Yas... Birini kaybettikten ya da başına gelen zor deneyimlerden sonra hissedilen yoğun duygular, yoğun keder, yoğun acı...

Evet, biliyorum içten içe hepimiz bu bölümü insan gibi hissetmemek için koşturuyoruz. Sanıyoruz ki, eğer kaçabilirsek, kendimizi günlük rutinlerle masturbasyon yaparsak, o yoğun duygular gider, gidecek! Hiçbir şey gitmiyor sadece daha karışıyor ve sen hiç hazır olmadığın o an, kar topu gibi hayatının içine düşüveriyor. Sonra sen suçlu arıyorsun oysa hayattaki neşenin sırrı acıya da evet diyebilmekten geçiyor. Acıyı yaşayamadığımızda hissettiğimiz her şeyin eksik kalması da tam bundan.

Annemi 23 Eylül 2020 yılında kaybettim. Aslında beklenen bir sahneydi. Son sahne yaklaştıkça kendimi hazırlamak için her şeyi yaptım ama tabi ki hazırlayamadım! Hayata hazır olamazsın! Hayatın tam olarak olayı bu! Seni göklere çıkardığı gibi yeri gelecek yerin dibine de götürecek. Hazır olamazsın! İnsan olma deneyimi dediğimiz hal, yaşama hazır olmak değil, gelen deneyime balıklama atlama istekliliği.

İnsan o derin yas hissindeyken yaşam da duruyor! Doğan güneşin pek bir anlamı olmuyor. Bir şey de yapası gelmiyor. Yataktan kalkıp güne başlamak istemiyor. Zaten tam olarak 'ölümü' algılayamadığımız için çok derin bir karanlık sarıyor ortalığı... Bu hissi sağlıklı yaşamalıyım tavrı insanı daha çok karanlığa itiyor. Çünkü hiçbir his sağlıklı yaşanmak istemiyor, kucaklanmak ve görülmek istiyor.

Açıkçası bu ruh halinden Özde'yi bir süre sonra yaşam içine çekti. Eğitim için öğrencilerin aramaları, eğitimimizin yaklaşması bu derin fiziksel yas sürecini uzatmama izin vermedi ve iyi de oldu. Bu süreçte vermeye başladığım yoga eğitimimi bitiriyorum ve bir de stüdyo açıyorum. Dışarıdan bakıp, bunları yaptığım için beni yargılayan da oldu, sosyal medyada annemle ilgili bir şey yazınca derin mutsuzluk içinde de olduğumu zanneden de.. Her zaman olduğu gibi insanların birçok konuda fikri oluyor. Arkadaşlar, bu bölüm kendi gücünüzü bilmezseniz çok tehlikeli... Kendi duygularınızı bildiğinizde ve onlara sahip çıktığınızda her şey değişiyor. Kimseye değil, sadece kendinize karşı sorumlusunuz.

Yaşama dönün!

Çok yakın bir arkadaşım derslerine ara vermeyi uzatma insanlar başın sağolsun dediklerinde yeniden zorlanacaksın demişti. Cidden de öyle oldu! Bu süreci çok uzatmadım ama insanlar her o kelimeyi söylediğinde zorlanıyordum!

Bir gün boyunca aynı hava durumu olmuyor!

Bence burayı anlamıyoruz! Hayat, sabit düz bir çizgi değil. Şimdi ağlıyorsunuz diye hayat boyu ağlamıyorsunuz. Ya da şu an kendinizi iyi hissetmiyorsanız hayat boyu böyle gitmiyor. Gelen zor deneyime izin verdikçe gelen misafirler de değişiyor. Bazen ben bir gün içinde tüm duyguları arka arkaya yaşayabiliyorum. Gülüyorum, ağlıyorum, sinirleniyorum...

Aşmak yok!

Derin bir kayıp duygusunu hayat boyu yaşıyorsunuz. Bu duygudan özgürleşmiyorsunuz bu halle arkadaş bir alan yaratıyorsunuz.

Özlem devam ediyor, sevgi devam ediyor!

Annemi özlemediğim bir anım yok aslında ama o özlem de sevgiye ait ...

Işık, karanlıktan doğuyor!

Karanlığa izin verirseniz, bir süre sonra Işığı doğurması kaçınılmaz! Tüm o karanlık hislerden geçerek, şu an bir yoga stüdyosu açıyorum. Ve inanın bana oradan buraya gelmek kolay olmadı ve bazen halen burası bile kolay olmuyor! Ama Özde'yi anlama araştırmasınındayım her nefeste...

Kendinize güvenin!

Bu süreçte yaptığınız her şey hakkında herkesin fikri olacak. Kendinizi dinlemekten geri durmayın. Hiçbir söz sizi durdurmasın. Sorumluluğunuz sadece kendinize.

Yaşamdan kaçmayın!

Ama o yok, ben bunu neden yapayım yerine izin verin acınız çiçek açsın. Yaşam her bir yerinizi sarsın.

Her zaman sizinle..

Belki fiziksel dünyada ayrılık baki ama kalp bağıyla buradan her zaman bağlıyız sevdilerimize...

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top