Ayağınızın biriyle sağa, diğeriyle de sola adım atmayı deneyin. Belki birkaç saniye farkla. Olduğunuz yerde kalakaldınız. Hatta büyük ihtimalle, dengenizi kaybettiniz.

Aynı şey, diğer tüm eylemlerimiz için de geçerli.

Şimdi de, sola adım atmayı düşünerek sağa adım atmayı deneyin. En iyi ihtimalle -başardıysanız bile- bir tereddüt anı yaşadınız. Sağa attığınız adım, yarım yamalak bir adım oldu.

Aynı şey, diğer tüm eylemlerimiz için de geçerli.

Düşünce ve eylem, birbirini takip eder. Her ikisinin de birbiri üzerinde gücü vardır. Düşüncemiz bir yöne giderken, eylemimiz başka bir yöne gidiyorsa, asla bir yere varamayız.  Zamanla, bunu alışkanlık haline dönüştürdüğümüzde, dünyayla ve kendimizle kurduğumuz ilişki, dengesizleşir. Düşüncelerimiz ve eylemlerimiz bir bütünlüğe varmaya odaklanmadıkça, ne iç dünyada ne dış dünyada dengemizi bulmak kolay olmaz. Kendimizi içeride ve dışarıda hep bir sendeleme halinde buluruz. 

Tüm bu anlattıklarıma, yogada "tek noktaya odaklı farkındalığını arttırmak" denir. Denge pozlarının çoğunu bu prensiple yaparız. Aslında ayaklarla yapılan bir pozun, göz veya dikkatin bir yere odaklanmasıyla arasındaki ilişkiyi anlamak için örneğin Vrksasana / ağaç pozunu deneyimlemek gerekir. Amaç tek ayak üzerinde durmayı başarmak değil, dikkati ve odaklanmayı geliştirmektir. Dikkatinizi, nefesinizi ve düşüncelerinizi tek bir amaca odaklarsınız. Eyleminiz, bunların toplamının bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bunu hayatımızın diğer alanlarına ve en önemlisi iç dünyamıza yansıtmayı başardıkça, bütün olma halini deneyimlemeye başlarız. Mat üzerinde yaptığımız çalışmaların gerçekte hizmet ettiği en önemli şeylerden biri, budur.

SİTEDE ARA

Go to top