Küçük ruhun hikayesini duymuşsunuzdur. Parlak ışıklar içinde bir ışık tanesi olduğunu bilen ama ışık olmayı bizzat deneyimlemek isteyen ruhun hikayesidir bu.

Kolay değildir elbet, ışıklar içinde ışık olduğunu fark etmek. Bu nedenle karanlığa ihtiyacı vardır küçük ruhun. Ancak karanlıkla sarılı olduğunda parlaklığı deneyimleyebilir. Ve başka şeyler deneyimleyebilmesi için ona diğer ruhlar da yardımcı olmak ister.

“Sana vursam da, yüzüne tükürsem de, sana olabilecek en büyük kötülüğü yapsam da, aynı anda benim gerçekte kim olduğumu anımsa. Eğer beni şimdi olduğu gibi unutursan, ben de kendimi hatırlayamam. Daha da kötüsü sen de kim olduğunu unutursun ve ikimiz de unuttuğumuz zaman bize bunu hatırlatacak bir üçüncüye ihtiyaç duyarız..." der dostuna küçük ruh.

Karanlıkta görüşümüz azalır, nesneler farklılaşır. Küçük bir çocukken, gece uyumadan önce ışıklar söndüğünde, odadaki objelerin bana hayaletler gibi göründüğünü anımsıyorum. Oysa gündüz gözüyle bunlar, bana zarar vermek için gelen hayaletler değil; sandalye üzerine atılmış kıyafet parçaları ya da yerde duran terliklerin kenarındaki dolap gibi sıradan objelerdir. Karanlıkta her şey olduğundan çok farklı görünebilir gözümüze. Karanlıkla sarılmadan önce küçük ruh da bunun böyle olacağını biliyordu.

Tanrı, küçük ruha “Yarattığım ışıktan başka bir şey yok ortada. Ve senin ışığın güneşin içindeki bir mum gibi. Sen orada milyarlarca ve milyarlarca başka mumların arasındasın ve hepiniz birlikte güneşi oluşturuyorsunuz.” der.

Karanlıkla sarılı olduğunda her ruh, aslında bir parçası olduğu ışığı unutur. Görüşü kısıtlanır, algısı zayıflar. Gördüğü kadarıyla tepkiler vermeye başlar. Oysa tek bir hakikat ve tek bir olan vardır; her şey ışıktır. Her bir ruhun başına gelen tek ve aynıdır; ancak karanlık içinden bakan ruhlar yalnızca karanlıktaki kadar görür.

“Sen başına gelenler değil, ona verdiğin tepkilersin.” diye hatırlatır Ustam Nazmi Gür. Karanlıkla kaplı her bir ruhu birbirinden ayıran budur; gördüğüne, anladığına verdiği tepkiler. Her ruh kendi karanlığında, kendi görebildiği kadarını değerlendirir ve tepkiler verir. Ancak tüm dost ruhlar birbirine ışık olduğunu deneyimletmek için karanlıkla kaplanmayı kabul etmiş varlıklardır. Bu nedenle “Sana vursam da, yüzüne tükürsem de, sana olabilecek en büyük kötülüğü yapsam da, aynı anda benim gerçekte kim olduğumu anımsa” diye hatırlatır küçük ruh.

Her kim sana vurduysa, yüzüne tükürdüyse, sana olabilecek en büyük kötülüğü yaptıysa, gerçekte kim olduğunu, dostun olduğunu hatırla.

Okumak isterseniz küçük ruhun hikayesi burada.

 

           

 

 

Go to top