Yeni bir yıl, yeni bir yaş, yeni bir ay veya yeni bir hafta hayatımızı değiştirmeyecek. Tarihler dışında hiçbir şeyi değiştirmeyecek o hep olmak istediğimiz yere ışınlanmayacağız, körü körüne bir mucize gelip bizi bulmayacak.

Yok, öyle bir şey artık kendimizi kandırmayalım. Beklentilerimizden sıyrılmamızın zamanı geldi çünkü beklenti mutsuzluğa davetiye çıkarır ve biz zaten yeteri kadar bekledik. Yeter artık, evde oturup mucize beklemeyeceğiz.  

Yeni başlangıca yeni bir bakış açısı ile bakacağız, çaba harcayacağız.  Nazik ama güçlü, hırssız ama kararlı, çabukça ama telaşlanmadan, kendinden emin ama egoist olmadan. Dengeyi bulacağız o bulduğumuz dengeyle hareket etmeye başlayacağız. Dengeyle değişeceğiz, hareketleneceğiz… İlerleyeceğiz, çok hızlı değil belki hatta yavaş ama ilerleyeceğiz. Latince felsefi bir deyiş vardır, “Festina Lente” Yavaşça acele et manasına gelir. Yani der ki; acelecilik tehlikeli, ağır davranmak ise başarısızlık demektir ağır ağır acele etmek bizi sağ salim hedefe ulaştırır. Bir başka deyişle hız insanı kendinden uzaklaştırır lakin yavaşlık kendine yakınlaştırır ama durma. 

Durmamalıyız çünkü o yeri bulmamız lazım; canlı hissettiğimiz, ruhumuzun ait olduğu, huşu ile dolduğu o yeri bulmamız lazım. Bizim için olan o yeri bulmak zorundayız.

Yaşımızın kaç olduğu, konumumuzun ne olduğu, hayatımızın nasıl ilerlediği, yaşadıklarımız, çevremiz, önceliklerimiz… Hiçbiri buna engel değil.  Buna tek bir engel var düşüncelerimiz; kafamızın içindeki düşünce yumağı.

Tozun dumanın içinden çıkar gibi çıkmalıyız o geçmişin ve geleceğin bataklığına saplanmış düşüncelerimizin içinden. Yeniden doğmalıyız bu defa kendi içimizden ve kalbimizden gelen ürkekçe fısıldayan o sesi takip etmeliyiz. Takip etmeliyiz ki hem yolumuzu kaybetmeyelim hem de içimizde kaybolmayalım.

Hayatımızda değişen sadece takvim yaprakları olmasın.

Sevgiyle kucaklıyorum.

Hem sizi, hem kendimi hem de değişimi.

SİTEDE ARA

Go to top