Hayatın amacı, gerçekliğin daimi farkındalığında kalabilmektir. Tüm yaşam feneri, bu farkındalıkla aydınlatılır. Çünkü bu farkındalık, tüm bilgilerin kaynağıdır.

Farkındalık ne bir düşünce, ne bir duygu, ne de bir arzudur. Ama düşüncelere ilham veren, onları işleyen, duygularımızı, arzularımızı harekete geçirip hangi yöne gideceğini belirleyen bir güç vardır. İşte bu güce farkındalık denir.

Farklı farkındalık seviyelerinden bahsettiğimizde, bu seviyeler sadece bizim zihnimiz tarafından kategorize edildiğini bilmeliyiz. Esasen farkındalık tektir. Ama zihnimizle farklı seviyelerde farkındalık olduğuna karar verir, öyle düşünür ve hissederiz.  Bu durum, pencereden ufkun sadece küçük bir bölümünü gören, fakat çatıya çıktığında görüş açısı genişlediğinden dolayı ufkun tamamen farklı göründüğünü fark eden bir insanın durumuna benzer. Bu sınırlı görüşü kim yaratıyor? Bittabi kendi zihnimiz. Hem bilinç hem de bilinçdışı düzeyinde, zihnimizin bütünlüğünü incelememiz gerekiyor. Ancak zihnin bütünlüğünü incelemeye başlamadan önce, uyanık olduğumuz zamanlarda günlük işlerimizi yürütmek için kullandığımız, zihnimizin “bilinçli” kısmını anlamaya çalışmalıyız.

Rüyalarda, kişiliğin pek açığa çıkmamış yönleriyle ilgili bazı işaretler olduğu, hatta bazı bastırılmış duyguların serbest bırakıldığı söylenir. Ancak rüyalardaki bu bilgileri, zihninizin bilinçli kısmına taşıyabildiğiniz ve günlük yaşamınıza uygulayabildiğinizde daha yaratıcı olabilirsiniz. Uyanık durumdayken kullandığınız zihninizin bilinçli kısmını bile kontrol edemezken, rüyalarınız üzerinde hiçbir kontrolünüz yoktur. Bilgeler zihnin turiya (dördüncü aşama) denilen bu ruh halini aradıklarında rüyalarını analiz etmişler midir? Elbette hayır.

Bilgeler ilk olarak, uyanık durumdayken çalışan zihnin bilinçli kısmından faydalandılar. Milyonlarca düşüncenin durmadan zihne gelip gittiğini fark ettiler ve dediler ki “Bilinçli zihnimiz üzerinde, yani istemli (iradeli) sistemimiz üzerinde hiçbir kontrolümüz yok. Hatta istemli sistemin kontrolümüz altında olduğunun bile farkında değiliz. Farkında olmayışımız ve dikkatimizdeki eksiklik sebebiyle, istemli ve istem dışı olmak üzere iki sistem üzerinde de kontrolümüz yok.”

Bir kutuyu kaldırıp taşıyabilirsiniz, çünkü istemli kaslarınız üzerinde kontrolünüz vardır. Ancak kalbinizin, bağırsaklarınızın ya da ciğerlerinizin işlevlerini yönlendiremezsiniz. Çünkü bu organlarınız, istem dışı sisteminizin kontrolü altındadır. Ancak şunu unutmayın; siz farkında olmasanız da istem dışı işlevleriniz bile sizin tarafınızdan kontrol edilir. Peki, bunu kontrol eden hangi parçanızdır? Kontrolün sizde olduğunu anlarsanız, o zaman herhangi bir kas veya organ grubunu yöneten o parçanızı kendi kontrolünüz altına alabilirsiniz.

Kontrol, hayatlarınızı allak bullak ederek ya da yaşam düzeninizi bozarak kazanılamaz. Gerçeği anlamak için dünyadan vazgeçip keşiş olmanızı söylemek yersiz olur. Hepimiz, daimi farkındalığın gücünü besleyerek, içimizdeki ve dışımızdaki gerçekliğin bilgisine erişebiliriz.

 

Yazan     : Swami Rama
Çeviren   : Şükran Karaduman
Kaynakça: https://www.gurudwaraashram.com/hakkimizda/spiritual-rehberlerimiz/swami-rama-dan/243-surekli-farkindaligin-gucu

 

Go to top