Hayallerini gerçekleştirmek için mi kuruyorsun yoksa gerçeklerden kaçmak için mi?

Bu ikilemi çözdüğünde onun plan mı yoksa hayal mi olduğunu anlayabileceksin. Çünkü bazı hayaller vardır onlar gerçekleştirilmek için değildir, sadece hayalken güzeldir. Bunaldığında çıkabileceğin bir balkon gibi, başını yukarı kaldırıp ferahlayabileceğin bir gökyüzü gibidir.

Fakat bazı hayaller vardır ki onlar gerçekleştirilmek zorundadır. Gerçekleştirmediğin zaman bir irin gibi şişmeye başlar, bir çıban gibi acı verir, derini yakar, bir hastalık olur vücuduna sirayet eder. İyileşmenin tek yolu o irinin vücudundan çıkmasıdır onu da ancak ve ancak harekete geçerek yapabilirsin.

Kendinde sebebini bilmediğin, anlayamadığın bir huzursuzluk hissi, içinde her an bir şey olacakmış gibi rahatsız edici bir heyecan ve korku varsa, vücudun seninle konuşmaya çalışıyor olabilir, ona kulak ver. Artık harekete geçme zamanın geldiğini söylüyor olabilir. Hareket et, hareketsizlik her türlü korkuyu besler.

Düşün bakalım, aklında olan o şeyden ne zaman vazgeçtin? Ne zaman kendini terk ettin? Ne zamandır istediklerini yapmıyorsun? Veya en son ne zaman gerçekten sadece kendin için, eğlenmek için bir şeyler yaptın? Saatin çabuk geçtiğini en son ne zaman fark ettin? Vücudun sana bunları sormaya çalışıyor olabilir. Bu sorulara cevap veremiyor ve onların seni rahatsız etmediğini düşünüyor olabilirsin. Hatta bu sorular sana çok yersiz ve fuzuli gelmiş de olabilir. Ama bilincinin unuttuğu fakat bilinçaltının dün gibi hatırladığı şeyler var; yarım kalmışlıklar, yarım işler, gerçekleştirmek istediğin ama başaramadığın hayaller, tamamlanmadığını düşündüğün ilişkiler…

Buna Zeigarnik Etkisi deniyor. Kişilerin tamamlanmamış veya bölünmüş-kesilmiş şeyleri, tamamlananlara göre daha kolaylıkla hatırladığını ifade eden psikolojik bir kavram. Bu kavram unutamadığın aşkını, kafanda defalarca kez hazırladığın konuşmaları, gün içinde birden fazla aklına gelen her türlü konuyu açıklıyor.

Beyin yarım kalmaları sevmiyor ve o yarım kalmışlığı bütün yapana kadar çalışıyor, sen başka şeylerle uğraşırken de çalışıyor, film izlerken de hatta uyurken de… Her an yarım kalan konuyu tamamlamaya çalışıyor, tamamlayamadıkça teklemeye ve bozulmaya başlıyor.

Hissettiğin sıkıntı, halsizlik, sebepsiz kaşıntılar, kaslarda ağrı ve gerginliklerinin nedeni sonuca ulaşmamanın getirdiği teklemeler ve bozulmalar olabilir. Böylece bitmeyen düşünce girdabına fiziksel etkiler de eşlik etmeye başlar. Bu bitmek bilmeyen girdabı bitirmenin temel yolu, yarım kalanı tamamlamak, hayalin için bir adım atmak, başladığın işi bitirmek ya da yarım kaldığını düşündüğün şeyin aslında tamamının o olduğunu idrak etmek.

Çünkü ancak yarım kaldığını düşündüğün şey tamamladığında geçecek.

Saklı benliğin ortaya çıktığında; başka şekilde, başka yerde ve başka biçimde olmayı hayal etmediğin an “tam da böyle olmalıydı zaten” dediğin herhangi bir zaman diliminde o girdap duracak ve sen iyileşeceksin.

Belki şimdi değil, belki yarın değil ama geçecek, çünkü daima geçer.

Sevgiyle kucaklıyorum.

 

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top