“Müzik, ruhu günlük hayatın tozlarından temizler.” Auverbach

Kesinlikle öyle… Hep sorarım kendi kendime “Müzik olmasa ne yapardım?” diye. Cevabı olmayan kocaman bir boşluk hissi uyandırıyor bu soru bende. Kendimi bildim bileli sanata karşı hep yoğun bir ilgim oldu. İlkokul yıllarından başlayan, üniversite ve sonrasına evrilen resim, bale, tiyatro, sinema, fotoğraf ve edebiyatla olan yakın ilişkim bazılarının eğitimlerini alıp icra etme alanları da yarattı bana. Zaman içerisinde bir kısmı heves olarak kaldı, kimisiyle mesleki anlamda da uğraşınca soğuyup uzaklaşmama sebep olacak durumlar yaşattı. Ama müzik… onun yeri hep bambaşka hep apayrıydı. Müzik her zaman yanımdaydı. Ondan ne bıktım, ne uzaklaştım. Hepsinin, her şeyin yarattığı boşlukları dolduran yegane yol arkadaşımdı. Acı ve mutluluk, çoşku ve bıkkınlık, neşe ve melankoli, başka diyarlara başka zamanlara zamanlara gitme isteği, her durum ve anda ruhumu arındırandı. Müzikle birebir ilgilenecek yeteneği, zamanı, belki de cesareti bulamadım kendimde ama iyi bir müzik dinleyicisi olmak yaşam amaçlarımdan biriydi. Diğer sanat disiplinleriyle olan ilişkisi de beni hep derinden etkiledi. Özellikle sinemayla olan iş birliği bağımı daha da çok güçlendirdi. Yaş ilerledikçe bu tutkunun azalacağını düşünürdüm ama aksine artarak devam ediyor. Sürekli şarkılarla yaşamak, yeni isimler, yeni şarkılar keşfetmek, onların çalışmalarını takip etmek, aylar sonra gerçekleşecek bir konser için gün saymak, o günü hayal etmek aynı heyecanla sürüyor.

"Müzik, ruhun gizli bir Aritmetik alıştırmasıdır.” (Hermes yahut Leibniz)    

Yakın bir zaman önce müziğin hayatımdaki etkisini düşünüp ve onu duyup, hissedebiliyor olmanın şükran duygusunu yaşarken ustam yukardaki sözü paylaştı. Zamanlama yine manidardı ve bunda kesin bir işaret vardı. O heyecanla bu satırları yazmak geldi içimden. Peki ama bu müzik denen büyülü şey nereden çıktı ve neden süregeldi? Bunun pek çok nedeni olabilir ama müziğin çok eskilere uzandığı, insanın evriminden itibaren bizimle olduğu kesin.

Ortaya çıkış nedeni eğlenmek ya da iletişim için olabilir. Törensel, dinsel nedenlerle de olabilir. Nedeni ne olursa olsun, müzik insanları bir araya getirme potansiyeline sahip. Sadece ruhta değil yaşamın tümünde gizli bir aritmetik ve mıknatıs etkisi yaratıyor. Müzik olmasa hayatlarımız çok daha kendine dönük, renksiz, anlamsız ve sıkıcı olabilirdi.

En eski sanat dallarından biri olan müzik, tarih öncesi devirlerde kuşların ötüşünden, suların şırıltısından, yağmurun sesinden, rüzgarın ve kıyıya vuran dalgaların uğultusundan esinlenen ilk insanların içi boş bir kütüğe deri geçirip vurarak, hayvan bağırsaklarından yapılan ipleri çekerek, boynuz, kemik ya da odundan boruları üfleyerek doğadaki sesleri taklit etmeye başlamasıyla ortaya çıkar. İlk insanlar başlangıçta işaret vermek amacıyla kullandıkları bu sesleri sonraları hoşlarına gidecek biçimde düzenleyerek kendi ilkel müziklerini yaratırlar ve avlanmak, beslenmek, hayatta kalmak gibi temel ihtiyaçların dışında bir araya gelerek beden, ruh ve zihinlerindeki değişimlerin etkisiyle hayatın senfonisini yaşarlar.

Hindistan'da 3.000 yıl öncesinden kalma Veda ilahileri günümüze ulaşabilen en eski müzik yazmaları olarak bilinir. Müzik ve dansın insanların yaşamında önemli bir yer tuttuğu Eski Yunan'da, şairler lir eşliğinde destanlar söylerdi. Müzikle ilgili ilk kuramları geliştirenler de Eski Yunanlılardı. Müzik sözcüğünün Eski Yunan'da sanatın esin tanrıçaları olduğuna inanılan Musalar'ın (Muse) adından türetildiği bilinmektedir. İÖ 6. yüzyılda Pisagor (Pythagoras) müzik ile matematiğin ilişkisini keşfeder. Müziği matematiksel yoldan çözümleyerek, bir sesin yüksekliği ile telin uzunluğu arasındaki ilişkiyi ve akustiğin matematiğini saptar. Bu ilişkinin keşfiyle başlayan tarihsel yolculuğun ilerleyen dönemlerinde müzik, matematikle ilişkisi açısından bir bilim olarak kabul görür.

Gezegenin başka bir tarafındaki Çinliler de müziğin sevinç ve keder gibi duygular uyandırmaktaki gücünün bilincindeydiler. Onlara göre müzik tanrısal gücün bir yankısıdır. Bu inanç biçimi Hıristiyanlık'ın ilk yıllarından başlayarak, dinsel bir anlatım aracı olur. Müzik sözün taşıyıcısı, melodi de dinsel metnin aydınlatılmasına yardımcı olur. Müziğin kuramsal gelişimi tarih boyunca çeşitli evrelerden geçer ve 19. yüzyılda bir insanın zorlanmadan anlayabileceği bir forma kavuşur.  

Evrende her şeyin bir titreşimi olduğunu ve her titreşimin kendine ait bir frekansı yani titreşim sıklığı olduğunu biliyor ve bunu Yoga yoluyla da tecrübe ediyoruz. Ses titreşimler yoluyla duyguları yaşama, rahatlama, gevşeme ve iyileşme için bize birçok yol sunuyor. Yoga ve meditasyon müzikleri de bedenimizin frekansını dengelemeyi sağlarken, zihni sakinleştirmenin yanında uykuya geçişi ve çalışmayı, ayrıca odaklanmayı kolaylaştırıyor, negative enerjiden arınmamıza ve dengelenmemize yardımcı oluyor.  

Sesin şifalandırıcı gücünden aslında yüzyıllardır faydalanılıyor. Eski zamanlarda müzikle tedavi gerçekleştiren merkezler olduğunu biliyoruz. Sesle şifa eski Yunan’a kadar uzanır. Apollo, müzik ve tıbbın tanrısıydı. Aesculapius şarkıları ile zihinsel bozuklukları tedavi ederdi. Plato ve Aristo, müziğin ruhu ve duyguları etkilediğini iddia ettiler. Hipokrat, hastaları için de müzik çalardı.

Sesin ruhsal ve bedensel rahatsızlıkları iyileştirmeye olan etkisi antik topluluklardan bu yana kullanılıyor. Sakinleşme ve uyku için dinlenme müzikleri, enerjiyi dengeleme için Solfeggio Frekansları, iyileşmek için Binoral ritimler kullanılıyor. İlk olarak eski çağ ayinlerinde ve meditasyon seanslarında kullanılan Solfeggio frekanslarının, gözle görülmese de sağlık durumu üzerinde etkileri kabul edilen enerji alanımız üzerinde olumlu etkiler sağladığı söyleniyor. Enerji bedenin titreşimini evrenin temel ritim ve tonlarına hizalamak için Solfeggio frekanslarından, bedenin farklı dokularının farklı şekillerde faydalandığı belirtiliyor. Bu müzikal unsurlar, farklı farklı ses aralıkları, farklı duyguları uyandırıyordu.

Her şeyin titreşimlerden oluştuğu evrende, bedenin enerji merkezleri üzerinde sesin etkisi yadsınamaz. Seslerin ve ritimlerin bedendeki blokajları çözme, enerjiyi yükseltme, çakraların dönüş hızını dengeleme veya yavaşlamış çakrayı aktive etme, iyileşmeyi hızlandırma gibi birçok faydası olduğu söyleniyor. Sesin tek başına iyileştirmeye etkisi zor olsa da bütüncül sağlık yaklaşımıyla bakıldığında, sesi kullanmak geleneksel olarak da rastlanan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Musikideki makamların tedavide kullanılması da akla gelince, konunun oldukça derin olduğu anlaşılıyor.

Ses alanında çalışmalar yapan yazar, müzisyen ve öğretmen Jonathan Goldman, sesin bilince eşlik ettiğini hatırlatıyor ve “Titreşim ile birleşen bilinç, bir anahtardır” diyor. Antik medeniyetlerin taşıdığı bir sır bu sırrı bir çoğumuzun unuttuğunu söyleyen Goldman, Hindu geleneğinde sıkça vurgulanan “Sessiz ses”in bilincin tüm yönleriyle arayüz oluşturan kutsal, titreşimsel bir yön olduğunu da vurguluyor.

Günümüzde müziği genel olarak eğlence, ifade, kutlama, tören, boş zaman ve iletişim için kullanıyoruz. Müzik insanları dünyanın tüm kültürlerinden, inançlarından ve köşelerinden gerçekten birbirine bağlayan en önemli şey olarak hep ilk sırada yer alıyor. Müzik asla icat edilmedi veya keşfedilmedi, o yaşamın başlangıcından beri buradaydı ve hepimiz için doğuştan gelen bir duyguyu ifade ediyor. Bu yüzden, yüzyıllar boyunca birçok şeyin tedavisi için de ses şifasının kullanılması sürpriz olmadı. Şaman şifacıların davulları, ağıtlar, dualar, aryalar, mantralar, kabile müzikleri… Hangi gelenekte, inançta veya disiplinde olursa olsun ses, iyileştiren ve birleştiren rolüyle insanlık var oldukça kullanılmaya devam ediyor. Tıpkı Yoga gibi. Yoga da beş bin yıldan uzun bir süreyi kapsayan ve kökleri Hindistan'da olmakla beraber günümüzde tüm dünyayı etkisi altında birleştiren ve iyileştiren bir yol / sistem bilim olarak an’da kalarak birbirimiz ve evrenle bir ve bütün olmayı sağlıyor.

"Yoga müzik gibidir. Bedenin ritmi, zihnin melodisi ve ruhun uyumu hayatın senfonisini yaratır."

BKS İyengar

 

Kaynakça:

https://hthayat.haberturk.com/rahatlamada-ve-iyilesmede-seslerin-rolu-1073618

https://onedio.com/haber/muzigin-tarihsel-yolculugunda-gerceklesen-18-donum-noktasi-722157

https://kurious.ku.edu.tr/muzik-insanlikla-yasit/

 

SİTEDE ARA

Go to top