Ormanda zıplaya zıplaya birbiriyle şakalaşan beş kurbağa arkadaşın keyfine diyecek yoktu. Önden zıplayarak giden iki kurbağa, farketmedikleri bir çukurun içine düştüler. Bunu gören diğer üç kurbağa da panik bir şekilde çukurun etrafında toplanıp onları izlediler.

Çukura düşen kurbağalar, can havliyle çukurdan çıkmak için çabalamaya başladılar. Sürekli yukarı zıplayıp, kendilerini kurtarmaya çalışsalarda, çukur fazla derin olduğu için, her denemeleri başarısızlıkla sonuçlanıyordu.

Çukurun başına toplanmış diğer üç kurbağa, sürekli olarak çukurdaki kurbağalara seslenip, “Kendinizi boşuna yormayın. Son dakikalarınızı huzur içinde geçirin, boşuna deniyorsunuz. O çukurdan asla çıkamayacaksınız.” diyip duruyorlardı.

Kurbağalardan biri, arkadaşlarını dinleyip, artık denememeye karar verdi ve umutsuzca, sonunun gelmesini beklemeye başladı. Diğer kurbağa ise hala zıplıyor zıplıyor, sürekli çukurdan çıkmayı deniyordu. Çukurun başındaki kurbağalar da bağırarak hararetli bir şekilde “Bırak artık denemeyi, bak diğer kurbağa gibi sen de son zamanlarını akıllıca geçir. Bu çukurdan asla çıkamazsın” diyip duruyorlardı.

Sonunda, tüm denemeleri sonucunda kurbağa öyle bir sıçrayış yaptı ki, çukurun dışına çıkmayı başardı. Bunun üzerine arkadaşları “Sen delirdin mi, bizi neden dinlemedin ki” demeye devam ettiler. Dışarı çıkan kurbağa da onlara boş bakmaya devam etti ve cebinden çıkardığı defterine şunu yazdı “Ben sağırım, sizi duyamıyorum, ama çukurdan çıkmam için yukarıda sürekli bana destek verdiniz, tezahürat yaptınız. Bunun için size teşekkür ederim, bu beni motive etti.”

Çevremizdeki insanların bizim yaşantımızdaki etkisi oldukça fazladır. Bazıları çevresini, onu destekleyen ve motive eden insanlarla donatır, bazıları da sürekli olarak onun cesaretini kırmaya çalışan insanlarla…

Peki siz çevrenizi ne tarz insanlarla donatıyorsunuz?

Go to top