“Gurudwara Yoga Eğitmenlik Eğitimi”ni aldığımdan beri, “Yoga nedir?” diye soranlara anlatacak birçok şeyim oluyor. En başta etik değerler; sonra, yoganın tarihi, tekniği ve en önemlisi, deneyimlediklerimizle bizde yarattığı değişim, dönüşüm ve gelişim.

Ancak kimse bunları sorgulamıyor; çünkü herkesin Yoga’ya dair bir fikri var; ya bir stüdyoda deneyimlemiş ya da sosyal medyada birkaç poz görmüş olabiliyor. Kimi spor diyor, kimi din olarak tanımlıyor, kimi de “Pilates yapıyorum ben, aynı şey değil mi?” şeklinde yorum getirebiliyor. Yanlış kodlanmış bir sürü kavram ve bunlara dair karşılıklar var. Kendi yoga bilgisi ile de ‘yoga eğitmenliği’ sonundaki beni zihninde bir yere koymaya çalışıyor ve “Şimdi Sen Ne Oldun?” diye soruyor. Bu sorunun cevabını, yoganın benim hayatımda yarattığı değişimin belki binlercesinden sadece bir kaçına karşılık gelen bir deneyimim ile vereceğim.

Yakın zamanda, iş yerinde, birçok kişinin talihsizlik olarak nitelendirebileceği bir olay geldi başıma. Bir hata yaptım ve bu hata şirket için iyi sonuçlanmayacak bir hataydı. Hatayı fark ettikten sonra, hızlıca, büyümesini engelleyecek tüm gerekli önlemleri aldım. Bunların hepsi, tam da yoga eğitmenlik eğitimimin inzivasına girmeden yarım saat önce oldu ve çok kızdım kendime; “Sen ‘yoga eğitmeni’ olacaksın, nasıl böyle bir hata yaparsın?” diye. Sonra sordum kendime;

-En kötü ne olabilir?

>En kötüsü hata yaptığım için işime son verirler.

-Peki ya sonra?

>… (Sonrası yok.)

Bir süre uğraştım ‘sonrasını’ bulmak için ama sonrası yoktu. Çünkü baktım içime, böyle bir korku yok içeride. İşte o zaman, sonucu ne olursa olsun, bunda da bir hayır vardır, buna da Eyvallah dedim.

Bu hatanın sonucunda bağlı olduğum en üst yöneticiye konuyu izah etmek durumunda kaldım. Yöneticimin söyledikleri şunlar oldu: “Çok üzüldüğünü duydum, üzülme. Biz seni çok seviyoruz, sana değer veriyoruz. Biz ne hatalar yaptık… Senin hatan, bizim yaptıklarımızın yanında çok küçük kalır. İlk duyduğumda kim yaptı diye sordum ve senin yaptığını öğrenince tamam, Gözde ise, bu işte bir art niyet yoktur dedim.” Benim cevabımsa, “Ben de sizleri seviyorum ve evet çok üzüldüm ama benim üzgünlüğümün sebebi benim bu hayattaki duruşum/oluşumda önemsediğim iki şeyi atlamış olmam. İlki, ne yapıyorsam yapayım bunu ‘farkındalık’la yapmak ve ikincisi, ne yapıyorsam yapayım yapabileceğim ‘en iyi şekilde’ yapmak.” oldu.

Yaptığım hata dolayısıyla kurum içi denetimle karşılaştım. Denetim yapan kişinin yorumu, işimi titizlikle yaptığım yönündeydi ve neticesinde sadece yaptığım işi bir sürece dökmem istendi. Denetime giren bu işim için bir iş akışı oluşturdum ve bunun sonucunda da işimi geliştirecek olumlu şeyler deneyimledim. Yaşadığım bu olayı iş arkadaşlarım ve yaptığım işi bilen insanlarla konuştuğumda, onların yorumları, yoganın benim hayatımdaki etkilerini ve işime olumlu yansımalarını gördükleri yönünde oldu.

Yoganın hayatıma girmesi ile birlikte yaşadığım buna benzer deneyimler ve bu deneyimlerin beni yolculuğumda taşıdığı yerde bana, “Şimdi Sen Ne Oldun?” diye soranlara cevabım; korkularımın aslında gerçek olmadığı, bunların sadece zihnimin yarattığı illüzyonlar olduğu ve bu hayatın, korkulacak değil, özgürce yaşanacak, deneyimlenecek bir yer olduğu; “an”da ve “nefesin farkındalığı” ile yaşandığında gerisinin kendiliğinden geleceğidir.

“Şimdi Sen Ne Oldun?” diye soranlara cevabım; dünya deneyimi yaşayan bir ruh olduğum ve yaşadığım her deneyimin, nasıl olursa olsun, beni geliştireceği, dönüştüreceği, iyileştireceği ve beni kendime biraz daha yaklaştıracağıdır.

“Şimdi Sen Ne Oldun?” diye soranlara cevabım; henüz “olmak” haline erişmemişsem de kendim olma yolunda bir yolcu olduğumdur…

 

 

SİTEDE ARA

Go to top