Her şey birbirine bağlı. Hayat birbirine bağlı küçük halkalardan oluşup bir zincire dönüşüyor. İstanbul’daki Kuzey Ormanları’nda 13 milyon ağaç kesilmiş. Öğrendiğimde kalbime bir bıçak saplanmış gibi oldu.

Marmara Denizi öldü, Karadeniz’in de yakında öleceğini söylüyor uzmanlar, sonra Ege ve Akdeniz… Üç tarafı “pislikle” çevrili bir ülke mi olduk? Her anlamda…

Denizler kirlendi, yeraltı suları kuruyor, nehirlere zehirli atıklar atılıyor, toprak kirlendi, topraktan aldığımız besinler kirlendi, biz kirlendik ve hastalanıyoruz… Ağır ağır… Ölüyoruz.

Nasıl bu noktaya geldik? Nerede başladı kirlenme? Halklar olan bitenden dolaylı olarak sorumludur, muktedirler ellerindeki güçle bizlerin erişemeyeceği yerlere ulaşır, dünyamızı “değiştirirler.” Demokratik bir seçimle başa geldiklerini varsayarsak sorumlu biraz da biziz ve asıl değiştirme gücü ise bizde. Gerçekten değiştirmeye muktedir olduğumuzu farkında mıyız peki?

Öyle çok kötülük var ki… Sanırım toplum olarak kilitlendik. Köşeye sıkıştık. Sadece çevre kirliliği ve katliamı yapılmadı, ruhlarımız da kirlendi. Katledilen doğayı da ruhlarımızı da iyileştirmeye, arındırmaya ihtiyacımız var. Yakın gelecekte bir sivil itaatsizlik beklentisinden söz ediliyor. Ben de böyle olacağına inanıyorum. Halk tepki verecek. Bir şeyler olumlu anlamda değişmeli. Bir kısmımız güzel evlerinde oturmuş yoga yaparken cehenneme dönen hayatlar var… Bilmediğimiz bir şey var; bir gün ateş yayılır ve mutlaka bizi de bulur. O yüzden gözümüzü dört açalım. Hazır olalım. Bir şeyler olabilir…

Geçen gün sevgilimle konuşuyorduk. Çok doğru bir şey söyledi: “Eğer Gezi Direnişi’nde ölen ve yaralananların hesabı sorulsaydı bugün bunlar olmazdı. Yapamazlardı.”

Kötülük gözlerimizin önünde galip geliyor. Geçici bir kötülük olduğunu varsayalım diyeceğim. Kalıcı hasarlar bırakmaya başladı bile… Hem doğada hem ruhlarımızda. İkisini ayrı şeyler sanıyoruz. Değil. Doğayla ruhlarımız bir. Dünyayla bir bütünüz. Kesilen her ağaç, mesela kalbimizi kıran biri gibi bizde iz bırakıyor. Her adaletsizlik geleceğimizden güzel bir gün çalıyor. Haksızlığa her uğrayan insan bizi de haksızlığa bir o kadar yaklaştırıyor. Birbirimize tahminimizden daha çok bağlıyız. Zincirleme bağlıyız.

Haydi, el ele tutuşalım ve ‘70’lerin ruhunu çağıralım. Çiçek çocukları olalım. Vietnam Savaşı’na karşı eylem yapan o hippiler gibi sivil bir itaatsizlik dalgası başlatalım. Saçlarımızda çiçekler, ayaklarımız çıplak olsun…

Haydi, saklandığımız deliklerden çıkalım. Korkuyu yenelim ve sokakları dolduralım. Şarkılarla, türkülerle…

Haydi, yarısını çoktan geçmiş şu ömrümüzde güzel bir şeyler olsun. Yapalım. Biz yapalım.

Haydi, daha geç olmadan…

Zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var ki?*

*Karl Marx

SİTEDE ARA

Go to top