- İçimizdeki Gerçekliğin Farkındalığı -

Bir zamanlar güzel mısralar okuyan bir bilge varmış. Bir gün Tanrı aniden bilgeye görünmüş ve demiş ki “İşte buradayım. Dile benden ne dilersen, senin tüm arzularını gerçekleştireyim.”

Bilge cevap vermiş; “Oh, Tanrım! Ben seni kazandıktan sonra, her şeyi kazanmış oldum zaten. Şimdi senden bir şey dileyemiyorum ki. Sen burada olduğuna göre tüm arzularım gerçekleşmiş oldu. Şimdi tekrar bir şeye arzu duymamı ve ruhsal yolculuğumda gerilememi mi istiyorsun? Ben tek bir şey dilemiştim; senin burada benimle, benim de seninle olmamı. Bu dileğim de gerçekleşti. Başka ne isterim ki? Şimdi benden başka bir lütuf dilememi mi istiyorsun? Bu benim çöküşüm olur, çünkü artık başka bir şeye ihtiyaç duymuyorum.”

Meditasyonda, mutlak olanla bir bütün haline gelirsiniz. Çünkü o anda zaman, boşluk, nedensellik yoktur. Her şey kaybolmuştur. Sürekli tek bir çizgi vardır ve bu çizgi sizi diğer uca bağlayan sonsuz çizgidir, iki kıyı arasındaki köprüdür. Dünya size ne kadar işkence ederse etsin, ne kadar başarılı ya da başarısız olursanız olun, mutlaka meditasyon yapmalısınız.

Çocukluğundan beri meditasyon bağımlısı olan bir Brahmin’in hikayesi vardır. Brahmi, kökleşmiş bir alışkanlığı olduğu için meditasyon yapmadan yaşayamazdı. Meditasyon alışkanlığıyla o kadar bilinirdi ki herkes onu örnek alırdı. Sonradan evlendi ve bir gün hamile olan eşini, doğum yapması için eşinin annesinin evine götürüyordu. Hamile eşinin doğum sancıları birden başlayıverdi. Daha bir ormanın içerisinden nehir boyunca geçmek zorundalardı. Yolculuğu yanlış hesaplamışlardı. Hesaplarına göre bir gün sürmesi gereken yolculuk çok daha fazla sürüyordu ve doğum vakti gelivermişti.

Ormanda, bir ağacın altında erkek bir bebek dünyaya gelirken, eşi doğum sırasında son nefesini verdi. Birden yağmur yağmaya başladı. Şiddetli yağan yağmurun altında kalakalan Brahmi, bir tarafında yeni doğan bebeğe; diğer tarafında ölen eşinin bedenine bakarken ne yapacağını bilemedi. Bir eliyle çocuğunu tutarak eşinin bedenini önce yapraklarla örttü, ardından yakmak için çalı çırpı toplamaya başladı. Derken birden meditasyon zamanının geldiğini fark etti. Ne yapabilirdi ki? Çocuğu yere indirdi ve yalvardı; “Tanrım, düzenli olarak senin huzurunda bulunuyorum. Artık bana yalnız sen yardım edebilirsin. Ey Kutsal Ana! Çaresizim, bu çocuğa sen yardım et. Meditasyon yapmak zorundayım.” Çocuğu yere yaprakların arasına bıraktı ve meditasyon yapmak için nehir kıyısına gidip yüzünü doğuya çevirdi. Adam arkasını döndüğü sırada, bir yılan sürünerek çocuğun yanına geldi. Ve bir saat sonra adam gözlerini açıp arkasına baktı. Orada, çocuğun üzerinde durup geniş kafasıyla çocuğu yağmurdan koruyan yılanı gördü.

Gördüğünüz gibi koruması olmayanlar, Tanrı’dan başka hiçbir şeye bel bağlamayanlar her zaman korunurlar. Size yardım edecek kimse olmadığında, emin olun ki Tanrı size yardım edecektir. Ama başka birinden gelecek yardıma bel bağlarsanız Tanrı’nın doğrudan yardımından mahrum kalırsınız. Dışsal faktörlere, diğer insanlara bel bağladığınız sürece doğrudan yardım asla size gelmez. Ancak hiçbir şeye bağımlı olmadığınızda, en çok ihtiyacınız olan şey birden bire doğrudan size geliverir. Bu kutsal korumanın gizemidir.

Yazan.  : Swami Rama
Çeviren: Şükran Karaduman

Kaynakça: https://www.gurudwaraashram.com/hakkimizda/spiritual-rehberlerimiz/swami-rama-dan/241-kutsal-korumanin-gizemi

SİTEDE ARA

Go to top