Vedalar, insanlığın kütüphanesindeki en eski kutsal yazılardır. Bu kutsal yazılarda ifade edilen hayatın ve evrenin ebedi yasaları, tüm hayatını nihai hakikatin fark edilmesine adamış olan görenlere ve âlimlere malum olmuştur. Bu görenler bilgileri, duyusal ya da zihinsel algı yoluyla değil; tefekkür ve meditasyonun en derin halleri sırasında içsel görü yoluyla direkt olarak sezgisel kaynaktan almışlardır. 

Diğer bilgi seviyeleri sadece kısmi bir parıltı yaratırken sezgisel bilgi apaçık ve tamdır. Bilincin merkezinden sezgi yoluyla elde edilen bu bilgiye shruti denir. Shruti, “görenlerin ve âlimlerin en derin tefekkür halindeyken en içteki kulaklarıyla duydukları şey” anlamına gelir. Vedaların ve Upanishadların dizelerine atıfta bulunmak için kullanılır.

Vedaların en son bölümü, genellikle Vedanta olarak bilinen Upanishad literatüründen oluşur. Vedanta, “Vedik bilginin en uç veya doruk noktası” anlamına gelir. Upanishad, “bireysel ruhun cehaletini yok eden; arayanı en yüce bilgeliğe erişmeye yönelten, maddi dünyaya ve geçici benliğe olan bağımızı gevşeten” anlamına gelir. Upanishad'ların, Vedik bilginin özü ve Vedik bilgelerin en derin deneyimlerinin hazinesi olduğu söylenir.

Upanishadlar arayanı, nihai hakikati bilmesi ve fark etmesi için hazırlar, ona ilham verir ve onu yönlendirir. Upanişadların felsefesi; önce öğrenciyi kör inanç, hurafeler, mezhepsel inançlar ve dogmalara karşı entelektüel köleliğini atması için özgür kılar. Sonra, bireysel bilincini evrensel bilince genişletmesine yardımcı olur; böylece kişilik dönüştürülür ve aydınlanma doğar. Brahman kelimesi Sanskrit fiil kökü brha veya brhi'den türetilmiştir ve "genişleme, bilme veya her yerde var olma" anlamına gelir. Bu kelime cinsiyetsizdir; erkek ve dişi kavramının ve diğer tüm ikiliklerin ötesinde Mutlak Hakikate işaret eder. Brahman her yerde hazır ve nazırdır, her şeyi bilir, her şeye kâdirdir; bu, kişinin hakiki Benliğinin doğasıdır. 

Dünyanın sürekli değişen doğasından asla etkilenmeyen bu Mutlak Hakikat, bu yüce bilinç; Brahman'dır. Tek başına var olan ve tüm evrenin kendi içinde ortaya çıkmasına izin veren şeye Brahman denir. Bu Brahman kişinin kendisinden farklı değildir; tüm insanlık Brahman'dır. İkiliği ve ayrılığı insanlığın içine yerleştirmek en büyük kayıp; içte ve dışta birliği idrak etmek ise en büyük kazançtır. 

Brahmavidya bilgisi, yüce bilincin doğrudan deneyimi, tüm Upanishad literatürünün ortak temasıdır. “Ben Brahman'ım; tüm evren Brahman'dır; Sen O'sun”— gibi ifadeler onun tüm teorilerinin, ilkelerinin ve uygulamalarının temelidir. Vedanta okulundaki tüm felsefi ve psikolojik tartışmalar, bir öğrencinin gerçek doğasını - Brahmanı, yüce bilinci - fark etmesini sağlamak içindir. Hakiki doğasının farkında olan kişi için sonsuz bir neşe vardır; ama cahiller için her yerde sefalet vardır. Bir öğrenci kendi öz doğasını anladığı anda cehaletin karanlığı dağılır; ancak ondan önce bireysel zihin, kendi yarattığı sefaletin oluğuna seyahat eder ve böylece her yerde sefalet olduğu inancını yansıtır. Gerçekte bu evren; büyük, coşkulu bir şiir, güzel bir şarkı ve eşsiz bir sanat eseri gibidir. Bir kişi, insanlık kapasitesini ve yeteneğini ortaya çıkardığı ve idrak ettiği an, farkına varır: "Sen osun - Brahmansın.”

Brahmanın bilgisini doğrudan, içsel olarak elde etmek; aydınlanmaktır. İnsan zihni, acıları ve zevkleri deneyimleme ve yansıtma alışkanlığına sahiptir; ancak ebedi hakikatin farkına varıldığında, her şeyi olduğu gibi görmeye başlar. Zihin, kendini dış dünyanın nesneleri ile özdeşleştirir ve böylece arayan ile Mutlak Hakikat arasına bir perde çeker; ama bu kendi yarattığı maya (yanılsama) perdesi kaldırıldığı anda kişi özgürlüğe kavuşur. 

Cehalet perdesi insan bilincini üç düzeyde kaplar: Uyanıklık, rüya görme ve derin uyku halleri. Tüm bu seviyelerin üzerindeki perde kalkmadıkça saf bilincin ışığı parlayamaz. Aydınlanmanın doruklarından, birey tüm hallerin -uyanıklık, rüya görme ve derin uyku- farkındadır; yine de aşkın halde, turiya'da kalır. Bedeni terk etmeden önce, aydınlanmış bir insan dünyada yaşar ama onun üzerinde kalır. Kendisini tüm kozmosta; ve tüm kozmosu kendisinde görür. Benliği, bütünün Benliği haline gelir.

Her şeyin birliği, her şeyi sevmek ve hiçbir şeyi dışarıda bırakmamakla ilgili bu doğrudan deneyime Brahmavihara -Brahman'ın tadına varmak- denir. Bu farkındalık; ne salt akıl yürütme veya zeka yoluyla elde edilebilir ne de sadece kutsal yazıları inceleyerek, öğretmenleri dinleyerek veya mekanik olarak duaları tekrarlayarak elde edilebilir. Upanişadlar, yalnızca Benlik bilgisinin ifşa edildiği şanslı kişilerin aydınlanmanın coşkusunu ve mutluluğunu yaşayabileceğini söyler. Bir öğrenci, kalbin taç yapraklarını açmadıkça ilahi deneyimin bilgisi asla faş edilmez. Ebedi bilginin ve huzurun doğuşunu karşılamanın yolu; Mutlak Hakikate mükemmel teslimiyetle samimi bir çabadır. 

Upanişadlar dini metinler değildir; ancak eşitlik, sükunet, sevgi ve evrensel kardeşliğin uygulamalı felsefesi aracılığıyla birliğin temelini sağlayabilirler. Modern insan, yaşam kalitesini yükseltmeye ve medeniyetin bir sonraki adımına ulaşmaya çalışıyor. Ancak Upanishad felsefesinin öğretilerinde açıklanan kavramları kullanmadan; ırksal ayrımcılığın, erkek ve kadın şovenizminin, etnosentrik egoizmin ve dini dogmalar ile batıl inançlara entelektüel köleliğin acısını çözmek imkansızdır. Tüm insanlar birbirine yardım etmek için, herkesle paylaşmak, bütünle iletişim kurmak için elini uzatmadıkça insanlık uygar bir tür olarak adlandırılamaz. 

İnsanlık Upanishad felsefesine dayanan bu evrenselliği takip ettiğinde devlet tarafından dayatılan disipline, davranış kurallarına veya mahkemelere ve kiliselere ihtiyaç kalmayacaktır. İnsanlar öz disipline sahip olacak, sürekli olarak aydınlanmaya doğru ilerleyecektir ve insanlık çiçek açacaktır.

Çeviren : Dr. Manyavati Melis Altınay
Kaynak : https://himalayaninstitute.org/wisdom-library/eternal-knowledge-the-wisdom-of-the-upanishads/

 


 

SİTEDE ARA

Go to top