Küçük bir kız çocuğuyken, büyüyünce ne olacaksın diye sorduklarında (bu soruyu ufacık bir çocuğa sormanın anlamsızlığını hala çözebilmiş değilim) verdiğim tek cevap gelin olacağımdı, anlayacağınız bugünkü tüm rollerime rağmen, ev kadını konseptimin  temelleri çok eskiye dayanıyor.

Annemin gelinliğini giyip çıkarırken eskittim, annem tül perdeleri yıkamak için söktüğünde kaşla göz arasında perdeyi başıma duvak yapar, vazodan aldığım plastik çiçekler ve altımda pijama ile evin içinde arzı endam ederdim, ta ki annem perdeyi başımda görene kadar. Doğal olarak bu düşüncedeyken ve oldukça saf diyelim diğer türlüsü kendime hakarete girer bir çocukken gelecek planlarım bu kadarla sınırlıydı.

İlkokul bitti annemin zoru ile gittim ortaokula, ya okuyacaksın, ya okuyacaksın başka bir seçeneğin yok derken koca bir aileyi karşısına aldı. En yakınımdaki insanlar beni okumamın mümkün olmadığına inandırmaya çalışırken, bende okula gitmemek için annemle mücadele ediyordum, çok yıllar sonra annemin neden bu kadar ısrarcı olduğunu anlayacaktım. Ders çalışmıyordum, her fırsatta okula gitmemek için bahaneler yaratmaya çalışsam da annemin korkusundan okula gidiyordum. Hiçbir şey bulamazlarsa nasıl okutacaksın diyorlardı, bunun cevabını sabahlara kadar dikiş diken annem veriyordu, çünkü o sıralarda ailemizin bütün düzeni alt üst olmuş, ağır bir ekonomik krizin içinde debeleniyorduk, ülke krizde miydi bilmem ama bizim evin halleri bayağı zorluydu. Üstelik ne yazık ki bu durum babamın tembelliğinden kaynaklanmıyordu, çünkü benim babam dünyanın en becerikli ve çalışkan adamıdır, yapmaya çalıştığı işin anlamsızlığındandı ve en üzücü durumda buydu, o ne kadar çabalasa da içinde bulunduğumuz kayık su alıyordu.

Her neyse gittikçe derinleşen bu krize çare olarak başka bir yere göç etmenin bu yeni yerin, yeni düzenin içinde bulunduğumuz duruma iyi geleceğini düşünüp tekrar yollara düştük, gittiğimiz yerin hiçbir derdimize çare olamayacağını bilmeden. Ama olsundu biz aile olarak bir aradaydık ve tebdili mekânda ferahlık vardı ya da bize öyle geliyordu.

Öyle bir zamanda başka bir yere taşındık ki ben ortaokul son sınıfın ikinci dönemindeydim, herkesin her şeyi bildiği bir sınıfta, kendimi sudan çıkmış bir balık gibi hissediyordum ve benim elimden sadece çırpınmak geliyordu. Bu durumdan öyle çok bunalıyordum ki fırsat buldukça anneme ben hiçbir şey anlamıyorum kendimi yetersiz hissediyorum diyordum. Annem bana hep şunu söyledi "yılmayacaksın, diğerlerinden hiçbir farkın yok ama iki katı fazla çalışman şart ve ben senin başaracağına inanıyorum.’’

Annemin motivasyonundan mı yoksa gerçekten çalışmam gerektiğine karar vermemden mi kaynaklandı bilmem ama mucize gibi bir şey oldu. Kendimi yetersiz hissetmemi sağlayan en korktuğum dersle başladı eğitim hayatımda ki düğümler çözülmeye. Düğümler çözüldükçe benim kendime güvenim geldi ondan sonrası gerçekten herkesten iki kat fazla çalışarak diğerleri ile aramdaki farkı kapatmam oldu. Kimsenin yetersiz olmadığını çalıştığın zaman aşılmayacak engeller olmadığını fark etmemle eğitim hayatımda aydınlık bir dönem başladı.

En önemli şeyin başkalarının değil senin kendine inanman olduğunu anladığında kendine karşı oluşan önyargılarını yıkıp kendi yolunu açmaya başlıyorsun. Yol açıldıkça genişliyor, kendi gücünü gördükçe, kendine inancın artıyor. Ve ben kendi sınırlarımı aşmak için canımı dişime taktım, yarım dönemde geldiğim seviyeye iki buçuk senede gelememiş olmam da mutlaka benimde suçumda vardı ama açık söylemek gerekirse tek suç benim değildi. O yarım dönem benim hayatımın dönüm noktasıydı, bana asla pes etmemeyi ve kendime güvenmeyi öğretti.

Annem, canım kadın, hayatta olma sebebim biliyorum ki geldiğim bu yerlerde benden çok senin emeğin, çabaların ve inadın var. İyi ki diyorum bize inanmaktan vazgeçmemişsin, ben sana direnirken ne halin varsa gör dememiş hep desteklemişsin. Bu yazdıklarım bir başarı öyküsü falan değil, başarı kavramının herkes için ayrı bir tanımı var bu yazdıklarım daha çok sana güvenenler ve destekleyenler olduğunda çabalayan herkesin kendi başarısına imza atabileceğini anlatıyor. Yıllar sonra o büyümüş halimle yoga yolunda yürürken hep annemin sesi kulaklarımdaydı, "ben senin başaracağına inanıyorum’’ ve evet ben de kendime inanıyorum, her şeyden ve herkesten çok kendime inanıyorum.

Önce kendine inan, sonra başla, engelleri aşmaya gücünün yettiğini göreceksin.
Sevgiyle kalın. Hoşça kalın.
Namaste. 



SİTEDE ARA

Go to top