Düzenli yazmaya başladığımdan beri belli zamanlarda zihnim kurumuş bir toprağa dönüyor ve hiçbir şeyin yeşermesinin mümkün olmadığı bir hale geliyor, bu durumu yaşadığım her sefer kendime şimdi hapı yuttun kızım diyorum.

Onca düşünmeme rağmen doğru düzgün tek bir cümle kuramıyorum, sanki daha önce tek kelime yazmamışım gibi hissediyorum, zihnimin içi bomboş endişemin oradan oraya yuvarlanma seslerini duyuyorum. İçimde panikle, endişe sürekli yer değiştirerek bir döngü oluşturuyorlar. Bir süre bu halimle mücadeleye devam ediyorum ama sonra yorgun düşüp oluruna bırakıyorum, on yıldır gerçekten öğrendiğim bir şey varsa o da zorlamayla yazı yazmanın mümkün olmadığı oldu.

Bu oluruna bırakma hali ile kalmak, zorlamamak bana iyi geliyor bunu biliyorum ama nedense her seferinde kelimelerimle bir mücadeleye girişiyorum, bu belki bana özgü bir durumdur, yazabilen başka insanlar için durum farklıdır.  Bazen bu halimle günler geçiyor, ben ne kadar bırakmış olsam da bir tarafım misafir bekler gibi kelimelerin kapıyı çalmasını bekliyor. 

Yavaşça içimdeki panik yükselirken bir sabah zihnimin kuru toprağında yeşermiş bir kelime ile karşılaşıyorum, içimi kocaman bir sevinç kaplıyor. Dikkatle ve sabırla kurumuş toprağı suluyorum, yeşeren kelimenin etrafındaki toprağı kabartıyorum ve kelimenin cümlelere doğru çevrilmesini ümitle bekliyorum. Önce tomurcuklanan dallar sonra aniden çiçekle dolar ya öyle bir bekleyişin içindeyim. Nadirde olsa o filizlenen kelimenin dalında kuruduğu da oluyor ama bu bile benim için bir işaret oluyor. Bir yere gitmeyecek cümleler kurmaktansa beklemeye geri dönüyorum, bu seferde yazılamayan cümlelerin havada asılı kalan hayaletleri ile baş başa bekliyoruz. Gözüm o cümlelerde, biliyorum ki onlar kendilerini çoğaltıp bir yazıya dönüşecekler.

İlk zamanlar bu bekleyişlerden keyif aldığımı söylersem yalan olur ama şimdilerde ortaya çıkacak yeni bir yazıyı beklemek benim için bir keyif haline geldi. Her seferinde o dinlenme dönemi bittiğinde günlerce yazabiliyorum ve bugünlerde de aynı öyle bir halin içinde beklemekteyim, bu zamanlarda kaç kez bilgisayar başına oturup sonra kalkıyorum saymaktan vazgeçtim. Gerçeği söylemem gerekirse bu tıkanmışlık halinin her seferinde mutlaka çözülüyor olması, içimin rahat olduğu anlamına da gelmiyor. Bir zaman gelip tamamen o durumda kalabilecek olmanın düşünceci bile ödümü patlatıyor, o yüzden yazının ortaya çıkmasını beklerken elime geçen her şeyi okumaya gayret ediyorum, okurken de kendi kendime geçecek bu durum her seferinde geçti bunu biliyorsun diye hatırlatıyorum.

Kelimeler kendini çoğaltıp cümlelere dönüşmeye başlıyor yavaş yavaş, bahar dalları gibi önüme seriliyorlar, sadece bir dal değil tüm ağaç çiçeğe duruyor. O güzelliğin içinde kaybolup gidiyorum ve çok şükür bu seferde kelimeler düğümü çözdüler diyorum, yazmaya çalışıyorum.

İçimde birikenler kâğıtların üzerinde yazıyı oluştururken sevgiyle onları izliyorum ve kelimelerime teşekkür ediyorum.
Sevgi de kalın.
Hoşça kalın.
Namaste

SİTEDE ARA

Go to top