Yogaya başladığımda uzun bir süre içimdeki yetersizlik hissi nedeniyle yapamayacağımı düşündüğüm, en çok kaçındığım, kapısını çalmaya çekindiğim basamak meditasyondu.

Yoga tümüyle pratik ettikçe gelişen bir alan ama ben nedense asana pratikleri dışında diğer bir basamağa geçmek için herhangi bir girişimde bulunmuyordum veya ağırdan alıyordum. Nefes ile pozların içinde akmayı öğrenmek bile benim için büyük başarıydı; o an için, bulunduğum noktada kalmak yeterliydi.

Hani derler ya her şeyin bir zamanı vardır ve o zaman geldiğinde sen fark etmeden bir kapıdan geçersin… Bir gün, aniden, kısa nefes çalışmaları pratiğime dâhil oluverdi. Peşinden bandha çalışmaları (beden kilidi) geldi. Bir baktım, günlük rutinimin bir parçası olmuşlar, düzenli bir biçimde pratik ediyorum ama meditasyon, hala bana uzak bir gezegen gibi gelmeye devam ediyor; kıyısından, köşesinden görünmeden geçiyorum. İçimdeki his tam olarak ne bilmiyorum ama beni denemekten alıkoyan bir şey var.

Yogaya ilk başladığında asanalara dair ilk düşüncelerin "Ben bunu yapamam. Şunu belki yapabilirim, fakat bunu asla yapamam.’’ şeklinde oluyor. En azından benim açımdan böyleydi. Sonra, düzenli olarak pratiğini yaptıkça kendini bağladığın düğümler birer birer çözülüyor ve sen, kendi mucizene tanıklık ediyorsun. Evet, başlangıçta yapılamayanlar oluyor ama aynı zamanda her pozu yapmak zorunda olmadığını da o süreçte öğreniyorsun. Yoga herkes için hayatı kolaylaştırmak ve öğrenmeye geleni arkadaşça karşılamak için orada ve sen tüm iyi niyetini alıp kapısını çalışıyorsun. Belki uzun bir zaman hep aynı yollardan gidip o yolları iyice ezberliyorsun. Sonra bir gün, bir başka yolu da deneyimleyebileceğini fark ediyorsun. Hiç anlamadan kendini başka bir halin içinde buluveriyorsun ve ilk kez o anda bunun bir süreç olduğunu; aksatmadığın her türlü pratiğin ile buraya vardığını fark ediyorsun.

Benim meditasyona yaklaşımım, çok sevdiğim bir hocamın "Meditasyon yapabiliyor olmak, hiçbir şey düşünmemek anlamına gelmez. Önemli olan seni o andan koparanı fark edip geri dönmeyi başarabilmendir.’’ cümlesini okuduğumda değişti. Büyük ihtimalle ben bu cümleyi daha önce duymuşumdur ama sanırım anlamam için önce benim sürecimi tamamlamam ve hazır olmam gerekiyormuş. Konuya ilgim arttıkça, meditasyonu kısa süreli olsa da deneyimleyebilmek için kendime izin verip kapıdan bakmaktansa içeriye doğru bir adım atmayı seçtim. Önceleri uzun, hareketsiz oturuşlar yerine, dikkati tek noktaya yöneltebilmek üzere minik farkındalık çalışmaları ile başladım; çünkü bu bile benim için büyük bir gelişmeydi. Meditasyon, ürkütmeden, böyle eklendi pratiklerimin arasına, zaman zaman geri dönüp baktıkça meditasyon kelimesini duyduğunda kaçmaya çalışan o halime gülümsüyorum. Çünkü denemediklerin hakkında bolca ön yargın ya da korkun oluyor. Her halimiz ile oradayız, insanız; korkularımız, endişelerimiz, yanlış fikirlerimiz, doğru fikirlerimiz var. Bir sürü halimizle beraberiz. Önemli olan deneyimleyebilecek cesareti bulmak.

İlk zamanlar zihnim düşüncelerin peşine o kadar fazla takılıp gidiyordu ki her seferinde onu geri getirmeye çalışmaktan yorgun düşüyordum. Sonra öğrendim ki geçmişe, geleceğe kaçan zihnimi geri getirmeyi başarmak da bu sürecin içerisindeydi ve bu, beynimin değişikliklere uğrama yeteneğini (nöroplastisite) geliştiriyordu. Yaklaşık 580 gündür meditasyonumu aksatmadan yapıyorum ama sanmayın ki öyle saatlerce meditasyonda oturuyorum hatta hala bazı günler otururken kendimi iyi hissetmiyorsam yatarak meditasyon yapıyorum. Yönlendirmeli meditasyonların bu süreçte seni anın içinde tutmakta çok büyük faydası oluyor, hocanın sesini her duyduğunda gittiğin yerden geri geliyorsun. Bu sessizlik anlarında zihnimden çıkıp bedenimin içinde kalmaya çalışıyorum. Evet, bazen zor oluyor ama ben deniyorum. Kendimin değişik hallerini deneyimliyorum. Kimi zaman meditasyonu uzun esnemelerle, kimi zamansa gözyaşları ile bitiriyorum. Açıkçası, kendimin her gün başka bir insan yanını fark ediyorum.  Denemeden bilemiyor insan; denedikçe, tecrübe ettikçe meditasyonda kaldığın süre içinde gözlerini kapatıp içindekilere bakmaya cesaret ediyorsun. Gördüklerin, hissettiklerin, duyumsadıkların ve nefesin sana rehber oluyor. Ben şimdilerde meditasyon yolunda ki altıncı basamak konsantrasyon (dharana) ve yedinci basamak meditasyon (dhyana) ile ilerliyorum, son basamak aydınlanma (samadhi) seviyesine bir gün varır mıyım hiç bilmiyorum.  Ben buraya kadar gelebileceğimi bile öngörmemiştim. O yüzden zaman ne gösterir bilmiyorum. Şimdilik sabırla ve her gün deneyimleyerek yola devam ediyorum. Diyeceğim o dur ki meditasyon gözünüzü korkutmasın, minicik farkındalık çalışmaları ile başlayın ama kendinizi denemekten alıkoymayın. Cesaretle ve hoşça kalın.

Namaste

 

 

SİTEDE ARA

Go to top