Bilen, bilinen ve bilme süreci eyleme geçme motivasyonunun üç katmanlı doğasını içerir. Araç, aktivite ve olay; eylemi oluşturan üç katmanın parçalarıdır. Bu üç parçanın her biri sattvarajas ve tamas’ın özelliklerine uygundur. Evren birçok varlığı içerir. Her varlık benzersizdir. Çeşitlilik, evrenin doğasıdır. Bu çeşitlilikte tekliğin varlığı hissedilir; bu sattva’dan gelen bilgiden kaynaklanır. Bölünmemiş gerçekliğin yeri sattva sayesinde bilinir.

Örneğin okyanusta çok fazla dalga vardır, bunlar birbirinden farklıdır ama hepsi aynı sudan oluşur.

Farklı dalgalarda aynı suyu görmek sattvanın getirdiği bilgidir. Altından çeşitli süs eşyalar yapılır ama ortak olan hepsinde altının varlığıdır. Bu tekliği, farklı biçimlerde görmek sattva sayesindedir. Dünyada birçok dini inanç vardır; Hinduizm, Budizm, Hristiyanlık, Yahudilik vb. Ancak bu çeşitliliğe rağmen, kişi bunların hepsinde bir varoluş tekliği görebilir ve dolayısıyla hepsiyle aynı şekilde bağlantıyı kurabilir. Bu sattva kaynaklı bilgidir. İnsanlar, kuşlar, hayvanlar ve böcekler hepsi birbirinden farklıdır; ancak hepsi ortak bir hayat prensibine sahiptir. Hepsine aynı gözle bakmak yalnızca sattva kaynaklı bilgi sayesindedir.

Rajas kaynaklı bilgi, kişinin formların farklı tezahürlerini ve çeşitliliğini fark etmesini sağlar. Her nesnedeki farklı yönlerin çeşitliliği, rajas kaynaklı bilgi sayesinde görülür. Sadece çeşitliliğe saplanan bu tür bir eğilim rajas sebebiyledir. Çeşitlilik içindeki birliği görmeye yönelik tüm çabaları boşa çıkarır.

Tamas kaynaklı bilgi, neden-sonuç ilişkisini belirsizleştirir ve hakikati ortaya çıkarmaktan tamamen acizdir. Tek bir parçaya, sanki tamamıymış gibi bağlanmaya sebep olur. Neden ve sonuçları birbirine karıştıran cahilliğin sebebidir. Yanlış bilgidir, tamamen cehalettir, saf olmayan fikirlerdir ve aydınlanmaya aykırıdır. Bu, tamas kaynaklı bilginin kusurudur. Tamas kaynaklı insanlar, bütünün sadece tek bir parçasını alır ve kendilerini o parçaya bağlarlar. Hatta bütünü bile yok etmeye çalışırlar. Bu düzeydeki bilgi, yıkıma ve bağlanmaya yol açar.

Böylece sattvanın kazandırdığı bilgi, çeşitlilikteki birliği görürken; tamasın kazandırdığı bilgi ise birlik içinde bile çeşitliliği görür. Sattva kaynaklı bilgi, kişinin eylemlerini kendini bilme hedefiyle gerçekleştirmeye teşvik ederken; tamas kaynaklı bilgi kendini aşağılamaya yol açar. Bağlanmadan, arzu ya da nefret olmadan, kişinin kendi eylemlerinin meyvelerinden keyif almaya yönelik bencil bir isteği olmadan gerçekleştirilen bu eylemlere sattvik kaynaklı denir. Arzu ve nefret, zihni tereddüt içinde bırakır; keyif ise kişisel zevke yol açar. Hepsi zihni son derece tedirgin eder. Eğer kişi, dingin bir zihnin peşindeyse bunlardan vazgeçmelidir.

Dingin bir zihin ile yapılan eylem; sattvik eylemdir. Ancak meyvenin bencilce tadını çıkarma arzusuyla, onu her zaman kendi keyfi için tutma eğilimiyle, emek ve çaba bedelini görmezden gelerek ve kişinin kendi yeteneğine dair aşırı bir özgüven hissiyle yaptığı eylem; rajasiktir. Sattvik eylemler; egoizm olmadan, meyvelerin tadını çıkarma beklentisi olmadan, bağlanmadan, arzu veya nefret olmadan gerçekleştirilir. Rajasik eylemlere tüm bu olumsuz özellikler nüfuz etmiştir. Meyvelerin tadını çıkarma arzusu olmadan yapılan eylemler, şüphesiz daha büyük mutluluklara yol açacaktır. Rajasik eylemler ise yalnızca daha büyük sefalete yol açabilir. Tamasik eylem, sadece bozulmaya yol açar. Ne tür bir hasara ya da yaraya yol açabileceği düşünülmeden yapılır. Bundan dolayı, tamasik eylemler yapmaktan kaçınmak için kişi, kendini dikkatle gözlemlemelidir.

Bir kişinin gerçekleştirdiği eylemlerin türü, onun mizacından gelir. Eylemleri ve görevleri yaparken zihni dingin kalan kişi, aslında dengeli bir insandır. Başarıyla sevinmeyen veya başarısızlıkla hayal kırıklığına uğramayan kişi sattvik biridir. Böyle biri cesarete sahiptir. Başarı ya da başarısızlıkla ilgili hiçbir kaygı onu endişelendiremez. Ne başarıdan gurur duyar ne de başarısızlıktan dolayı morali bozulur.

Rajasik insanın özelliği, kendini hazza vermesidir. Haz için keskin bir arzusu vardır. Tüm aktivitelerinin temelinde haz alma dürtüsü yatar. Doğal olarak kendi eylemlerinin meyvelerinden keyif almaya çalışır. Hazza takıntılı olan kişi açgözlü olmaya mahkumdur. Biraz zevk aldıktan sonra daha fazla zevkin özlemini çeker; şayet zevk veren şeyleri kaybederse, yaşadığı acı tarif bile edilemez. Sevinç ve keder, aklını bir öyle bir böyle değiştirir. Böylesine huzursuz bir insanın herhangi bir zevkten gerçekten keyif alması zordur. Özellikle hazzının önünde herhangi bir engelle karşılaşırsa bir anda şiddete başvurabilir, tepki gösterip onu yok etmeye bile çalışabilir. Bu durum rajasik bir insandaki nefreti ve şiddeti artırır. Şiddete her zaman beden ve zihin kirliliği eşlik eder. Zevk, açgözlülük ve şiddetin olduğu yerde bedeni, dili, ve zihni dinginlik içinde tutmak imkansızdır.

Tamasik bir insanın özellikleri; cehalet ve yanılgıdır çünkü hiçbir şeyi ustaca yapma becerisine sahip değildir. Tamasik bir insan, cehaletinden dolayı iyi ahlaktan yoksundur; yalnızca iyi ahlaka sahip biri iyi bir insan olabilir. Tamasik biri, gerçek bilgiden tamamen yoksundur. Yanılsamalarla dolu olduğundan ne bilgili tartışmalara katılabilir ne bir aktiviteyi ustalıkla gerçekleştirebilir ne de iyi fikirlerin propagandasını yapabilir. Her koşulda tembel ve donuk kalır. İlham eksik olduğunda eylem, çalışma veya görev yoluyla kişinin kendisini geliştirmesi mümkün değildir. Kişi kendi eylemleri, çabaları ve görevleri yoluyla büyüyemediği zaman zihin, tamasın çarpık yollarında koşmaya başlar ve kişi her zaman başarısızlıktan dolayı acı çeker. Böyle biri diğerlerinden nefret etmeye başlar; asla başkalarının başarısına sevinemez. Her zaman üzgün, kasvetli ve nefret doludur.

Zihnin çeşitli işlevleri arasında buddhi veya idrak, en yüksek olanıdır. Karar veren, ayrıştıran ve yargılayan buddhidir. Bu buddhi üç kategoriyle sınıflandırılabilir; sattvik, rajas, tamasikSattvik buddhi kişinin neyi sürdürmesi gerektiğini veya neyden uzak durması gerektiğini, esarete neyin sebep olduğunu ve arayanın esaretini neyin yok edeceğini doğru bir şekilde gösterir. Rajasik buddhi sadece bencil motivasyonlarla ilgilenir ve zevk peşinde koşar. Tamasik buddhi, vazife ile vazife olmayan, esaret ile özgürlük, bağımsızlık ile bağımlılık arasında ayrım yapamaz ve her zaman yanlış resimler sunar. Bu kişiyi yanıltır; olaylara karşı sapkın bir bakış açısı oluşturur ve hiçbir şeyi gerçek renginde göremez. Tamasik bir insan ne yapıp ne yapmayacağına karar veremez.

Zevkler de ayrıca sattvik, rajasik ve tamasik olarak sınıflandırılabilir. Sattvik zevkler başlangıçta acı verici gibi görünür, ancak sonuçları uzun vadede fayda sağlar. Ruhun yolunu arındıran zihin dinginliğini, bilgiyi, kefareti, duyuların kontrolünü ve kendini arındırmayı getirirler. Sattvik haz; her yerde, yaşamın her koşulunda, zihnin kontrolünde ve kendini gerçekleştirmede, aynı zamanda Tanrı'ya ibadet olarak insanlık adına özverili eylemlerde bulunmada neşe bulur. Rajasik haz; duyuların nesnelerle temasıyla üretilir. Nesne kaybolduğunda zevk de kaybolur. Rajasik haz acı verici bir şekilde sona erer. Tamasik haz; ruhu baştan sona aldatır. Tamasik haz, sefalet üreten bir acıdır. Uykuyu, tembelliği ve hareketsizliği artırır. Tamasik bir insanın canı hiçbir şey yapmak istemez. Tembellikten zevk alır. Rajasik bir insan ise dengeli, dingin ve sakin koşullarda haz duyar.

Dünya üzerinde ve evrende görünen her şey sattva, rajas ve tamas olmak üzere üç nitelikle donatılmıştır. Bütün evren bu üç niteliğin bir oyunudur. Bu nitelikler samskaraların ince izlerinde bulunur, bu ve bundan sonraki yaşamın gidişatını belirler. Eğer bir kimse kendi mizacını incelemek isterse bunu kendi zihin niteliklerini inceleyerek yapabilir. Kişi kendini tarafsız bir şekilde gözlemlemeye başlarsa mizacının sattvik, rajasik ve tamasik olup olmadığını öğrenebilir ve böylece gelecekte izlemesi gereken yolu belirleyebilir. Ayrıca maneviyat basamaklarından hangisinde olduğunu da bulabilir.

Doğum ve ölüm döngülerinden ve karmanın esaretinden özgürlüğe ulaşmak için kişi, görevini tüm kalbiyle yapmayı öğrenmelidir. İnsan bu doğru işe ve vazifeye adanmakla mükemmelliğe ve mükemmellik itibarına ulaşır. Eğer ki kendi vazifesini bırakıp vazifesi olmayanı yaparsa yükselemez. Soru şu: İnsanın görevi nedir?

İnsanın görevi, doğuştan gelen nitelikleri veya samskaraları tarafından belirlenen görevidir. Örneğin, eğer kişinin sattva niteliği kış uykusuna yatmışsa; sükunet, duyuların kontrolü vb. pratikleri uygulamalıdır. Eğer sattva ağırlıklı rajasa sahipse, asıl görevi eylemlerini izlemek ve eylem halinde meditasyon yapma yolunu takip etmektir. Bu şekilde bir insan doğuştan gelen niteliklerini veya samskaralarını inceleyerek görevlerini yerine getirmeyi başarabilir.

Karma kaçınılmazıdır, çalışmak ibadettir. İnsan, tüm varlıkların kendisinden türediği ve tüm evreni kaplayan Mutlak Olana ibadet ederek doğru mükemmelliğe ulaşabilir.

 

Yazan: Swami Rama
Çeviren: Şükran Karaduman
Kaynakça: https://www.gurudwaraashram.com/hakkimizda/spiritual-rehberlerimiz/swami-rama-dan/265-sattva-rajas-tamas 

SİTEDE ARA

Go to top