün yapmıştın. Dünden bugüne ne değişti? Hayatının neresinde bir dengesizlik var? Bedenin seni korumak için mi dengede kalamıyor şu an? Belki de düşecektin, bir yerini incitecektin. ‘Dur!’ diyor bedenin sana. Merkezinden ayrıldın, odağını şaşırdın, dengeni kaybettin; bu koşullar altında beni zorlama diyor. Senin dengeni sen sağlayabilirsin, ben sadece organlar bütünüyüm diyor. Ekliyor bir de, “lütfen dengeni bulduğunda beni dengelemeye çalış.”

Bütün bu olanlar da ne? Bedeninin içinde kim var? Neler oluyor? Vazgeçiyorsun, uzanıyorsun ceset pozuna. Bir bir düşünüyorsun. Nefesini, içindeki savaşı ortaya çıkaran savaşçı duruşunu, dengesizliğini. Aslına bakarsan belki de düşünmüyorsun bile. Matta gördün hepsini çünkü. Sadece nefes alıyorsun. Belki yükseliyorsun mattan. Yerdeki ceset sana ilham veriyor. Şansın varsa zamansızlık ve mekansızlık kucaklıyor seni. Halleşiyorsun evrenle, bütünle... Ve burun deliklerinden giren tertemiz bir havayla beraber alçalıyorsun. Bedenin, dengen ve tüm evren seninle...

Go to top