Sessizlik, insan varlığının öylesine yoğun ve derin bir deneyimidir ki, ancak sessizliği anladığımızda büyük aziz ve bilgelerin zihin ve ağızlarından insanlığa akan ilhamı anlayabiliriz.

Sessizliği, zihnin bir eylemi ve alışkanlığı olarak anlamak bir insanın fıtratını ve en doğal içgüdüsünü bilmektir. Keşişlere ve “sessiz olanlara” bakabiliriz mesela, ama aktif bir yaşantısı olan bir ev sahibi bile sessizlik içindeyken “konuşma” sanatını öğrenebilir. Böylesi bir paradoksun çok açık bir dersi vardır.

Sessizlik yaratıcıdır, sessizlik dinamiktir, sessizlik tüm kelimeler yetersiz kaldığında konuşur. O zaman bir saat, bir yarım gün ya da bir günlük sessizlik kutlaması yap.  Dahil olan her şeye tam izin vererek başla.  Sonra kutlama tutumu ile başla. Gürültülü insanlara denk geldiğinde üzerlerine tam bir sessizlik bulutu yay. Sessizliğin sırrını anlayan aziz ve bilgelerin örneğine bakmamız yeterlidir. Çatışmaya çatışma ile karşılık vermediler. Konuştuklarında, konuşmaları ölçülü, yararlı ve hoştu. Ancak o zaman içlerindeki sakinlik damarlarına uzandılar ve sessizleştiler.

Dene!

Sessizliği gözlerindeki pencerelerden, duyularından, kalbinden ve kelimelerinden etrafa yay. İçsel huzurunu, sakinliğini ve duygusal dengeni ilet. Bu sessizliğin, diğer zihinlerle derin bir seviyede nasıl “konuştuğunu” gör. Sessizlik; psikoyu, dillendirilen hiçbir kelimenin yapamadığı şekilde etkiler.

Öyleyse, o enerjiyi içinde yaratmayı öğren. Bu, “çeneni kapatmanın” sessizliği değildir. Bu, eve geldiğinde “Kimseye hiçbir şey demeyeceğim.” dedirten öfkenin getirdiği sessizlik değildir. Bu sessizlik değildir çünkü odana gidip kapıyı çarptığında ve eşin ne olduğunu sorduğunda “Hiçbir şey olmadı, hiçbir şey demedim.” dersin. Aslında, yeterince şey söyledin. On bin yıl yetecek kadar şey söyledin, bu bizim konuştuğumuz sessizlik değildir. Bu başka bir tip sessizliktir. Birisi kapıyı çarptığında, sen oradasındır ve o kişinin yüzünde bir sakinlik ve sessizlik oluşur. İşte bu çağlar boyunca azizlerin sessizliğidir. Bu Buddha’nın gülümseyen sessizliğidir. Bunu tekrar tekrar çalış. Bu sakinliği tekrar tekrar deneyimle.

Ama zamanının olmadığını söylüyorsun. Ah, hiç zamanın yok! İki nefes arasında olan bir zaman var. Bir anlığına, nefes almakla vermenin arasında, anlık bir sessizlik oluşur. Sadece, gürültülü hayatının ortasında bunu deneyimlemeyi öğren.

Senin için, sessizlik içinde yaşama sanatını dilerim, tüm kelimelerin içinde yok olduğu ve tüm kelimelerin içinden çıktığı zihnin durgun derinliklerini keşfetmeni dilerim. Tüm meditasyonların ve tefekkürlerin seni “sessiz olan”a götürsün. Seni süper insan olmaya değil, sessiz insan olmaya götürsün.

Bir çocuk rahatsız hissettiğinde, kendini derin sessizliğe sok ve çocuğu alıp kalp atışınla nefesinin derinliğini duyabileceği, göğsünün sol tarafına yasla. Eğer onu fiziksel olarak rahatsız etmiyorsa ve bir hastalığı yoksa kollarınla çocuğu sar. Çocuk, senin sessizlik halini alacaktır ve hayatı boyunca kullanışlı olacak bu iletişimi öğrenecektir.

Sessizliğin, çocuklarınıza verilen eğitimin bir parçası olmasını sağlayın ki Nyepi gününde Bali ve Endonesyalıların yaşadığı sessizliği uluslarınızda tadın. Nyepi gününde tüm ulus sessizliğe bürünür.

Herhangi bir şehir merkezinde trafikte yürürken bile sessizliğini koruman dileğimle. Kutsanasın.

3 Ekim 2013

Swami Veda Bharati

Çeviren : Dr. Candramani Çağın Çilingir
Kaynak : https://www.gurudwaraashram.com/hakkimizda/spiritual-rehberlerimiz/swami-veda-dan/218-nefeslerin-arasındaki-sessizlik

 

 

SİTEDE ARA

Go to top