Sürekli ve yürekten bir çaba ile her şey mümkündür.

Hayatın amacı, kendini her seviyede bilmek, tanımaktır. Varlığımızın bedensel seviyesinden kaynaklanan zorluklar bütüncül bir şekilde yaşayarak önlenebilir; dengeli beslenerek, yoga egzersizleri yaparak, zamanında yatıp uyanarak, dört ilkel dürtümüzü düzenleyerek. (yemek, uyku, seks, nefsini korumak)

Mutluluk, zihnin eseridir.

Fiziksel sağlığın dinamiklerini anladıktan ve onu güvenceye aldıktan sonra, gerçek mutluluğun bedenden gelmediğini anlarsınız: Mutluluk, zihnin eseridir. Sağlıksız bir vücut, huzur ve mutluluğa ulaşmanın önünde engeller yaratabilir. Ancak sağlıklı bir vücut mutluluğa çok az katkıda bulunur. Sağlıklı hale getirilmesi, disipline edilmesi ve kontrol altına alınması gereken esas şey zihindir. Bunu başarmanın anahtarı da nefestir.

İnsan, ne sadece beden ne de sadece zihindir; insan aynı zamanda nefes alan bir varlıktır. Beden ve zihin, pranik gücün etkisiyle bir arada tutulur ve nefes bu gücün en büyük tezahürüdür. İnsanlar nefes aldıkları sürece hayattadır. Çünkü nefes, beden ile zihin arasında bir bağlantı oluşturur. Nefes bir gümrük memuru gibi çalışır; içeriden ihraç edilen ve dışarıdan ithal edilen her şeyin kaydını tutar. Upanişadlara göre, nefes adeta kraliçe arı gibidir. Tüm organları ve yetileriyle beden ve zihin, bu kraliçe arıyı takip eder.

Bütüncül bir yaşam tarzını benimseyerek elde ettiğimiz sağlık ve fiziksel güç derecesi, pranamaya pratikleriyle arttırılabilir ve geliştirilebilir. Ve arayanlar, bunu yapacak kadar geliştikleri zaman, doğrudan zihinden kaynaklanan ama üstü kapalı olan rahatsızlıkların nedenlerini fark etme yeteneğine sahip olurlar. İşte bu nokta, içsel yolculuklarına, yani meditasyon pratiğine, bir taahhütte bulunmaları gerektiği noktadır.

Yaşam nehri sayısız ve gizemli akıntılarla ve ters yönlü akıntılarla doludur. Öğrenciler, meditasyon yapmak için biraz çaba gösterip iyi bir gelişme elde ettikten sonra, bilinçaltının derinliklerinden çıkan hatırları ve alışkanlık kalıplarını deneyimleyebilirler. Bu noktada kendi bilinçaltı metaryellerinden, yani samskaralarından, kaçamazlar ve aslında kaçmalarına da gerek yoktur. Vairagya’nın sağlam zemininde durarak, sistematik bir şekilde yapılan meditasyonun ve tefekkürün yardımıyla, zihinlerinin derinlerine dalabilir, daha önce bilinçli zihin tarafından bilinmeyen alışkanlık kalıplarının örtülü kalmış nedenlerini keşfedebilir ve o sağlam zeminin güvenliğine tekrar geri dönebilirler. Bu yolla, samskaralarından sonsuza kadar özgürleşirler. Zihin tüm bilinçli ve bilinçaltı takıntılarından özgürleşmiş olur. Adeta tertemiz bir ayna haline gelir. Ve bu aynaya, atman, yani içsel benlik kendiliğinden yansır.

Gerçeği bilenler, baştan sona tüm yolculuğu tamamlayanlar, yaşamı üç kategoriye ayırırlar: ölümlü, yarı ölümlü ve ölümsüz. Beden, nefes ve bilinçli zihin insanın ölümlü parçalarıdır. Yelpazenin diğer ucunda ölümsüz olan ruh ve içsel benlik yer alır. Bu ikisinin arasında ise yarı ölümlü ya da yarı ölümsüz olan bilinçsiz zihin, yani bilinçaltı vardır. Varlığımızın ölümlü kısmı ölümün, çürümenin ve yıkımın sürekli değişiminden geçer. Doğar ve bir gün ölür. Bu ölümlü parçamız aracılığıyla her ne eylem gerçekleştiriyorsak (fiziksel, sözlü ve zihinsel) bilinçaltında bazı izlenimler yaratır. Orada samskaralar şeklinde depolanır ve zihnimizi, duyularımızı ve bedenimizi daha fazla eylemde bulunmaya iter.

Bir kez özgürlüğe kavuştuğunuzda, saf atman, ebedi benlik olduğunuzu anlarsınız.

Bu kısır döngü, biz spiritüel disiplinin tekniklerini uygulamadıkça sona ermez. Bunun nedeni ölüm anında, beden ve bilinçli zihin ayrıldığında insanlar hala hayattadırlar, bilinçaltında yaşıyorlardır. Ve orada tatmin edilmemiş arzuların samskaraları, bilinçaltını kendilerine yeni bir beden sağlaması için doğaya yalvarmaya zorlar. Ve böylece insan yeniden doğuş sürecinden geçer.

Ancak varlığınızın bilinçsiz, yarı ölümlü kısmında saklanan samskaralardan özgürlüğe kavuştuğunuzda ne doğuma ne de ölüme tabi olmayan saf atman, yani ebedi benlik olduğunuzu anlarsınız. Böyle bir farkındalığa ulaşmış bir kişi “ölümsüzdür”.

 

Yazan   : Swami Rama
Çeviren : Şükran Karaduman
Kaynak : https://www.gurudwaraashram.com/hakkimizda/spiritual-rehberlerimiz/swami-rama-dan/238-hayat-amacina-nasil-ulasilir


Go to top