Bir zamanlar tanrıların kralı İndra çamur banyosu yapan domuzları gördü ve bundan ne zevk aldıklarını merak etti. Diğer Tanrılar’a da sormasına rağmen tatmin edici bir cevap alamadı.

Ve cevabı kendi deneyimiyle öğrenebilmek için pislikler içinde yaşayan bir domuzun bedenine girdi ve onunla özdeşleşerek Tanrı olduğunu unuttu. Domuz bir eşi ve çok sevdiği yavruları oldu, yaşamından çok mutlu idi.

Sonra bazı tanrılar o’nun bu halini gördüler ve yanına gelerek,

- Sen bütün tanrıların kralısın, bütün tanrılar senin emrin altında olduğu halde, sen neden buradasın? diye sordular.

Fakat İndra ne domuz hayatını, ne de domuz yavrularını bırakmak istemedi. Tanrılar ne yapacaklarını şaşırıp, İndra’yı geri döndürmek için bütün domuzuları öldürmeye başladılar. Bütün domuzlar öldüğü zaman, İndra ağlamaya ve yas tutmaya başladı. O zaman tanrılar o’nun domuz bedenini yırtıp açtılar ve İndra dışarı çıktı.

Ne kadar kötü bir rüya gördüğünü, tanrıların kralı olan kendisinin, bir domuz olduğunu ve bir domuz gibi yaşamanın tek yaşam şekli olduğunu kabul ettiğini anladığı zaman, gülmeye başladı. Hatta o dönemde, bütün evrenin kendisinin ki gibi bir domuz yaşamı sürmesini dilediğini hatırladı…

Atman da kendisini doğa ile özdeşleştirdiği zaman, saf ve sonsuz olduğunu unutur. Atman sevmez, çünkü o sevginin kendisidir. Atman var olmaz, çünkü o varlığın kendisidir. Atman bilmez çünkü, bilginin kendisidir.

Atmanın sevdiğini, varolduğunu veya bildiğini söylemek yanlıştır. Sevgi, var olmak ve bilgi atmanın nitelikleri değil, özüdür.

Onlar bir şeyin üzerine yansıdıkları zaman, onlara ‘o şeyin nitelikleri‘ adını verebilirsiniz. Ancak kendi ihtişamı içinde oturan, doğumu veya ölümü olmayan sonsuz atmanın nitelikleri yoktur, çünkü tüm oluşumlar o’nun özüdür.

Hint mitolojisinde tanrıların kralı, İndra'nın cennetinde incilerden bir ağ olduğu anlatılır, bunlar öyle düzenlenmişlerdir ki eğer birine bakarsanız diğer hepsini ona aksetmiş olarak göreceğiniz söylenir…

Aynı şekilde dünyadaki her nesne sırf kendi değildir, diğer her nesneyle alakalıdır ve gerçekte başka her şeydir. Her toz zerresinde mevcut sayısı olmayan dünyalar vardır.

Ustaların yorumlarına göre de burada anlatılmak istenen aslında insanlığın hikayesidir...

Domuz insanı, İndra ise, insanın tanrısal kökenini sembolize eder. Çamur, dünyanın insanı nasıl esir aldığınının sembolüdür. Ustalar hikayeyi şerh ederken; dünyaya doğan insanın şuurunun kararmasını da, İndra'nın kendi kökenini unutmasıyla anlatmaya çalışmışlardır. Yani, "insan kendi ilahi kökenini unutmuş bir şekilde yaşar" bilgisi bu şekilde hint mitolojinde de yaşam bulmuştur.

Hikayenin sonunda ne mi oluyor;

İndra göğe döndüğü zaman başından geçen bu serüvene çok gülmesine rağmen, domuzların balçığı neden sevdiğini hiçbir zaman anlayamadı…

 

 

 

Go to top