Omurga sağlığı ile ilgili bu yazı bilimsel bir yazı değildir, bu konu ile ilgili okumuş olduğum makalelerin basit bir derlemesi, hekim ve fizyoterapistlerle birlikte skolyozu olan insanlarla çalışmış bir yoga terapi eğitmeninin tecrübeleridir. Lütfen yazıyı bunu bilerek okuyunuz!

Yoga Terapi Eğitmenleri, hekim ya da fizyoterapist değildir (tabi ki bu iki meslek grubundan yoga terapi eğitimi alanlarda vardır), teşhis koyamazlar, sadece bazı durumlarda tecrübelerine dayanarak sizin kontrol için bir hekime görünmeniz için tavsiye verebilirler. Tedavi edemezler, tedavi kısmında hekime ve fizyoterapistlere destek yardım sağlarlar.  Skolyoz (scoliosis) Latincede eğrilme, eğrilik anlamına gelir, omurga eğriliğini ifade eder. Bel ve göğüs bölgesindeki eğrilikler daha sık görülmektedir, her iki bölgede birden de eğrilik görülebilir, bu yüzden “C” ve “S” skolyoz diye adlandırılır. Ne kadar omurga eğriliği olarak adlandırılsa da zaman içinde bütün bedenin dengesinin bozulmasına neden olur. Skolyozun, başlangıç yaşı ve ilerlemesi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Erken dönemde fark edilmesi halinde, çoğu vakada cerrahi bir müdahale olmadan tedavi edilmesi mümkündür.

Skolyoz iki şekilde sınıflandırılır. Birincisi yapısal olmayan yani duruşla ilgili (postural) skolyoz, diğeri yapısal skolyozdur. Yapısal olmayan skolyozun tedavi edilmesi daha kolaydır. İki şekilde sınıflandırılan skolyozun üç türü vardır. İlki “idiopatik skolyoz” olarak adlandırılan ve nedeni bilinmeyen omurga eğrilikleridir. İkincisi “nöromüsküler skolyoz” dur ve bu türe kas ve sinir hastalıkları neden olmaktadır. Üçüncü tür olan “konjenital skolyoz” a ise anne karnındaki bebeğin gelişimi sırasında ortaya çıkan omurga ile ilgili problemleri neden olur. En sık rastlanılan skolyoz türü nedeni bilinmeyendir (idiopatik). Yapılan tüm araştırmalara rağmen bu skolyoza neyin neden olduğu bulunamamıştır, bazı vakaların genetik bir yönü olabilmekle beraber, herhangi bir genetik geçiş şekli tanımlanmamıştır. Ve yine yapılan birçok çalışmaya göre çevresel faktörlerin ve büyümeye bağlı problemlerin skolyoza neden olabileceği düşünülmektedir.

Skolyozun toplumda görülme sıklığı %2-4 arasındadır ve bunlarında bir bölümü cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymaktadır. Omurganın “C” veya “S” şeklinde eğilmesi sadece üst bedeni değil, buna bağlı olarak, baş, boyun, kürek kemikleri, kollar, kalçalar, bacaklar ve göğüs kafesinin de hizasının bozulmasına neden olur. “C” tipi skolyozda “C” nin iki açık uçları kapandıkça, o taraftaki kaslar kısalırken, diğer taraftaki kaslar uzarlar. Örneğin, açık uçlar sola doğru bakıyorsa, sağ omuz yüksekte, sağ kürek kemiği dışarıda, sağ kol bedenden biraz uzakta, sağ kalça yukarıda, sağ göğüs kafesi öndedir ve bedenin hizası bozuldukça, skolyozun derecesine bağlı olarak ağrılar ortaya çıkar.  Omurga cerrahlarının büyük bölümü 40 derece ve üzerindeki hastaları ameliyat etmek taraftarıdır, günümüzün oldukça gelişmiş tıp teknolojisiyle ameliyatlar her ne kadar kolaylaşsa da ameliyat sonrası bakım ve dinlenme zor bir süreçtir. O yüzden çoğunlukla tedavi eden hekimler, hastalarını fizyoterapistlere ve yeni dönemde tedaviye destek amaçlı yoga terapi eğitmenlerine yönlendirmektedirler. Cerrahi müdahalenin gerekli olduğu durumlarda, ameliyat öncesi kasların güçlendirilmesi ve ağrıların biraz olsun azaltılması için hastalar, hekimlerinin onayı ile yoga terapi eğitmenleri ile çalışmaktadırlar. Günümüzün hekimleri destek tedaviye eskisinden çok daha fazla önem vermekte ve bunu desteklemektedir.

Derecesi az olan ve büyümeyle ya da başka nedenlerle ilgili skolyozlarda pasif germeler hem hastayı rahatlatmakta hem de kasları güçlendirmektedir. Beden eski haline tamamen dönemese bile güçlenir ve hastada beden farkındalığı gelişir.

Sağlıkla ve farkındalıkla kalın.  Hoşça kalın. Namaste.

SİTEDE ARA

Go to top