Hindistan nehirler diyarıdır ve her nerede nehirler varsa kaçınılmaz bir şekilde kayıklar ve geçiş alanları (tirthalar) gezginlerin yolculuğunu kolaylaştırmak için orada olacaklardır. Tirthalar genellikle bir aziz ya da tanrıya atfedilen ve hac merkezleri olan kutsal yerlerdir. Hint edebiyatı kayık ve suda geçiş alanlarını çokça barındırır. Şairler samsaradaki hayatı çalkantılı  sulardaki küçük bir kayık olarak ve Tanrı'ya da ruhsal uygulamaları bizi karşıya güvenle geçiren becerikli dümenciler olarak tasavvur eder.

Başta Rama ve Sita krallıklarından sürgün edildiklerinde gezindiler. Rama’nın erkek kardeşi Lakshman’ın eşliği ile tüm nehirlerin büyük anası Ganj’a gittiler. Nehrin kıyılarında karşıya geçebilecekleri sığ bir alan, bir tirtha, aradılar. Sonunda suyu sakince izleyen bir kayıkçıyı sahilin orada küçük teknesiyle beraber buldular.

 “Hey Khevat!” diye seslendiler, “Bizi karşıya geçirir misin?”

Khevat (ki bu isim basitçe kayıkçı demek) keskin bir bakış atıp “Kim soruyor?” dedi.

 “Eski Ayodhya’lı Rama ile Lakshman ve bu da leydi Sita”

 “Rama” dedi Khevat yavaşça, “Seni duymuştum. Ayaklarının dokunuşunun bir taşı kadına çevirdiğini duymuştum. Ya tekneme basarsan ve bu onu başka bir şeye çevirirse? Hayır lordum özür dilerim, bu riski alamam.”

Rama, Khevat’ın neyi kastettiğini biliyordu. Yoldaşlarıyla birlikte ormandayken, çağlar öncesinde kıskanç bir rishi tarafından taşa çevrilen Leydi Ahalya, Rama’nın ayaklarının dokunuşuyla yaşam ısısını geri kazanmıştı. Şüphesiz, hikaye yayılmıştı.

Navasana

Uzun süren görüşmelerin sonunda Khevat bu üç gezgini nehrin öteki tarafına taşımaya ikna olmuştu; lakin eğer Rama, Khevat’ın onun ayaklarını yıkamasını ve ayaklarına eğilip dokunmasına izin verirse (Aslında bu, Khevat’ın başından beri istediği şeydi, öne sürdüğü tüm bahaneler Rama’nın ayaklarına dokunabilmek için uydurulmuştu). Karşı kıyıya ulaştıklarında Sita ödeme olarak yüzüğünü sundu. “Mümkün değil.” dedi Khevat, “Lord Rama, sen ve ben aynı meslekteki iki kardeşiz. Ben insanları nehirde karşıya geçiriyorum ama sen onları samsara okyanusundan karşıya geçiriyorsun – sadece ismin güvenli geçiş için yeterli!” Bir kez daha Rama, Khevat’ın ayaklarına dokunmasına izin verdi ve üçlü yoluna devam etti.

Bu hikayede avatarın ayağına dokunmanın sembolik önemini görüyoruz. Ayaklar tanrısal enerjinin dünya ile bağlandığı yerdir, insan bedeni vasıtasıyla dünya ve cennet arasında bir bağlantı sağlar. Rama’nın ayağının dokunuşu Ahalya’yı “saplandığı” halden dönüştürerek kurtarmış ve Khevat ayakların gücünü sezerek sadece onları yıkamak ve alnını üstlerine koymak istemişti. Hindistan’da ebeveyn ya da öğretmen gibi saygı duyulan bir büyüğün ayağına dokunarak saygılarını sunmak sık gerçekleştirilen bir uygulamadır ve ruhsal liderlerin ayakları çoğu kişi tarafından büyük hürmet gösterilen nesneler olarak görülür.

Meher Baba’ya göre:

Ruhani açıdan Usta’nın ayakları, evrendeki her şeyden üstün olarak görülür ve evren onların ayakları için toz gibidir. İnsanlar mükemmel usta ile karşılaştıklarında elleriyle ustanın ayaklarına dokunurlar ve üstlerindeki samskara yüklerini ona bırakırlar. Herhangi bir insanın yürürken ayaklarına tozları toplaması gibi o da tüm evrenden samskaraları toplar. Eski bir gelenek vardır, bir talip Usta’dan darshana aldığında Usta’nın ayaklarını süt ve balla yıkar ve yanına bir adak olarak hindistan cevizi bırakır. Bal kırmızı samskaraları, süt beyaz samskaraları ve hindistan cevizi de zihni temsil eder. Böylece bazı bölgelerde Usta’yı karşılamak ile bağlantılı hale gelen bu uygulama, tüm samskaraların yükünü ona yüklemeyi ve zihni ona teslim etmeyi simgeler. Bu içsel tutumun benimsenmesi yola başlatılması için talibin atması gereken en önemli adımdır. (konuşmalar, Vol II, sy 94)

Hatta gerçek ustanın ayağının hem tirtha hem de kayık olduğunu söyleyebilirsiniz – hem olağan halimizdeki karmaşa ve bağlardan ruhani aleme geçmemize yardımcı olan yer hem de bu sırada kullandığımız vasıta.

Asana

Paripurna navasana’da (tam kayık duruşu) bedeniniz yelkenli ve kürekli küçük bir kayığa benzer. Sırtı ve karın kaslarını zorlar ve güçlendirir. Bunu beş kolay aşama ile açıklamak isterim:

Oturma kemiklerinin uçlarına doğru yere oturun, dizler kırık ve ayakların tabanı yerde. Kaval kemiklerinizi tam dizlerinizin altından tutun. Göğsünüzü kaldırın.

Ayak parmaklarınızı kaldırın ve ağırlığınızı arkaya kaydırmaya başlayın (oturma kemiklerinizin arkasına doğru ama kuyruk sokumuna gelmeden), göğsünüzü kaldırmaya devam edin, bacaklarınızdaki tutuşu gevşetin. Kollarınızı henüz açmayın.

Topuklarınızı kaldırın, oturma kemikleriniz üzerinde dengenizi bulun ve göğsünüzü açmaya devam edin. Kaval kemiklerinizi yere paralel hale getirin, kollarınızı öne doğru düz bir şekilde uzatın. Kollarınız küreklerdir. Öne uzanın ve sonra üst kol kemiklerinizin tepesini omuz boşluklarınıza sokun, parmaklarınızı açın. Alt karnınızı içeri ve yukarı çekin.

Nefes verirken ayaklarınızı göz hizasına ya da daha yukarıya getirerek bacaklarınızı düzleştirin. Alt karnınızı kaldırmaya devam edin. Birkaç nefes burada kalın. Omurganız geminin direği, bacaklarınız yelkenidir.

Asanadan çıkarken dizlerinizi kırın ve ayaklarınızı geri yere koyun.

Navasana

Navasana geleneksel bir hint salı olan “dhow”a benzer, yüksek direkli ve neredeyse üçgen olan yelkenliler. Sırtınızı kamburlaştırmamaya dikkat edin. Derin karın kaslarınızı çalıştırın ki bacak ve kalça büken kaslarınıza çok yük binmesin.

Bel sıkıntısı olan kişiler için kırık dizli ya da destekli navasana büyük olasılıkla daha iyi bir vasıta olacaktır.

Değişiklikler

Bu asana kuvvet ve odaklanma ister. Bacaklar veya sırt güçsüzse ayak tabanlarını duvara yaslamak denge ve asana için yardımcı olabilir. Başka bir değişiklik de bacak ve kolları açana kadar baldırları arkadan tutmaktır. Eğer bu asanayı zor buluyorsanız eğitmeninize farklı öneriler için başvurun.

Derin düşünce

Bu asananın “karşı tarafına” geçmek için size ne yardımcı oluyor? Ayaklarınız yerde başlıyorsunuz, nehrin kıyısında ve aynı şekilde bitiriyorsunuz. İkisi arasında bedeniniz yükseliyor, belki sallanıyor ve ona rehberlik etmeniz gerekiyor. Süreç boyunca nefesinizi takip edin. Yolculuk zorlaştığında bile sabit kalıp sakin bakışlarınızı koruyabiliyor musunuz? Gözlerinizi fark edin, çaba ile sertleşiyorlar mı? Onları yumuşak tutabiliyor musunuz, belki de ayak baş parmaklarınıza odaklayarak?  Öyleyse pozda kaldığınız sürece zihinsel olarak “Ram”ı tekrarlayın. Asanayı sürdürmenize yardım ediyor mu?

Hayatınızı bir yolculuk olarak düşünün. Nerede sert sulara, kayalara ve engellere denk geldiniz? O zamanlar yoga pratiğiniz var mıydı? Zor zamanlarda “su üstünde” kalmanıza ne yardım etti?



Yazan    : Zo Newell, Ph. D, E-RYT 500 
Çeviren : Dr. Candramaņi Çağın Çilingir RYT 200

Kaynak : https://yogainternational.com/article/view/the-mythology-behind-navasana-boat-pose



Go to top