Sıradan insan ile bilge arasındaki fark, bilgenin içten güçlü olması ve kimsenin zihnini ve duygularını etkilemesine izin vermemesidir. Buddha bunu, tahtını bırakıp krallığından feragat ettikten sonra, dünyevi zevklerden yoksun bir yaşamı deneyimlemek için gittiği küçük Rajgrahi köyünde ispat etmiştir.

Dilenmek insanın egosunu azaltmasına yardımcı olur. Buddha da oraya dilenmek için gitmişti. Kendisi bir prensti ama dünyanın en basit adamı olmak istiyordu.

O zamanlar Rajgrahi’de binlerce keşiş vardı. Birinin kapısının önünde durup “Tanrı’nın adını hatırla” anlamına gelen “Narayana, Han,” ilahisini söylüyorlardı. Köylüler bunu duyduklarında birinin bhiksha (sadaka) için kapıya geldiğini anlarlardı. Ancak neredeyse köydeki her üç kişiden biri keşişti ve köylülerin tüm keşişleri doyurması imkansız hale gelmişti.

Bir gün Buddha, kendisine eşlik eden en yakın öğrencisi Ananda ile dilenmeye gider. Buddha her zaman sessizce dışarıda durur ancak bir gün bir eve gittiğinde, evdeki anne çok sinirlenir.

“Sen sağlıklı, güçlü, yakışıklı bir adamsın, gelmiş kapımızda duruyorsun." diye bağırır. “Ve benim verecek o kadar da yemeğim yok. Zaten diğer pek çok keşişe yemek dağıttım. Sana ne vereyim? Ben fakir bir kadınım. Git buradan! Gidecek başka yerin mi yok?!”

Buddha nazikçe gülümser. Sonra “Bekle, sana bhiksha vereceğim.” der ve çocuğun altından pisliğini, dışkısını, alıp “Hak ettiğin şey bu!” diyerek Buddha’ya uzatır.

Buddha sadece gülümser ve şöyle der: “Anne, bu sende kalsın. Buna ihtiyacım yok.”

Ancak Ananda çok sinirlenir ve kadına “Kadın, sen benim kralıma ve ustama hakaret ediyorsun; seni öldüreceğim!” diye bağırır.

Buddha ise Ananda’ya şöyle der: “Dur! Bana bir şey vermek istiyor ama ihtiyacım yoksa almıyorum. Buna neden kızıyorsun ki?”

Önemli soru şu: İnsanlar size öfkelerini ya da olumsuz geribildirimlerini vermek istediklerinde bunu neden kabul ediyorsunuz? Biri size kötü olduğunuzu söylüyorsa bunu neden kabul ediyorsunuz? Kabul ediyorsunuz çünkü özgüveniniz yok, çünkü kendinizi olduğunuz gibi kabul etmemişsiniz, çünkü içten içe iyi olduğunuzu bilmiyorsunuz. Ve kendinizi gerçekten tanımadığınız için başkalarının yargılarına güvenme alışkanlığı edinmişsinizdir. Ancak kalbinizin derinliklerinde bu olumsuz varsayımları asla kabul etmemelisiniz. Bunlar, sizin için ciddi sorunlar yaratabilirler.

Bir terapiste gidebilirsiniz ve terapist sorununuzu araştırıp mutsuzluğunuzun nedenini size söyleyebilir. Ancak kötü alışkanlıklarınızı devam ettirirseniz o zaman kendiniz için bu sefaleti tekrar tekrar yaratmış olursunuz. Kendi alışkanlık kalıplarınızdan kurtulmayı öğrenmelisiniz. Zihniniz, kendi kendinize yarattığınız belirli yollarda seyahat eder ve bu yollardan çıkmayı reddeder.

Gerçek uzmanlar, bilgeler ve öğretmenler, değişmek için zihninizde yeni yollar yaratmanız gerektiğini söylerler. Zihin yeni yollarda seyahat etmeye başladığında düşünceleriniz değiştiği için alışkanlık kalıplarınız da değişecek ve ardından kişiliğiniz de değişmiş olacak.

Çaba gösterdikçe kendiniz üzerinde bilinçli bir kontrole sahip olabilirsiniz. İnsanoğlu bu çabayı gösterecek güce sahiptir; kişiliğini değiştirebilir ve içinde gömülü olan muazzam zenginlik, güç ve zekadan yararlanabilir. Varlığınızın derinliklerine gitmeyi öğrendiğinizde bunu yapabilirsiniz. Değişmeye karar verip negatif bir şeyi tekrarlamaktan vazgeçmek için azmetmeyi öğrenirseniz, kişiliğinizi değiştirebilirsiniz. Ancak değişmeyeceğiniz fikrini kabullenirseniz, hayatta hiçbir şey yapamazsınız. Tamamen başarısız olursunuz; o zaman yaratıcı olamaz ve gelişemezsiniz. Eğer böyle yaşıyorsanız, o zaman yaşamanın ne anlamı var? Böyle bir hayat sıkıcıdır ve size giderek yük olur. Ama kendinizle nazikçe ve yavaş yavaş çalışmayı öğrendiğinizde, gerçekten istiyorsanız tüm varlığınızı değiştirebilirsiniz; çünkü maskelerinizi değiştirebilirsiniz. Giydiğiniz maskeler sizin tarafınızdan seçilip yapılmış olsalar bile onları değiştirebilir ve kişiliğinizi latif bir hale getirebilirsiniz. Bu nedenle bilinç dışınızda depolanıp sizi mutlu ya da mutsuz eden izlenimleriniz olan, samskaralarınızla çalışın. Samimi bir şekilde çaba gösterirseniz tüm eylemlerinizin size meyve verdiğini, meyve vermeyen eylem diye bir şey olmadığını öğrenirsiniz.

Her etkinin bir tepkisi vardır. Bu kanunu kimse bozamaz. İçten bir şekilde çaba gösterdiğiniz zaman bazen gelişmediğinizi hissedebilirsiniz ama bu mümkün değildir. Eğer bir gelişim göremiyorsanız dürüstçe, tam kararlılıkla ve tüm gücünüzle çaba göstermiyor olabilirsiniz. Bunu yapmaya başladığınız zaman düşünce ve davranışlarınızda güçlü bir değişim olduğunu göreceksiniz.  

Kendinizi nasıl eğiteceğinizi anlayıp sonrasında da farklı bir yöne giderek hayatınızı bozan düşünme sürecinden özgürleşebilirsiniz ama bunu yapmayı gerçekten istiyor olmalısınız. Kendini değiştirmenin içsel metodu, dış dünyada öğretilmez. “İçe yolculuk” adı verilen yöntemi anlayarak bunu kendiniz için keşfetmek durumundasınız. Bu yöntemle her seviyeyi arka arkaya inceleyerek kendinizi ve hayatınızın farklı seviyelerini anlarsınız ve bu şekilde “içeriye” nasıl ulaşacağınızı öğrenirsiniz.

Öncelikle kendinizi anlamalısınız ve kendinizi anlamak, bedenin çürümeye tabi olmasına rağmen ruhun öyle olmadığını bilmek anlamına gelir. Ruh ölümsüzdür. İçsel durumlarınızı anlamalısınız. Zihninizin nasıl çalıştığını gözlemlemeniz ve başkalarının sizin düşündüğünüz gibi düşünmemelerinin nedenlerini değerlendirmeniz gerekir.

Denemek için Bir Pratik

Sadece bir ya da iki gün boyunca şu pratiği yapın: İçinizde, özünüzde var olan büyük gücü, yani sevgi denen gücü kullanın. Kendinizi başkalarını incitmeyecek, yaralamayacak veya zarar vermeyecek şekilde ifade etmeyi öğrenin. Vermeyi öğrenin. Çoğu zaman sırf kendi bencil egonuz uğruna başkalarına zarar verirsiniz. Yoga bilimi ahimsa (başkalarına zarar vermemek, acıtmamak veya incitmemek) pratiğini tanımlarken aslında sevginin gerçek manasını ortaya koyar. Ahimsa pratiğini öğrenirseniz, o zaman günlük yaşamınızda sevgiyle hareket ediyorsunuz demektir ve sevgiyle davranmak bencil olmak anlamına gelmez. Sahip olduğunuz zenginlik ve nimetleri başkalarına, hatta yakınlarınıza bile verme isteğini günde kaç kez duyuyorsunuz? Dışarıdakilere verme yeteneği sonrasında gelişir. Ahimsa ilk olarak yakınınızdaki kişilere uygulanmalıdır ve vermekten keyif almayı öğrendiğinizde, koşulsuzca verebileceğiniz bir zaman gelecektir.  

Bu dünyada yaşamış tüm yüce kadın ve erkekler özverili ve arzusuzdur; başkalarına hizmet etmek ve yardım etmek için yaşamışlardır. Onlar özgürlüğe giden tek yolun vermek olduğunu bilirlerdi. Hayatın kuralı budur. Bu yüzden kendinizle pratiği yapmaya devam etmelisiniz ve bunu her yaptığınızda daha da geliştiğinizi göreceksiniz. En sonunda bu gelişiminiz sizi bencil arzulardan özgür olduğunuz bir duruma ve yüksekliğe götürecektir. Başkalarına yardım etmek, hizmet etmek, topluma ve insanlığa hizmet etmek arzusu; bunlar çok büyük arzulardır. Tüm küçük arzularınız bu büyük arzular tarafından yutulduğunda, o zaman hayatınız bir Azizinki gibi olacak ve tamamen farklı olduğunuzu göreceksiniz.

 

Yazan: Swami Rama
Çeviren: Şükran Karaduman
Kaynakça: https://www.gurudwaraashram.com/hakkimizda/spiritual-rehberlerimiz/swami-rama-dan/266-manevi-guc-ve-ozveri-gelistirme 

SİTEDE ARA

Go to top