Yazdır
Kategori: Kişisel Gelişim


Saniyeler, dakikalar, saatler, günler, haftalar, aylar, yıllar hızla akıp gidiyor tabii beraberinde yaşam yolculuğu da aynı hızda sürekli bir koşturma içerisinde devam ediyor.

Peki bu yolculukta ne kadar mola veriyoruz, dönüp çevremize ve kendi içimize ne kadar bakabiliyoruz? Her şeyi hızlı hızlı yaparken biraz durmaya, yavaşlayıp sakin kalmaya ihtiyacımız olduğunun farkında mıyız?

Zamanın kısıtlı olduğu gerçeği ve yapılacak şeylerin çokluğu karşısında yavaşlayabilmek, içinde bulunduğumuz zaman içinde uygulaması zor bir eylem. Yapılması gereken işlerin arasında durmak için zaman yaratmak da biraz imkansız görünüyor tabii. Peki, neden bu kadar meşgul olduğumuzu ve her şeye yetişebilmek için ‘koşmamız’ gerektiğini hiç düşünüyor muyuz? Yaşam yolculuğunda sakince ilerleyebilmek mümkün değil mi, yoksa koşarak ilerlemek aslında kendi seçimimiz mi?

Sistemin bilinçaltımıza sürekli “durmamayı” işlediği bu zamanda sakinleşip yavaşlamak kesinlikle çaba gerektiren bir iş. Gün içinde birkaç dakikalığına bile olsa durmak ve mola almak, yaptığımız işleri bir kenara bırakıp yavaşlamak, kendimden biliyorum çoğumuzda suçluluk duygusu yaratıyor. Yavaş çalışmamızın asla kabul edilmediği işteki sorumluluklarımızın üstüne bir de ebeveynlik gibi ekstra sorumluluklar eklendiğinde 24 saatlik zaman dilimi su gibi akıp gidiyor.

Çocukluğumuzdan bu yana istediğimiz şeylere sahip olmak ya da istediğimiz kişi olmak için çok çalışmamız gerektiği öğretildi. Bu yüzden daha iyi bir okula gidebilmek, daha iyi bir evde oturabilmek, hayalimizdeki mesleklere sahip olabilmek için durmadan, daha fazla çalışmayı alışkanlık haline getirdik.Kısıtlı olan zamanımızı en verimli şekilde kullanabilmek adına birden fazla sorumluluğu aynı anda yüklenip yaşam standartlarımızı yükseltmeye çalışırken kendimiz için bir zaman aralığı bırakmadık. Günümüzde zamanımızın her saniyesinin tadını çıkarmamıza yardımcı olacak seçenekler daha önce hiç olmadığı kadar bol ve yaşam standartlarımız çok daha yüksek. Peki, hayatı daha fazla yaşamak için gerçekten daha fazla şey yapmamız mı gerek?

Zamanı iyi yönetebilmek için çoğumuz zorunlu işlerden arta kalan az zamanımızı da yine bizim için verimli olacağını düşündüğümüz aktivitelerle dolduruyoruz. Her dakika mail kutumuza düşerek biriken yüzlerce e-mailin ya da zamanında teslim edilmesi gereken işlerin arasında ev işleri, öz bakımımız, sevdiklerimiz ve kendi sorumluluklarımız için alan açmaya çalışıyoruz. Bu kadar uyarıcının ve beklentinin arasında yavaşlayabilmek de başlı başlına zor bir eylem.

Hızlı kültürü eleştiren kitabı In Praise of Slow’da Carl Honoré, yavaşlık akımını şu sözlerle özetliyor: ‘Yavaşlık akımı, hızlı olmanın her zaman daha iyi olduğunu öğütleyen ve bireyin hızlı olmasını sömüren toplumsal düzene karşı ortaya çıkmış, kültürel bir devrimdir. Yavaşlık her şeyi kaplumbağa hızında yapmak değildir, yapmamız gerekenleri olabildiğince hızlı yapmaya çalışmak yerine, olabildiği kadar yapmaya odaklanmaktır. Yediğimiz yemekten dinlediğimiz müziğe, attığımız her adımda sayılardan çok kaliteye odaklanmaktır.’ Yani an’da kalmak.

Değişimin ve dönüşümün durdurulamaz bir hızda gerçekleştiği günümüzde, biz bu değişime ayak uydurmaya çalışırken, temel ihtiyaçlarımız ise hiç değişmiyor. Bu ihtiyaçları karşılayabilmemizin tek yoluysa hayatın hızlı akışından sıyrılıp yaşamdaki tüm deneyimlerimizi derinleştirmek için yavaşlamak.’

Yavaşlamak, yaşam deneyimlerini derinleştirebilmenin, kendimizle ve başkalarıyla kurduğumuz ilişkileri iyileştirmenin, daha tatmin olmuş ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmenin altın anahtarı. Bunun için;

*Doğayla ve kendinizle baş başa kalabileceğiniz yürüyüşler yapın.
*Kitap okuma, resim yapma, el işleri gibi odaklanma gerektiren, hayatın hızlı ritminden uzaklaşmanızı sağlayan aktivitelere zaman ayırmaya çalışın.
*Yoga ve Tai Chi gibi Yin (ruh ve zihin) odaklı egzersizleri bedensel aktivitelerinize dahil edin.
*Odaklanmayı sağlayan meditasyon pratiklerine günlük rutininizde mutlaka yer vermeye ve meditasyonu alışkanlık haline getirmeye çalışın.
*Rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisiyle bilinen lavanta yağı gibi bitkisel kaynaklı yağlar ve kokular kullanın.
*Bedeninizi rahatlatmak ve gevşetmek için masaj ve esneme egzersizlerinden yararlanın.
*Derin nefes egzersizlerine hayatınızda yer açın.
*Beklentilere yetişemediğinizi hissettiğiniz, yoğun strese maruz kaldığınız zamanlarda bazı isteklere ‘hayır’ demeyi alışkanlık haline getirin.
*Dikkatinizi dağıtan teknolojik aletlerin kullanımına, sosyal medyada harcadığınız zamana sınırlama getirin.

Daha iyi ve kaliteli yaşamak için hayatınızın her alanına yavaşlığı davet etmenin; yaşam yolculuğunda daha odaklı, daha sakin, daha dikkatli adımlarla ilerlemenin temel ihtiyaçlarınızın karşılanması için bir gereklilik olduğunu unutmayın.