Hani, evimize, yalnız ve kendimizi güvende hissettiğimiz alana girdiğimizde, (varsa bu imkanımız ve kendimize bunu hak görebilmişsek bir şekilde tabi) tüm giysilerimizi, takılarımızı, makyajımızı çıkarır ve en yalın halimizle, "Kendi’miz’’ oluruz ya...

En rahat ettiğimiz kıyafetlerle ve pozisyonlarda takılırız, sadece "Kendi’’mizin, paşa gönlümüzün istediği gibi. Hani, aslında rollerimizden, dışarıdaki kimliklerimizden ve imajımızdan da sıyrılırız... Takındığımız ve kapıda bıraktığımız hallerin farkında olsakta, olmasakta,  "gerektiği’’ gibi değil, "Ol’’duğumuz halimiz.

En Misssss en rahat, özgür, güçlü olduğumuz, hissettiğimiz zamanlar değil mi? Hani hiçbir şey ve kimse için, bir şey olmak, yapmak zorunda hissetmediğimiz lüx hayat anları.

Tabi, yine söylüyorum, yalnızlığının keyfinin farkında olabilenler için bu betimlemeler... Çünkü, o ya da bu çeşit kaygılarla ne yazık ki, çoğumuz bunun için bile kendimize izin veremiyoruz hiç.

Basitçe, herhangi çeşit bir ilişkiden, bir süre sıyrıldığımız anlar diyelim, genel olarak hepimiz için, işte o anlar "ev halimiz’’ de, "güvenli evimiz’’ neresiyse, orada, maksimumda da "kendimiz’’ iz.

İşte bu hissi, gün içinde, her çeşit ilişkide, işte, her yerde ve durumda, kendimize izin verirsek eğer, bulabilmemiz mümkün, "sessizlik’’le...

Gürültü temizliği ile... Diyalogları, her türlü iletişimi azalta azalta...

Yargısız, etiketlemeden, her şeyi, her hissi belirtme ihtiyacı duymadan, sadece seyretmeye başlayarak...

Show’uyla değil, içinde Ol’arak..

Hani "aaa ne güzel değilmi" yi söylemesek de, seyretmeye izin versek, derinliğinde daha güzel olması gibi o şeyin aslında...

Ya da,

 - aaa şöyle olsaaaa

- yaa olmuş mu hiç

- şöyle davransan ya

- ne düşünüyosuuun?))

- ama hiç bana öle ve böle yapmıyosun’ ların aslında ne kadaar nafile olduğunu farkede farkede mesela...

Bir şeyleri söylediğimizde, karşımızdakileri değiştirebileceğimizi sanmayarak, beklemeyerek mesela, amaç etki etmek olmadığında, sadece ifade etmek olduğunda...

Ve yine bile, tek ifade yolumuzun konuşmak olmadığını, seçimlerimizin, rengimizin, vücut dilimizin de aslında, en güçlü ve doğal ifadelerimiz olduğunu fark edebildiğimizde belki...

Evet gerçeğimizi ortaya koymalar, içimizin dışımızda olması çok mühim. Ama gürültünün, kalabalığın içinde, "Gerçeğimiz’’ sandığımız şeyleri görmemiz, bulmamız mümkün değil ne yazık ki;

Sürekli bıkmadan, yorulmadan, anlaşılmayı bekleyerek "Anlattığımız Biz’’, "Sandığımız Biz’’,  "Biz’’ değil aslında çoğu zaman ve belki de hayat boyu.

Sessizlik Orucu- Vipassana,

Olanı olduğu gibi görebilmek için uygulanan Sessizlik Meditasyonu, Gotama Buda tarafından 2500 yıl önce uygulanmaya başlamıştır. Tüm dünyada, bunu ve şifasını öğrenebilmemiz için uygulanan muhteşem bir meditasyon metodu. Kendi kendimize de, kendimize uygun sürelerde, günlerce deneyimleyebileceğimiz gibi, Vipassana gruplarına katılarak da bu deneyimi yaşayabiliriz. Ya da en azından, gün içinde anlık deneyimler için izin kendimize izin vererek, o muhteşem gücü hissedebiliriz.

Ve Özgürleşebiliriz.. 

Ve işte, en başta bahsettiğim "Güvenli Evimiz’’i içimizde de manevi olarak bulabiliriz. O zaman her ihtiyacımız olduğunda, orada huzuru bulabiliriz. İçimizdeki, en kısa yolda, bize en yakında, zaten hali hazırda var olan, "Güvenli Yerimiz’’in yolunu öğreniriz.

Artık en kuvvetliyiz..

"Güzelliğin çağrısını duyabilmemizin ve ona yanıt verebilmemizin temel koşulu sessizliktir.  İçmizde sessizlik yoksa - zihnimiz, bedenimiz gürültüyle doluysa- o zaman güzelliğin çağrısını duyamayız.’’

Thich Nhat Hanh

Sevgiyle,
Namaste

SİTEDE ARA

Go to top