Yaşamın içinden, yapmak, halletmek ve yetiştirmek gibi zorunda olduklarımız çıktığında oluşan koca boşluğa bakakalıyorsun.

Geçen gece sabah erken kalkacağım artık yatmam lazım diye düşünürken, kendime şu soruyu sordum "nereye yetişeceksin’’ sorunun basit cevabı yaşadığımız günlerin tüm gerçekliğini yüzüme çarptığında ben yatağın içinde öylece kalakaldım. 2020 böyle bir yıldı işte hayatımız boyunca başımıza gelmeyeceğini düşündüğümüz birçok şeyin başımıza geldiği daha çok bir bilim kurgu filmi gibiydi. Geçti gitti, ama değişen bir şey yok çünkü suç 2020’nin değildi, 2021 sihirli bir değnekle gelmediyse eğer dünya içinde bulunduğu durumla uğraşamaya devam edecek demektir.

Alt üst olan düzenleri, altı üstüne gelen hayatları, birbirinden farklı ruh durumlarını toptan yaşıyoruz. İnsan çoğu zaman sabahları yataktan kalkmak için bir neden bulmaya çalışıyor, bu dönemde benim ki pratiklerim, üç saate yakın bir süre beni meşgul tutuyor. Yaptığım çalışmalar zihnimdeki ve ruhumdaki sıkıntı bulutlarını dağıtıyor, ben hiçbir şey yapmadan devam edecek bir güne başlayacak neşeyi kendi içimde buluyorum.

Bugün kesintisiz devam eden yoga çalışmalarımın 512. günü sadece asana pratiği değil yaptığım, bu pratiklerin içinde yogaya dair her şey var.  Bu rutinden sıkılır vazgeçersin diyenler oldu ama ben düzenli asana ve nefes pratiğinin üzerimdeki etkilerini gözlemledikçe kendimi matın üzerinde daha kolay bulur oldum. Ama yalan yok, nadirde olsa bazı günler yataktan öyle karamsar kalkıyorum ki, kendimi matın üzerine sürüklemek zorunda kalıyorum, iş matın üstüne çıkmakta gerisi geliyor.  Her sabah ilk yapılacaklar listesinin başında kendi pratiklerim geliyor, sabahın kör karanlığında başlıyorum, sanırsınız ki ondan sonra başımı kaşıyacak vaktim yok. Bu disiplinle ilerleme hali zincirin halkalarını koparmamak için pratiklerime daha sıkı odaklanmama neden olduğundan hem bedenimi hem zihnimi rahatlatıyor. Hiç değilse bu süre boyunca aklımda saçma sapan felaket senaryoları dönüp durmuyor.

Geçen sene ilk kez karantinayla tanıştığımızda ve kendimizi aniden içinde bulduğumuz bu hale uyum sürecinde zinciri koparmasam bile ben kendimi koy vermiş, pratiklerim sabah yerine akşama kaymış, gecem gündüzüm şaşmış ve hiç istemediğim bir şekilde evin içinde kaybolmuştum. Bu evde kapalı olma halinin en zarar veren yeri, bu hayattaki amacımı, yapmak istediklerimi, planladıklarımı gerçekleştirmenin imkânsız hale geldiğini hissetmemdi. Bu duygu öylece gelip beni bulduğunda, dipsiz bir kuyuya sonsuza kadar düşmeye mahkûm edildiğimi düşünmüştüm. İşin tuhafı herkes için aynı şey söz konusuydu ama bu hiç birimiz için hafifletici bir sebep değildi.

Her sabah aynısını neredeyse birebir tekrarladığımız hayatın içine uyanmaya bile alıştık, sanki artık hepimiz bu duruma uyum sağladık, geçmesini beklemek yerine bir şekilde devam etme kararı aldık. Nelere uyum sağlayabildiğimizi görmek çok şaşırtıcı, bu boşta kalma halinin içinden geçerken kendi kendimizi bir şekilde oyalamayı, hatta çoğunlukla mutlu kalabilmeyi de öğrendiğimizi düşünüyorum. Yaşanan durumun değişmeyeceğini kabul etmek bence kendimize çeki düzen vermek için attığımız ilk adım oldu. Çoğu alışkanlığımızdan gönüllü ya da gönülsüz vazgeçtik. Şimdilerde elimizde kalanlarla hayata devam ederken, bir şekilde yenidünya düzeninde yaşamayı da öğrenmeye çalışıyoruz.
Sağlıkla kalın. Hoşça kalın,
Namaste

SİTEDE ARA

Go to top