Bir gün bir öğrenci Zen Tapınağına geldi ve Seung Sahn Soen-Sa'ya "Zen nedir?" diye sordu.

Soen-Sa, zen sopasını başının üstünde tuttu ve "Anlıyor musun?" dedi.

Öğrenci "Bilmem" diye yanıtladı.

Soen-Sa, "bu bilmeyen zihinsin sen. Zen kendini anlamaktır" dedi.

"Benim hakkımda neyi anladın? Öğret bana"

Soen-Sa, "Bir bisküvi fabrikasında, hayvanlar, arabalar ve uçaklar şeklinde farklı kurabiyeler fırınlanır.

Hepsinin farklı isimleri ve şekilleri vardır fakat hepsi aynı hamurdan yapılmışlardır ve hepsinin tadı aynıdır" dedi.

"Aynı şekilde, evrendeki her şeyin – güneş, ay, yıldızlar, dağlar, nehirler, insanlar ve başkaları – farklı adları ve şekilleri vardır, fakat hepsi aynı maddeden yapılmışlardır.

Evren, birbirine karşıt çiftlerle organize edilmiştir: ışık ve karanlık, erkek ve kadın, ses ve sessizlik, iyi ve kötü. Fakat tüm bu zıtlıklar bir bütünün parçalarıdırlar çünkü aynı maddeden yapılmışlardır.

İsimleri ve şekilleri farklıdır fakat malzemeleri aynıdır. İsimler ve şekiller sizin düşünceleriniz tarafından yapılmışlardır.

Eğer düşünmüyorsanız ve isimlere ve şekillere bağlılığınız yoksa tüm madde birdir o halde.

Senin bilmeyen aklın, düşünerek hepsini parçalara ayırır. Bu senin madden. Bu Zen sopasının malzemesi ile senin kendi malzemen aynı. Sen bu sopasın; bu sopa ise sen"

Öğrenci " Bazı filozoflar bu maddenin enerji veya akıl veya Tanrı veya asıl olan olduğunu söylüyorlar. Hangisi doğru?" diye sordu.

Soen-sa, " Dört kör adam hayvanat bahçesine gittiler ve bir fili ziyaret ettiler.

Kör adamlardan biri filin yan tarafına dokundu ve 'Filin bir duvara benzediğini' söyledi.

Diğer biri filin hortumuna dokundu ve 'filin bir yılana benzediğini' söyledi.

Bir diğeri bacağına dokundu ve 'filin bir sütuna benzediğini' söyledi.

Son kör adam filin kuyruğuna dokundu ve 'filin bir süpürgeye benzediğini' söyledi.

" Maddenin ismi ve şekli yoktur.

Enerji, zihin, Tanrı ve asıl "Olan"ın hepsi isim ve şekildir.

Madde mutlaktır.

İsme ve şekle sahip olan şey'in kendine zıt olan vardır. Bu nedenle, tüm dünya kendi aralarında kavga eden kör adamlara benzemektedirler.

Kendini anlamamak, gerçeği anlamamaktır.

Bu nedenle aramızda kavga ediyoruz.

Eğer dünyadaki tüm insanlar kendilerini anlasalardı, Mutlak’a ulaşacaklardı. O zaman dünya barış içinde olacaktı. Dünya barışı Zen'dir."

Öğrenci, "Zen deneyiminin nasıl dünya barışını getirebilir?" dedi.

Soen-sa, " İnsanlar para, ün, seks, yiyecek ve dinlenmeyi arzu ederler. Tüm bu arzular düşüncelerdir. Düşünmek acı çekmektir. Acı dünyada huzurun olmadığı anlamına gelir.

Düşüncenin olmaması, acının olmamasıdır.

Acının olmaması dünyada huzur olması anlamına gelir.

Dünya barışı Mutlak olandır. Mutlak olan Ben'im." Diye yanıtladı.

Öğrenci, "Mutlak olanı nasıl anlayabilirim?" diye sordu.

Soen-sa, "Önce kendini anlaman gerekiyor" diye yanıtladı.

"Kendimi nasıl anlayabilirim?"

Soen-sa, Zen sopasını kaldırdı ve "Bunu görüyor musun?" dedi.

Sonra, sopa ile masaya hızlıca vurdu ve "Bunu duyuyor musun?" dedi.

Bu sopa, bu ses, senin zihnin – bunlar birbirleriyle aynı mıdır yoksa farklı mıdır?"

Öğrenci, "Aynı" dedi.

Soen-sa, "Eğer onların aynı olduğunu söylüyorsan, sana otuz kere vuracağım. Eğer onların farklı olduğunu söylersen, sana yine otuz defa vuracağım. Niçin?"

Öğrenci sessizlik içindeydi.

Soen-sa, "KAAATZ!!!" diye bağırdı. Sonra da şunu söyledi: "İlkbahar gelir, otlar kendiliğinden büyür"

Go to top