(Rupert Spira’nın bu yazısını çeviren ve bu platformda sizlerle paylaşmama izin veren sayın Sedat Yüksel’e çok teşekkür ederim. Ş.B.)

Tüm arzu gerçekte sınırlamalarımızdan kurtulma ve müşterek ve sınırsız Varlık olan doğal Varlık hâline dönme arzusudur. Tüm arzu en nihayetinde budur. Bir başka insana cinsel olarak çekim duymamızın nedeni, cinsel yakınlıkta veya birleşmede ayrılık hissinin kaybolup yok olduğunu sezmemizdir. İşte yana yakılı arzuladığımız şey bu ayrılık hissinin yok olmasıdır.

Gerçekte özlem duyduğumuz şey, ayrı benlik hissinin kaybıdır. İnsanlar için, cinsel yakınlık, geçici de olsa en etkili şekilde gerçekleşen yaygın yollardan biridir.

Cinsel yakınlığa başka bir açıdan bakmak da mümkündür. Bu, farklı bir tür arzudur. Bu arzu, ayrılık hissimizi yok etme arzusu ile harekete geçirilmez fakat bizzat Varlığın tamlığından ve kemâlinden kaynaklanır. Bir diğer ifadeyle, söz konusu arzu hâlinde bizde bir ayrılık hissi bulunmaz. Bu tamlık hâlinden gelen bir arzu hâlâ mümkündür. Bu durumda, arzu, Varlık hissini paylaşma, kutlama ve ona şükretme arzusudur. Tekrar edersek, insan, söz konusu tamlık hâlinden cinsel yakınlığı arzulayabilir ki bu hâlde bir eksiklik ve yoksunluk hissi yoktur, orada kendinizi ayrılık hissinden kurtulmak için muhatabınızda eritip yitirme peşinde koşmazsınız. Sizde bir ayrılık hissi yoktur. Bir diğer ifadeyle, hâlihazırda, Varlığınızın sınırsız ve ortak olduğunu hissedersiniz. Yine belirtelim ki bir insan için cinsel yakınlık, Varlığın tamlığını paylaşma veya ifade etmenin en güçlü ve tesirli yollarından biridir.

Cinsel yakınlık ile biz ya geçici olarak ayrılık hissimizi yok ederiz ya da muhatabımız ile bizim aramızda gerçekte hiçbir ayrılığın olmadığını, Varlığın tamlığından kaynaklı bir birlik olduğunu ifade etmiş ve bu birliği kutlayıp ona şükretmiş oluruz. İlk itkiyi, ilk arzu türünü takip edersek o, ayrılık hissinin geçici bir kaybına götürür. Söz konusu hissin kaybı herkesin peşinde koştuğu bir tecrübedir ve insanlar bu yüzden cinsel yakınlık arayışı içindedir ama bu hakiki bir yakınlığa ve birliğe yol açmaz. Hakiki yakınlığa ve birliğe yol açan, yukarıda bahsettiğimiz ikinci tür arzudur.

Bu arzulardan birinin ya da diğerinin yanlış olduğunu ileri sürmüyorum. İnsanın bu iki itki arasında bir ayrım yaptığını söylemiyorum. Bunların ikisi de dışsal olarak aynı fiziki tecrübeye yönelir fakat içsel tecrübe, yani onların kaynaklandığı yer oldukça farklıdır. Onların kendisine yönelip götürdüğü tecrübe çok farklıdır.

Burada bu sohbetlerde yaptığımız şey kendisini doğal olarak ifade eder. Burada yaptığımız şeyin kendisini insan ilişkilerinde veya eylemlerinde ifade ettiği birçok yol vardır. Fakat bahsettiğimiz cinsel yakınlığın ikinci türü burada söz ettiğimiz şeyin kaçınılmaz sonuçlarından biridir. Evet, bu ikinci tür cinsel yakınlık Varlığın tamlığından gelir, bir eksiklik, yoksunluk hissinden ve tamamlanma ihtiyacından değil. Bu durumda, hissettiğiniz acının verdiği huzursuzluktan kaçınmak için kendinizi zevk veren duyumsamalarda ve tecrübelerde kaybetme peşinde değilsinizdir. Bir diğer ifadeyle, muhatabınızı kullanmıyorsunuzdur.

İlk türdeki cinsel yakınlık gerçekte bir yakınlık değildir. Kendinizi kaybetmek ve acından kurtulmak için muhatabınızı kullanıyorsunuzdur ve sonunda bu ilişkinin bir tatmine yol açmamasının nedeni budur. Derinlemesine bir tatmin yoktur. Vaat ettiği şeyi asla tam olarak karşılamadığına dair bir his olur her zaman. Bir boşluk ve kofluk hissi ile kala kalırsınız.

Oysaki tarif ettiğim ikinci tür arzu Varlığınızın tamlığından kaynaklanır. Bir eksiklik ve yoksunluk hissinden gelmez. Muhatabınızdan bir şey elde etme peşinde değilsinizdir. Onu kullanmıyorsunuzdur. Söz konusu ikinci tür arzu aslında cinsel yakınlığınızı derinlemesine etkiler çünkü tecrübede aradığınız şey tüm tecrübe boyunca hâlihazırda mevcuttur. Onu ilişkinin sonunda hedeflemiyorsunuzdur. Bir şeye doğru gitmiyorsunuzdur. Sadece orgazma doğru gitmiyorsunuzdur ve sonunda hepsi bitmiyordur. Gerçekte aradığınız şey başlangıçta mevcuttur. Nasıl bittiği sizin için önemli değildir. Hiçbir şeyi hedeflemiyorsunuzdur. Hedeflediğiniz şey aranızdaki sevginin ve bağın kaynağıdır.

Bununla birlikte, o, cinsel yakınlığınızın niteliğini fiziki seviyede bile derinlemesine etkiler. Sonunda bir tükenme hissi yoktur. Varlığın başlangıçta, süreç boyunca ve sonda aynı tamlığını hissedersiniz. Sonunda bir kayıp, eksiklik, yoksunluk yoktur. Ve o devam eder, ertesi gün ve sonraki günler de sürer gider, son bulmaz. Tamam bitti diyerek sırtınızı dönüp uyumazsınız. Varlığın söz konusu tamlığı ve ondan kaynaklanan hakiki yakınlık öylece kalır, son bulmaz. Cinsel yakınlık sadece, Varlığın tamlığını ve hakiki yakınlığı kutlamak için zaman zaman birlikte yaptığınız bir şey olur. O onları artırmaz, onlar her zaman orada mevcuttur. Onları her zaman paylaşırsınız. Birlikte bir bardak çay içtiğinizde oradadır, hiçbir şey konuşmadan yaptığınız bir yürüyüşte oradadır.

Orgazm hâlinde, geçici bir birlik hâli veya benliğin kaybı vardır ve gerçekte derinlemesine arzu ettiğimiz şey, görece kısa süren bir orgazm hazzı değildir, gerçekten mutluluk verici olan ayrı bireysel benlik hissinin kaybedilip ondan kurtulmamızdır. Fakat benliğin birlik hâlini tattığı ve çözündüğü bu görece kısa hazdan sonra o kendisini tekrar toplayıp ortaya çıkar. Dolayısıyla her ne kadar orgazm bize hakiki tabiatımızın mutluluğunun bir tadını verse de bu çok kısa sürer ve geçici haz tükendikten sonra altta yatan ayrılık hissi tekrar gün yüzüne çıkar. Başka bir ilişkinin veya orgazmın/hazzın peşinden gitmemiz gerektiğini düşünürüz. Modern seks veya porno endüstrisinin devamlılığını sağlayan şey bu itkidir, çünkü gerçekte herkesin aradığı şey görece kısa ve fiziken haz veren bir duyumsama değil, insanın çektiği tüm acının asıl sebebi olan ayrı benlik hissinin yok edilmesidir. İnsanlar bu benlikten kurtulacak sahici araçlardan ve idrakten yoksun olduğu için, kendilerine cinsellik gibi görece kısa hazlar veren ve ayrılık hissini geçici olarak yok eden şeylerin peşinden koşarlar.

Sigara, alkol, madde tüketimi, cinsel birliktelik vs. bunların hepsi zihni sakinleştirmenin yollarıdır ve zihin sakinleştikçe kendi kaynağına geri döner, geçici bir rahatlama yaşanır. İnsanın, kendisini uyuşturduğu bu tür tecrübelere çekim duymasının nedeni budur. İnsan bunların yerine, zihni kendi kaynağına bilinçli bir şekilde döndürebileceği yollar aramalıdır. Gerçek bir sevgi hissinin derinleşmesi fiziki hazzın yoğunluğu ile sağlanmaz, bu geçici haz yerini tedricen kalıcı bir farkındalık hâline bırakmalıdır. Farkındalık hâlinde içkin olan sevgi ve haz hedeflenmelidir. Bunlar fiziki tecrübe ile sağlanmaz. Sevginin özü fiziki bir nesne değildir. Geçici haz veren bir tecrübe ile hakiki tabiatımızın sarsılmaz mutluluğu birbirine karıştırılmamalıdır.

Cinsel yakınlık ya geçici bir fiziki hazza ya da farkındalık hâlinde içkin olan sahici ve kalıcı bir mutluluğa doğru gidebilir. Gerçek bir sevgi ve haz ikincisinde yaşanır. Fakat cinselliği daha çok farkındalık elde etmek için kullanmak yerine, daha çok farkındalık sahibi olun ve bu farkındalığı cinselliğinizi güzelleştirmek için kullanın. Daha çok farkındalık sahibi olun derken kastettiğim, daima var olan sınırsız farkındalık olduğunuzu idrak etmenizdir ve bu idrakin tecrübenizin tüm alanlarına (düşüncelerinize, duygularınıza, eylemlerinize, duyumsamalarınıza, ilişkilerinize, cinselliğinize vs) tedricen nüfuz etmesine izin verin. Bunu yaparsanız, cinselliğiniz de dâhil olmak üzere her şeyiniz dönüşecek ve her şey söz konusu idrakin bir ifadesi, paylaşımı, kutlaması olacaktır.

Cinsel yakınlık muhatabınız ile sınırlı kalmayacak ve her şey ile hakiki bir yakınlığa ve sevgiye dönüşecektir, çünkü artık Varlığın kapsayıcılığı devreye girmiştir. Seks artık tütün, alkol, televizyon vs gibi diğer uyuşturucuların alternatifi olarak kullanılmayacaktır. Acıdan kaçınmanın, dikkat dağıtmanın yolu olarak kullanılmayacaktır, çünkü kişinin kendi dikkatini dağıtma ihtiyacı kalmayacaktır ve bu, kişinin cinselliğini fevkalade saflaştıracaktır. Seks artık, içimizde hissettiğimiz boşluğu doldurmanın ve yalnızlığı gidermenin aracı olarak kullanılmayacaktır. Kaygılarımızı, korkularımızı ve nevrozlarımızı yok etmenin aracı olarak kullanılmayacaktır. O artık bizim için bir kaçış yolu olmayacaktır. Cinsel yakınlık, ayrılık hissine sahip olan benliğin nevrotik taleplerinin ve korkularının esiri olmayacaktır. O artık söz konusu benliğe kendini savunma ya da şişirip büyütme noktasında hizmet etmeyecektir. Bu, cinsel yakınlığın bitmesi değil, aksine benliğin giydiği deli gömleğinden kurtulması demektir. Aslolan, nasıl ortaya çıkarsa çıksın hakiki yakınlığın niteliğidir.

Mutluluğunuzu ilişkilerinize bağlamayın, ilişkilerinizden sizi mutlu etmesini beklemeyin. Bir eylem, bir zihin hâli, bir ilişki, bir öğreti, bir manevi pratik vs gibi hiçbir tecrübenin sizi mutlu etme gücünün olmadığını görecek cesarete ve berraklığa sahip olmalısınız. Hiçbir tecrübe kalıcı mutluluğun kaynağı olamaz. Sonunda sizi mutlu edecek bir ilişkiyi bulduğunuzu düşünmeyin. Eğer bir ilişkiye bu beklentiyle girerseniz ilişkiyi mahvedersiniz. Yakın ve sahici bir ilişki çok güzel ve kıymetli bir şeydir ama mutluluğun kaynağı değildir. Çoğu ilişki, muhataplarından kendilerini mutlu etmelerini bekleyen insanlarca mahvedilir ve insanlar bu imkânsız beklentiyi muhataplarının omzuna bizzat kendileri yükler.

Muhatabınıza kendi mutluluğunuz için ona ihtiyacınız olmadığını baştan söyleyin. Gerçek bir yakın ilişkinin temeli böyle atılabilir, yoksa muhatapların kendi mutluluklarını birbirlerinde bulmalarında değil. Mutluluğu kendinizde bulun ve onu paylaşıp kutlamak için muhatabınızla bir araya gelin. Hakiki bir yakın ilişkinin özü budur, aksi takdirde ilişki tatmin arayan iki ego arasında bir savaş meydanı hâline gelir.    

Kaynak: Rupert Spira, Sexual Desire and Non-duality (Ocak 2024)  https://www.youtube.com/watch?v=z3Be6wjbehU
Çeviren: Sedat Yüksel

 

Rupert Spira (1960- )

İngiliz filozof ve ruhsal öğretmen. On beş yaşında Kuzey Hindistan’ın Shankaracharyası olan Shantananda Saraswati’nin öğrencisi olan Dr. Francis Roles’in rehberliğinde mantra meditasyonuyla klasik Advaita sistemiyle tanıştı. Aynı dönemde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin şiiriyle tanıştı ve semâ öğrendi. Yine aynı dönemde Rus filozof P. D. Ouspensky okuyup Gurdjieff hareketine dahil oldu. 1970’lerin sonunda Jiddu Krishnamurti’nin Brockwood Park’taki son konuşmasına katıldı ve kendisinden derin bir şekilde etkilendi. Yine bu yıllarda Ramana Maharshi ve Sri Nisargadatta Maharaj’ın öğretilerini inceledi. 1977’de Henry Hammond yönetimi altındaki West Surrey Sanat ve Tasarım Koleji’nin Seramik Bölümü’ne kaydoldu. 1983’de kendi stüdyosunu açtı ve özel ve kamu koleksiyonlarında yer alan eserler üretti. Bir başka ruhsal öğretmen olan Robert Adams ile görüşmek için ABD’ye gelmesine rağmen gelişinden iki gün sonra Adams’ın vefatı üzerine bir başka öğretmen olan Francis Lucille ile tanıştı ve on iki yıl boyunca kendisinden eğitim aldı. Francis’in vasıtasıyla kendisinden haberdar olduğu Atmananda Krishna Menon’dan Doğrudan Yol (Direct Path) öğretilerini ve Jean Klein’dan da Keşmir Şivacılığının Tantrik yaklaşımını öğrendi.  

Halen Doğrudan Yol’un (Direct Path) dünyaca tanınan sözcülerinden biri olan Rupert Spira Doğrudan Yol’un içinde yaşadığımız zaman diliminde herhangi bir geleneğe veya öğretmene bağlanmayı gerektirmeyen, tüm yerel, kültürel geleneklerden arınmış bir ruhsal anlayış olduğunu düşünmektedir.

Biyografi kaynakları:
About Rupert Spira - https://rupertspira.com/about    
Mark Samousek - Rupert Spira: The Direct Path to Freedom (söyleşi)

Go to top