Sinir sistemim tepetaklak olmuş, tıpkı ülkenin ekonomisi gibi. Bir türlü savaş-kaç moduna geçemiyor zavallı uzun zamandır. 
Yürümek iyi gelir diyorum. Hızlı, hızlı sanki her şeyi unutmak istercesine yürüyorum. Oradan hop bir ağlamak geliyor. Oh bu iyiye işaret diyorum. En azından tepki vermeye başladı beden.

Nasıl coşkulu salya sümük, ah ağladıkça açılıyorum. Elimi kalbime koyuyorum. Buradayım, yanındayım, kendini bırakabilirsin diyorum.

Bir zaman sonra donma hali geliyor. Hareketsiz kalıyorum olduğum yerde. Çivi gibi çakmışlar sanki. Duruyorum öylece. Kendimle konuşuyorum, ne kadar istersen böyle kalabilirsin Naime diyorum tüm zamanlar senin.

Ne kadar zaman geçiyor bilmiyorum birden başımı kaldırıp bakıyorum etrafa. Gelene, geçene, yanındaki ile konuşana, bana acıyan gözlerle bakana, yükselip göğe doğru uzayan binalara. Başımı kaldırıp baktım ya diyorum, demek ki o mıh gibi çakılı olduğum zaman da bir şey oldu. Donmaya izin verdiğim zaman da, içimde bir şeyler yerine oturdu. O girmesi rahatsız edici zorlayan alanda sindirdi beden bir şeyleri.

Bu farkındalıkla kalkıyorum oturduğum yerden. İçimde beliren kendim için bir şey yapma isteğiyle çok sevdiğim kafeye gidiyorum.Bir kahve söyleyip, kokusunu içime çekiyorum. Keyif almak, haz duymak ve canlı olduğumu hissetmek güzel. Sonra kendiliğinden basit çözümler beliriyor bazı dertlerime. Bazı sorunların üzerinde hiçbir kontrolümün olamayacağını kabulleniş geliyor ardından. Dünya bana ne veriyorsa, onunla devam etmeye niyet ediyorum ardından.

Biraz üzüntü biraz belirsizlik de kabulüm. Şimdi yeniden koyuyorum elimi kalbime bu kez sakin sakin nefesler alıyorum. Nefesin karnımda, göğüs kafesimde  yarattığı islere bakıyorum. Bu benim kendimi regüle etme yolumdu diyorum. Hatırlatıyorum kendime.

Bunları okuduğunda sende de tanıdık hisler var mı? Zaman zaman senin de sinir sistemin alt üst oluyor mu? Bu zamanlarda duygularını regüle  etmek için neye ihtiyaç duyuyorsun?
Tüm bunları sende yaşıyorsan, ne sıklıkla olursa olsun, kendimize stresi azaltacak destekler verebilir küçük rutinler edinebiliriz.

Bu durumları yaşadığında belki sana yardımı olur diye birkaç fikir verebilirim.

Mesela;

- Sabah kalktığında telefona bakmak yerine, aynada kendine bakabilirsin, hatta dokuna bilirsin yanağına bir dost eli gibi.
Meditasyon yapabilirsin biraz sessizlikte kalabilirsin
- Şükür ve tevekkül edebilirsin
- Sırtını bir ağaca yaslayıp, doğada olup bitene farkındalıkla bakabilirsin. Belki bir çiçeğin rengine, belki bir meyvanın dokusuna.
- Nefesin varlığına tanıklık edebilirsin, elini kalbine koyabilirsin.
- O gençliğinde hep dilinde olan şarkıyı yeniden dinleyebilirsin.
- İhtiyacı olana belki küçük iyilikler yapabilirsin ve bu kalbini yumuşatacaktır  
- Uzun zamandır aramadığın bir arkadaşını arayabilirsin, sadece sesini duymak istedim diyebilirsin.
- Belki her gün kendine bir mantra ya da bir olumlama belirleyip güne onunla devam edebilirsin.
- Çıplak ayaklarınla toprağa basıp bağ kurmayı deneyebilirsin.

Bu yazıyı yazarken bunlar geldi aklıma naçizane. Sende üzerine düşünsen, acaba beni neler regüle eder diye? Çok daha ilginç şeyler çıkabilir. Ne dersin? Bu duyguları yaşayan sadece sen değilsin, bu dünyada en az senin kadar bu duygu durumunu yaşayan binlerce insan var.  

Sinir sisteminin seni katılaştırmasına izin verme. Korku ve çaresizlik hissettiğinde, atan kalbine bak ve aldığın nefese. Yalnız değilsin ve hayat her şeye rağmen bir hediye. Her yeni güne önce kendine sarılarak başla, merakla uyan. Her yeni gün ihtimallere gebe hatırla.

İhtimal bu ya, belki bugün güzel olacak her şey ne dersin?

Kendin olmanın tadını çıkardığın güzel günlerin olsun.

Sevgiyle kal,

SİTEDE ARA

Go to top