Dünyaya tertemiz bir zihin ile doğuyoruz, yani bu çağa göre söylemek gerekirse bellek bomboş, her şeyi kaydetmeye hazır. Yeryüzüne doğduğumuz anda kayıt başlıyor, anne ve baban tarafından sevildikçe, sevgiyi ve bağ kurmayı öğreniyorsun. Korunuyor, kollanıyor, güvende tutuluyorsun, öğrenerek büyüyorsun.

Sonra bir ara ne oluyorsa olumsuzluk eklerini de öğrenmeye başlıyorsun, "koşma düşersin’’ o makası bırak, elini kesersin’’ "hiç deneme yapamazsın’’ "sen o işi beceremezsin’’ gibi bilumum olumsuz cümle hayatına akın ediyor. Toplum olarak olumsuzluk ek kullanma hastalığından mustaribiz.  O cesur, korkusuz çocukları böyle  güvenlerini kırarak büyütmeye başlıyoruz, amacımız onları korumaksa yanlış bir yerden olayı ele almaktayız. Eğer amacımız öğretmekse, bu sefer de öğrettiklerimiz çok daha yanlış bir yerden geliyor. Sözün kısası çocuklarımızı koruduğumuzu zannederken aslında onların kendine olan güvenlerini baltalıyoruz.

Kendi başlarına başarmalarının mümkün olmadığını alttan gelen bir mesajla onlara iletiyoruz. Ailemiz onlarla güvenli bağlar kurarken tamamen iyi niyetli olarak bizi kendimize karşı güvensizleştiriyor. Zihnimiz aldığı tüm bu verileri işliyor, ayırıyor, ayıklıyor ama olumsuzluk mesajları aralara sıkışıp kalıyor. Birçoğumuz o olumsuzluk mesajlarını görmezden gelmeyi başarıyoruz ama ne yazık ki görmezden gelemeyenlerde var. Onlara yazık değil mi hep bir eksiklik hissi ile hareket edecek olmaları tüm yaşamlarını daha zor ve güvensiz bir hale getirecek.

Bizim de böyle büyüdüğümüzü inkâr edemem, her "koşma düşeceksin’’ dediklerinde o negatif söylemin gelip beni bulması ve yere yapışmam sonrasında uzun bir süre ağlarken "sus artık ağlamak sana hiç yakışmıyor’’ mesajlarını da alıp kaydetmem ve böylelikle zihnimizin biraz daha kirletilmesi, her şeyin böyle zincirleme devam etmesi. Kendi çocuklarımı da büyütürken zaman zaman kendimi olumsuz sözcüklerle yakalıyordum, düzeltmeye gayret ettim fakat ne kadar başarılı olduğumu bilmiyorum. Zihin çok güçlü bir caydırıcı ama sanırım biz ona  olumsuzlukları  çokça yüklediğimiz için o da bize bunları yapıyor diye düşünüyorum. Günümüzün bilinçli ailelerinde büyüyen çocuklar olumsuzluk ekleri ile çok fazla karşı karşıya değiller, hatta çoğunlukla cesaretlendirilmekteler, sen yaparsın, en iyisini yaparsın diyerek.

Tabii ki bu tarzın da ne kadar iyi ya da kötü olduğu bana göre tartışmaya açık bir konu, insan ister istemez bunun bir orta yolu yok mudur acaba? Diye düşünüyor. Demem o ki aslında büyük bir bölümümüz ailemizin iyi niyetinden kaynaklanan ufak tefek arızalarla büyüyoruz, mutlaka arızasız büyüyenlerde vardır. Ailelerimiz bilinçlendikçe arızasız büyüyenlerin sayısı artıyor etrafımızda ki cesur insanlarda bunları fark ediyorum. Böylece daha yenilikçi insanlar haline geliyoruz. Önemli olan arızalarımızı fark edip onların zihnimize kelepçelenmelerine, bizi ileriye gitmekten alıkoymalarına izin vermemeyi başarabiliyor olmak.

Zihnimizin kelepçelerini gevşettikçe bakış açılarımız ve yönlerimiz değişiyor, hiç değilse deniyoruz. Denedikçe başarabildiklerimize en çok kendimiz şaşırıyoruz ve böylelikle kırılan güvenimizi tamir etmeye başlıyoruz. Aslında ailelere düşen en önemli görev çocuklarının zihnine kelepçeler takmamak. Toptan değişmeyi başaramamış olsak da başarabilenleri desteklemek, önlerine engel olmamak bugünlerde en önemli önceliğimiz haline geliyor. Kendimden biliyorum kelepçeleri esnettikçe, kendi sınırlarımın dışına çıkabilmeyi öğrendim. Benim limitlerim nerede başlıyor, nerede bitiyor diye merak ettiğim için bir çok şeyi deneyip, yanılarak öğrendim.  Bana göre bugünlerde yogada gelebildiğim yer bunun en büyük kanıtı, ne kadar kendine güvenen bir insan olsam da zihnimin caydırıcılığına kapıldığım, kelepçelerin anahtarını bulmayı başaramadığım zamanlarımda oldu. Ama şu da var ki benim hakkında çokça söylenen "bu yaştan sonra imkânsız’’ cümlesinin zihnimi kirletmesine izin vermemeyi de öğrendim.

Zihni arındırmaya çalışmaktansa, baştan kirlenmesine izin vermemek daha kolaymış. O yüzden, öncelikle iyilik adına çocuklarımıza yaptığımız birçok şeyin onların yollarına engel olduğunu görebilmeyi öğrenmeliyiz. Rahat bırakıp, yönlendirmeden, eleştirmeden sadece yanında durduğumuzda, onlarla beraber dünyaları da değişecek. Size engel olan her şeyi fark ederek kalın. Hoşça kalın.
Namaste 

SİTEDE ARA

Go to top