Son yıllarda özellikle yoga ve Pranayama'nın beynimiz ve sinir sistemimiz üzerindeki etkileri konuşuluyor. Pek çok workshop, eğitim ve benzeri platformlarda teoriler, hatta öğretiler mevcut. Peki bilim perspektifinden Pranayama süreci nasıl işliyor?

Öncelikle Pranayama'nın literatürdeki pek çok klinik araştırmaya konu olmuş olduğunu söylemek isterim. Modern insanın, özellikle öz keşif yolundaki bireylerin, her ne kadar metafizik (burada meta-fizik kelimesini henüz keşfedilmemiş bilim alanları ile eş anlamlı kullanıyorum) kavramlara anlayışını açmaya başlamış olduğunu görsek de, beynimizin rasyonel tarafı çoğu kez elle tutulur veriler ile bir teorinin etkilerine ikna oluyor.

Pranayama pratiği sırasında ve sonrasında hissedilen dinginlik ve merkezlenmeyi, ilerleyen pratiklerde günlük hayatımızdaki yansımalarını; daha güçlü hafıza, kolayca odaklanabilme, stres seviyemizde azalma, bedenimizle kurduğumuz ilişkide iyileşme gibi faydaları pratiği deneyimleyen ve sürdüren hemen herkes farklı yoğunluklarda hissetmiştir. Dışarıdan bir gözün, sadece nefes alarak bu kadar değişim nasıl olur diye sorduğunu duyar gibi oluyorum. Doğal olarak Pranayama'nın özü sadece nefes almak olmasa da, tıbbi literatürde bir nefes tekniği olarak değerlendirilen Pranayama'nın sinir sistemi ile etkileşimi üzerine yapılmış klinik araştırmalara değinmek isterim.

Nefesi kısa süre ile tutarak yapılan Pranayama otonomik sinir sisteminin farklı dallarını aktive ederek oksijen tüketiminde ve metabolik hızda artma sağlarken, uzun sürelerde nefes tutulduğunda bunlarda azalma gözlemleniyor. Bu gözlemler, yavaş nefes almanın parasempatik aktiviteyi arttırdığını gösteriyor. Parasempatik sinir sistemimiz, otonom sinir sisteminin iki bölümünden bir tanesidir; kalp atış hızı, sindirim, tükürük salgısı, bağırsak ve mesane fonksiyonu gibi vücudumuzun bilinçsiz aktivitelerini düzenler.

Diğer bir araştırma, yavaş nefes alınarak uygulanan Pranayama'nın sempatik sinir sistemini baskılayarak bağışıklık sisteminin aktivitesinin güçlendirdiğini, kalp ritmini ve kan basıncını düşürdüğünü, beynin theta frekansını arttırdığına yer veriyor. Beynin theta ve delta frekansındaki artış parasempatik durumu , alpha ve beta dalgaları ise aktiviteyi gösteriyor. Özellikle yavaş ve uzun süreli nefes tutmanın beynin theta frekansını aktive ederken, nefes frekansının düşmesi senkronize olarak delta dalgasını aktive ediyor.

Burada hemen not düşelim; Beynimizin EEG'de 8-13 Hz arasında elektriksel aktivite olarak saptanan dalga amplitüdü, alphadır; odaklanmamış ve uyanık durumlarda baskındır; Mesela bir toplantıdan sonra bahçeye hava almaya çıktığımızda. Beta 14 Hz-30 Hz arası kaydedilir ve aktif düşünme, öğrenme, ilgilenme, odaklanma, konsantre olma durumlarında gözlemlenir. Theta dalgaları 5-8 Hz arasındaki elektriksel aktivitelerdir, uyanıkken zihnimizi boşalttığımızda ya da rutin aktivitelerimizi otomatik yaparken daldığımızda bize ilham veren düşüncelerin birden geldiği ya da uyanıkken düş görme (daydreaming) durumlarını yaşadığımız frekanstır. Delta dalgaları ise 4 Hz'nin altında kaydedilirler, rüyasız uyku halinde, dinlenme durumunda gözlemlenir. Delta frekansı biz yaşarken asla sıfıra düşmez, keza bu beyin ölümü anlamına gelir. Sağlıklı bir beyinde aktivite durumuna göre bu dalgalar her zaman mevcuttur.

Pranayama'nın sistemimiz üzerindeki etkisi bir teoriye göre parasempatik ve sempatik sinir sistemini modüle ederek aktivite seviyelerini dengeye getirmesi ile bağlantılı. Gene başka bir teori ise nefes tutmanın otonomik cevabı modüle ederek vagal tonu arttırdığını ve sempatik deşarjı azalttığını öneriyor. Pranayama'nın otonomik sinir sistemini abdominal kasların solunum ile senkorinize olarak inhibe edici sinyalleri ile regüle ettiğine dair bir teori de literatüre geçmiş.

Bütün bu bilimsel araştırmalar Pranayama disiplininin sinir sistemimiz ile hangi mutlak mekanizma yolu ile etkileştiğine dair bir sonuca varmasa da ileride yapılacak araştırmaların önünü açma niteliğine sahip. Pseudo-bilimin ve koca-karı tavsiyelerinin (yaş almış hemcinslerim alınmasın lütfen, deyim olarak kullanıyorum) özellikle revaçta olduğu ülkemizde yoga pratikleri alanında ilerlerken bir yandan da bilime tutunmanın ve bu alanları karıştırmamanın kıymetli olduğunu düşünüyorum.




1. Bölüm için tıklayınız.
 

Referanslar :
Austin JH. Zen and the brain. Cambridge (MA): MIT Press; 1998.
Singh S et al. Role of yoga in modifying certain cardiovascular functions in type 2 diabetic patients. J Assoc Physician India 2004;52:203–6.
Pal G, Velkumary S, Madanmohan. Effect of short-term practice of breathing exercises on autonomic functions in normal human volunteers. Indian J Med Res 2004;120(2): 115–21.
Sydorchuk L, Tryniak M. Effect of voluntary regulation of the respiration on the functional state of the autonomic nervous system. Lik Sprava 2005(1–2):65–8.
Bhargava R, Gogate M, Mascarenhas J. Autonomic responses to breath holding and its variations following pranayama. Indian J Physiol Pharmacol 1988;32(4):257–64.
Collins M, Dunn L. The effects of meditation and visual imagery on an immune system disorder: dermatomyositis. J Altern Complement Med 2005;11(2):275–84.
Takahashi T et al. Changes in EEG and autonomic nervous activity during meditation and their association with personality traits. Int J Psychophysiol 2005;55(2):199–207.
Telles S, Desiraju T. Oxygen consumption during pranayamic type of very slow-rate breathing. Indian J Med Res 1991;94:357–63.
Davidson R et al. Alterations in brain and immune function produced by mindfulness meditation. Psychosom Med 2003;65(4):564–70.
Busek P, Kemlink D. The influence of the respiratory cycle on the EEG. Physiol Res 2005;54:327–33.

 

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top