Ben yedi ya da sekiz yaşındayken, her ne kadar bana yüz yaşındaymış gibi gelse de babaannem ellili yaşlarının başındaydı. İnsan o kadar küçükken kendinden büyükleri hep yaşlı sınıfında değerlendiriyor olması oldukça düşündürücü, ben buna şimdilerde çocuk cahilliği diyorum.

Benim babaannemle ilgili hatırladığım, hafızamda yer eden anılarımın büyük bir bölümü babaannemin ağrılardan yakınması olmuştur. Zaman zaman bu yakınma atakları şiddetli bir hal alır ve ben yaşlanmanın sürekli ağrı çekmek olduğunu düşünür, dehşete kapılırdım. Büyümemeyi isteme halimin bu korkudan kaynaklandığını yıllar sonra fark ettim. Ama aslında etrafımda başka büyük insanlarda vardı anneannem, büyük yengem gibi onlardan hiç şuram ağrıyor diye bir yakınma duymamıştım, o yüzden arada ikileme düşüyordum.

Aslına bakarsanız babaannemin ağrılarının büyük bir bölümü gerçek ağrılar bile değildi. Ama benim çocuk aklımda büyüdükçe bir yerlerinin ağrımasının normal olduğuna dair bir kanı oluşturmaya yetmişti. Babaannem ağrılardan yakınırken bu dünyadan geçip gitti, şimdilerde geriye baktığımda acaba diyorum, içinde yaşadığı hayatta önemsenmek ve fark edilmek için miydi sürekli sızlanmak. Her iki durumda acı verici, fark edilebilmek için sızlanmak, ağrı çekmeden çekiyormuş gibi yapmak beni bu yaşlarımda bile dehşete düşürüyor.

İnsanların hayatlarında evlerinden başka bir şey olmadığında sanırım zaman içinde değersizleştiklerini düşünüyorlar. Kendileri için bir şey yapmak yerine ya hastalıklara ya da başka insanlara sarıyorlar, bugünkü aklım boş insanın kendinin önemli olduğunu hissetmek ya da hissettirmek için anlamsız yollara başvurduğunun daha çok bilincinde. Bundan elli yıl önce insanlar büyüdükleri için bir divanla bütünleşmekte sakınca görmezler bu hareketsiz yaşamın içinde bir yerlerinin ağrıyor olmasını doğal bulurlardı, çünkü çok büyümüşlerdi. Günümüzde büyümenin yaşla ilgili ve ağrıların kaderimiz olmadığının birçoğumuz gayet iyi farkındayız.

Kendini sarıp sarmalayıp, naftalinleyip bir kenara  kaldırdığında, ağrıları hayatına davet ettiğinin farkında olmuyorsun. Hayatın içinde harekette kalmak, kendin için bir şeyler yapmaya çabalamak yaşla gelen birçok olumsuzluğun tamamını olmasa bile bir bölümünü ortadan kaldırmaya yetiyor. Yeter ki sen kendin için bir şey yapmaya niyet et, yaşına, etrafındaki insanları ne dediklerine takılma. Sırf kendin için bir şeyler yapmanın lüks olduğuna seni inandırmalarına izin verme.

İlk gençlik ve ondan sonraki yılların bol aksiyonlu bir film gibi geçerken ondan sonra neden bir festival filminin içine tıkılıp kalasın. Ben yıllar sonra fark ettim ki günümüzün moda hastalığı hiperaktiviteden mustaribim, elim dursa ayağım, ayağım dursa, çenem, çenem dursa zihnim durmuyor ve gün geçtikçe bu beni daha çok yoruyordu. Ara sıra kendimi babaannem gibi sızlanırken yakalıyorum bunlar gerçek ağrılarda olsa da ben korkuya kapılıyorum. Kendim için sürekli sızlandığım bir hayatı düşünmek istemiyorum bu istememe hali önüme seçenekler sunuyor ben şansımı yogadan yana kullanıyorum. Kapalı spor salonlarına alerjim var yoga stüdyosu cazip bir seçenek, böylece başladı benim hayatımdaki yoga aşkı, en çok kendim için ve babaannem gibi şikâyetçi bir kadına dönüşmemek için.

Günümüz insanının büyük bir çoğunluğu oldukça üretken ve aktif bir hayatın içinde yaşıyor. Bu düşüncemde yanılıyor olabilirim ama benim çevremde böyle insanlar çoğunlukta ve onların hayata karşı dirençli tutumları beni daha güzel günler için umutlandırıyor. Aslına bakarsanız yoga stüdyosuna adım attığım o andan itibaren bende hayatı için anlamlı bir şey yapan o insanlardan biri oluverdim. Çoğu zaman hayatımda bir çağ kapanmış yeni bir çağ başlamış gibi hissetmem sanırım bu yüzden, çok hareketli bir insan olsam da, çok hareketli olmak yerine kendim için bir şeyler yapıyor olmanın önemli olduğunun daha iyi farkındayım. Yoga matı durulduğum, dinlendiğim, dinlediğim ve kendimi gözettiğim kişisel alanım ve bu benim için  bütünsel şifaya yolculuk. Bu yolculuk için çok fazla şeye ihtiyacın yok, cesaretin ve disiplinin olması yeterde artar bile. Ve sen günden güne uzaklaşan ağrılara, sızlanan kadından geriye kalanlara ve sakin kalmayı başaran zihnine bakıp gülümsersin.

Hiçbir şekilde abartmıyorum kendine iyi geleceğini düşündüğün her şeyin üzerindeki şifa etkisi oldukça büyük ve ben bundan çok şükür nasibimi aldım. Hiçbir şey yapmadan sızlanmaktansa, deneyip, çabalayıp kendin için iyi olanı yapmaya çalışmak seni daha iyi bir yarına hazırlar. Yaşlar uçup giderken siz  geleceğinize hazırlanın kendinize çok iyi bakın.
Hoşça kalın.
Namaste.


SİTEDE ARA

Go to top