Kumsalda yürüyen bir adam, avlanan balıkçıya yaklaştığında kova içerisindeki yakalanmış yengeçleri görür. Kovanın üstü açıktır, kapağı yoktur.

Yengeçlerin kaçabileceğini düşündüğünden bu  durum onu şaşırtır. Balıkçıya sorduğunda;

 “Evet tek bir yengeç olsaydı kovadan rahatlıkla çıkabilirken, yengeç sayısı artınca sepetten çıkmak isteyen yengeçler diğer yengeçler tarafından aşağıya çekilir böylece sepetten hiçbir yengeç çıkamaz. İki ve daha fazla yengeci sepete atan kişi onların dışarı çıkamayacağını bilir. Bu yüzden yengeç kovalarının kapağı yoktur.” der.

Neden ülkece yükselen her değeri / kişiyi aşağıya çekmeye çalışıyoruz?

Bunun bize ne gibi bir faydası var?

Hiç tanımadığımız hayatların ne bedeller ödeyerek attıkları adımları, tırmandıkları merdivenleri bilmeden bu düşmanlık niye?

Hepimizin, eksiksiz hepimizin, bu konuda durup düşünmesi gerekir.

İnsan bedeninde bir hücrenin diğer hücreden iyi olması bütün organizmayı  çoğu zaman daha sağlıklı kılarken biz resmen birbirimizle savaşarak koca bir ülkeyi / dünyayı kanser ediyoruz farkında olmadan…

İşte Yengeç Sendromu bu  davranış kalıbının adıdır.

Ben sahip değilsem sen de olamazsın. Ben başaramıyorsam sen de başaramazsın anlayışını ifade eder. Kısaca "yükselen kişiyi aşağıya çekme sendromu’dur da denilebilir.

Ne olursa olsun bireyin iyiliğe hizmeti toplumların kaderini değiştirebilir. İyilik adına çalışmaya devam edenlerin önlerinde her zaman engeller olacaktır.

Farkındalığımız düştüğünde; egomuz, karşılık beklemek, üşenmek, ertelemek, vazgeçmek gibi bir kaç etki ile bizi yoldan düşürür.

Gücümüz neye yetiyorsa karşılıksız ve koşulsuz verebilmeli, zaten veriyorsak devam etmeliyiz.

Go to top