Türkiye’de kızlarda menstrüasyon yaş ortalaması on üçmüş, menopoz için ortalama yaş ise kırk altı buçukmuş, dünya ortalaması ise biraz daha yüksek; elli ya da elli iki yaşı buluyormuş. 

Bizim coğrafyamızda bir kadın ömrünün yaklaşık otuz üç buçuk yılını aylık kanamalar ile geçiriyor; kanamaların süreleri, kişiden kişiye ve daha birçok nedene bağlı olarak değişkenlik gösteriyor; uzuyor ya da kısalıyormuş. Hayatımızın ortalama otuz üç buçuk yılını, her ay gelen düzenli bir misafiri bekleyerek geçiriyoruz.

Genç yaşlarda menstrüasyonun gecikmesi bazen mutluluk, bazen de panik nedeni olabiliyor. Açıkçası uzun bir süre aksiyonlu bir yaşam sürüyoruz. Erkeklerin aksine biz kadınlar, yumurtalarımızla beraber doğuyor ve ergenlikle birlikte bu yumurtaları her ay vücudumuzdan dışarıya atmaya başlıyoruz. Doğurganlığımızın belirtisi bu aylık kanamalar oluyor ama tabi ki bu süreç, belirli bir zamanda sonlanmak üzere tasarlanmış.

Aylık kanamalarımızı çoğunlukla, her ay gelip, üç beş gün kalıp geri dönen bir misafir olarak düşünmüşümdür. O geldiğinde nedense kendimi birkaç gün izin almış gibi hissederdim. Bu gelip gitmeler elli yaşımı birkaç ay geçe aniden, önceden her hangi bir haber vermeden, kesiliverdi. Hamile olma olasılığım olmadığına göre, bu işte bir iş var diye doktoruma gittim; testler, muayene ve derken müjdeli haberi aldım. Ayda üç beş gün gelen misafir, yerini sürekli kalmaya gelmiş menopoza bırakmıştı. Bu haber bende bir şok etkisi yaratmadı. Çünkü benim ailemin kadınlarının tamamı, Türkiye ortalaması olarak belirtilen yaşlara geldiklerinde menopozla tanışmışlardı; yani aslında ben, geç bile kalmıştım. Sanırım içten içe bu haberi bekliyordum ve onu kabullenmeye kendimi zaten hazırlamıştım…

Benim aklım, insanların menopoz döneminden bu kadar çekinmesini ve aylık kanamalarının devamı için ilaç desteği almasını, hiç almamıştır. Menstrüasyon diyor ki östrojenlerin tükendi, o yüzden size ayrılan sürenin sonuna geldik, bundan sonra yola menopozla devam edeceksiniz. Bu fizyolojik bir süreç. Bence zorlamanın hiçbir anlamı yok; gidenle vedalaşmayı ve geleni kabul edip yola devam etmeyi öğrenmek gerek. Tabii ki şu da bir gerçek; menopoz dönemi ile ilgili anlatılan o kadar çok hikâye var ki çoğu insan için bunları yaşayabilecek olmak fikri gerçekten korkutucu olabilir. Gelene hoş geldin deyip yola devam etmek herkes için kolay olmayabilir ama benim için umduğumdan da kolay oldu.

Canım menopozum, sen hiçbir şeyin sonu değil, hayatımın yeni bir dönemisin. Kendimi çok rahat hissediyorum. Tabii ki ara sıra şöyle azıcık görünüp giden sıcak basmalarım var ama o kadar kusur kadı kızında da olur. Bu dönemi hayatımın normal bir süreci gibi yaşıyorum. Sadece düzenli hormon testlerimi yaptırıyor, yediklerime biraz daha dikkat ediyorum.  Yine bu dönemde en büyük desteğim, belki de menopozla ilgili bu kadar az sıkıntı çekmemin ve bunu kolay kabullenişimin en önemli nedeni, düzenli yoga pratiklerim. Sonuçta doğurganlığım sona erdiği için kendimi eksik hissedecek değilim. Binlerce yıldır içinde bir canlıyı büyütme gücüne sahip bir varlığım ben. Aydan aya bir kaç günlüğüne ziyaretime gelen misafir benim dişiliğimin kanıtı olamaz. Başkaları için garip gelebilir kabul ediyorum ama ben kendimi daha tamamlanmış, kadın olmanın daha farkında gibi hissediyorum.  Misafirperver bir insanım sürekli kalmaya gelene neden geldin diye soracak değilim. Bundan böyle sürekli birlikteyiz, artık güzelce geçinip gideceğiz. O yüzden bende diyorum ki canım menopozum hoş geldin, sefalar getirdin. Sağlıkla ve böyle bir süreçteyseniz kabul ile kalın.

Hoşça kalın.
Namaste.

SİTEDE ARA

Go to top