“Ananta” kelime anlamıyla “bitmeyen” ya da “sonsuz” demektir ve doğum, büyüme ve ölümün tüm türlerinin ötesinde zamansız olmayı tanımlar – sonu olmayan bir neşe ve tatmin hali.

Duyuların ötesinde olan bu tatlı ve doğal halimiz mitolojik yılan Ananta olarak tecelli eder ve kıvrımları evreni destekleyerek avatar enkarnasyonları arasında Vishnu’nun dinlendiği divan olur. Eğer Ananta’ya “asana” eklerseniz  bu tatminkar, sakin ve zamansız içsel hissi yaratmamıza yardımcı olan yoga pozunun ismini elde edersiniz.

Ananta (Adishesha olarak da bilinir) yogiler için çok önemli bir figürdür. Yoga sutra’larının yazarı bilge Patanjali’nin, Ananta’nın bir enkarnasyonu olduğu söylenir. Krishna, Bhagavad Gita’da “Yılanlar arasında ben Ananta’yım.” der. Ananta evreni ayakta tutanlardan biridir ve zamanın başlangıcının öncesinden beri vardır.

Deva’lar (aydınlık varlıklar ya da tanrılar) süt okyanusunu köpürtüp dünyayı yaratırken Ananta’nın bedenini ip olarak kullandılar. Sonsuza kadar diğer dünya Patiala’da okyanusta yüzerek koruyucu Vishnu ile yaşar ve kendi kıvrımları üstünde uyur. Yaklaşık her 700 yılda bir ya da yaradılış ciddi bir sıkıntı içerisindeyken kıvrımları canlanır, Vishnu dünyada şekil alır ve bir devri başlatır, bittiğinde ise Vishnu istirahatine geri döner. Her daim, varlıklar doğup, büyüyüp, sevip, savaşıp, ölürken; Ananta aşağıda tüm bu yüzeysel aktivitelerden etkilenmeden şahadet eder.

Patanjali’nin üstüne yükselen kobra başı dünyada bulunan tüm şer ve zorluklardan nihai düzeyde korunduğunun işaretidir. Patanjali ve ona rehberliği için yönelen tüm talebeleri yedi yılan başıyla oluşan bu kutsal örtü tarafından korunur. Bu yedi baş, beş element olan toprak, su, ateş, hava ve eter üzerindeki ustalığını ve moksha ve samadhi yani özgürleşme ve aydınlanmayı elde etmesini simgeler.

BİREYSEL DÜNYANIZDA ANANTA

Bireysel dünyanızda omurganız, fiziksel bedeninizin temeli ve desteği olmakla birlikte merkezi sinir sisteminizin evidir. Dış dünyadan bir tehdit geldiğinde sempatik sinir sisteminiz harekete geçer ve cevap vermenizi sağlar; aynı dünyada bir kriz olduğunda Ananta’nın harekete geçmesiyle Vishnu’nun cisimlenerek bu sorunla uğraşması gibi.  Nabız ve solunum sayınızı arttırır, sindirimi etkiler, kaslarınıza kan gönderir ve kaç ya da savaş tepkisini sağlar. Kriz bittiğinde parasempatik sinir sistemi bedeninizi sakinleştirir; nabız ve solunum sayısı düşer, zihniniz sakinleşir ve Vishnu tekrardan Ananta’nın kıvrımlarında istirahate geçer.

İlginçtir ki “sürüngen beyni” denilen beyin kökümüz nefes gibi yaşamı devam ettiren en temel eylemlerimizi kontrol eder. Kavrama ile hiç alakası yoktur ve eğer nefes hakkında düşünmeniz gerekseydi dikkatiniz dağıldığında ya da uyuduğunuzda ölürdünüz. Duyuların dünyasındaki uyarı ve değişimlere cevap verdiğimizde dikkatimiz beynimizin ön (kognitif) kısmında oluşur ve bu şekilde neler olduğunu ve bunun hakkında ne yapacağımıza karar veririz.  Bu nedenle sürekli uyarılmış halde bulunuruz. Anantasana derinlere inmemize ve sürüngen beynimizin içsel olarak barındırdığı sezgisel bilme, sabitlik ve dinlenme halini deneyimlememizi sağlar.

Asana

  1. Sol tarafınıza yatın. Dizleriniz hafif kırık olabilir. Sağ elinizi önünüzde yere dengenizi destekleyecek şekilde koyun ve sol kolunuzu sol kulağınızla aynı hizada olacak şekilde yerde açın. Vücudunuzun sol tarafını kalçadan koltuk altınıza kadar uzatın. Eğer mümkünse sol koltuk altınızı yere indirin.
  2. Koltuk altınızı aşağıda tutarak sol dirseğinizi kırın. Sol elinizi sol kulağınızın üstüne koyun. Dirseğinizi kulağınızla olabildiğince aynı hizada tutun. Trisepslerinizi uzatın.
  3. Sol bacağınızı zemin boyunca, topuğunuzdan uzanarak, düz bir şekilde uzatın. Bedeninizin sol tarafını kalçadan topuğa kadar yere bastırın. Sağ bacağınızı solun üstüne getirin.
  4. Kuyruk sokumunu bedeninizin içine doğru öne çekin. Sol bacağınızı kalçadan topuğa kadar yerde sağlamlaştırın. Yatıyor olabilirsiniz ama bu bir denge asanasıdır (ve dış kalça açıcı kaslarınız için de iyidir). Dizleri kırmayın, baştan sona düz bir çizgi olun. Tüm sol tarafınızı kendinizi sabitleştirmek için aşağı bastırın. Tam karşınıza bakın ve göz seviyenizde yerde sabit bir nokta bularak bakışlarınızı orada dinlendirin.
  5. Durun ve nefeslenin. Nefesi kuyruk sokumundan verin. Kafatasınızın kökünde bulunan kemikleri aynı bir kobranın başı gibi uzatın. Başınızın tepe noktasından nefes verin. Nefes ve farkındalığınızı, kafanızın ve ayağınızın on santim kadar ötesine genişletin.
  6. Şimdi sağ dizinizi bükün. Sağ bacağınızı dışa doğru açın ve topuğunuzu sol ayağınızın içinden yukarı getirin. Sağ elinizin başparmağı ile sağ ayak başparmağınızı yakalayın. (Eğer yapamıyorsanız tutabilmek ya da omuzunuzu gevşetebilmek için bir ip kullanabilirsiniz.)
  7. Nefes verirken parmağınızı tutmaya devam ederek sağ bacağınızı düzleştirin. Sağ kolunuzu omuz boşluğuna yerleştirin, sağ kürek kemiğinizi indirin. Bacağınız öne sağ kalçanızsa arkaya doğru eğimlenecektir. Kuyruk sokumunuzu içeri çekerek sol topuğunuzla sağ oturma kemiğinize ulaşın.
  8. Dilinizi gevşetin. Tüm çabayı bırakın.  Bırakın nefesiniz omurganızı yavaş, okşayıcı ve yılansı bir hareketle dalgalandırsın.  Omurganızı destekleyen nefesi ve bedeninizi destekleyen toprağı hissedin. Gözlerinizi yumuşatın ve beyninizin “kobra başı”nın temelini oluşturan kafatasının kökünde dinlenmesine izin verin. Yüzeysel olayların geçip gitmesine izin verin. Derin, ilkel, sonsuz ve değişmeyen Ananta ile bir olun.
  9. Yedi yüz zamansız yıl sonra uzun ve yavaş bir nefes verin. Belki de biraz tıslayın. Bir oturma pozisyonuna yuvarlanın, kıvrımlarınızı ayarlayın ve diğer tarafa geçin. Evettt.

 

Patanjali Yoga Sutra 2.47’de : “Çabayı bırakarak ve zihni sonsuzluk (ananta) üzerinde sabitleyerek asana mükemmelleştirilir.” der. Bu sutrayı uygulamalarınızda bedenlemek nasıl bir his?


Yazan    : Zo Newell, Ph. D, E-RYT 500 
Çeviren : Dr. Candramaņi Çağın Çilingir RYT 200

Kaynak : https://yogainternational.com/article/view/the-mythology-behind-anantasana-vishnus-couch

Go to top