Annem ne yoga yapar ne de meditasyon. Pardon, aslında anem hem yoga yapar hem de meditasyon ama matın üzerinde değil, hayatın içinde yapar tüm bunları.

Annem Budist bir rahibe gibidir. Bir kere her işini sırayla yapar. Aynı anda birden fazla iş yaptığı hatta bir şey yaparken konuştuğu bile görülmemiştir. Kendini yaptığı işe öylesine kaptırır ki, yanına sessizce yaklaşan biri onu kolayca korkutabilir. Annem bütünüyle odaklanarak iş yapar. Çok çalışkandır. Uzun saatler bahçede çalışabilir mesela. Kolay kolay da yorulmaz. Ben yorulmamasının sırrının tamamen odaklanmış bir dikkatle, kendini vererek çalışması olduğunu düşünüyorum. Dâhilerin bir özelliğidir bu. Saatlerce pür dikkat çalışabilmek…

Annem bir devrimcidir. Hem teoride hem de pratikte. Devrime inanmanın yanında çok zor bir çocukluğu, zorluklarla dolu bir gençliği büyük bir erdemle, azimle, çalışkanlıkla aşmıştır. Hayat hikâyesi herkes gibi onu o yapan en büyük faktördür bir yandan. Hayatı onu Nevin Şensöz yapmıştır. Annem emekli bir resim öğretmeni. Emekli olduktan sonra seramik yapmaya başladı. En sevdiği renk yeşildir. Doğanın rengi. Bu bir tesadüf değil çünkü annem kendini en çok doğaya ait hisseder ve bahçesindeki çiçeklerin ne kadar anlayışlı, bonkör, sevgi dolu olduğunu anlatır hep. Doğa anneme göre insanlardan daha yücedir. Ona hak vermemek çok zor bence.

Annem bulaşıkları yıkarken tencereyi hisseder, asla acele etmez. Sakince yıkar. Tamamen oradadır. Tencereyle bütünleşir. Seramik yaparken çamurla bütünleştiği gibi. Ben annemi her zaman Budist rahibelere benzetmişimdir. Annem müthiş sabırlıdır. Hedef koyar, amaç edinir, hazırlık yapar ve harekete geçer. Sabırla çalışır ve hedefi neyse ona ulaşır. Annemin varlığı bana huzur verir. Onunla sohbet etmek her zaman zihin açar, keyiflendirir.

Annem tüm bunların yanında işine karışılmasından hiç hoşlanmaz, hiçbir konuda kimseden asla yardım istemez. Hastalandığında bile ilgiden pek hoşlanmaz. Oysa hayatta zaman zaman güçten düşebiliriz ve bu da hayatımızın bir parçası. Bazen yardıma ihtiyacımız olabilir. Yardıma da açık olmak gerekir bence. Annem tipik bir Oğlak burcu olarak inatçıdır, lider ruhludur, kararlı ve azimlidir.

Annem akılcıdır ve işlerini bölerek planlar. Mesela radika, turp otu salatası filan yapacaksa otları yıkar ve ya birkaç saat sonra ya da ertesi gün haşlar. Yemek yaparken önce malzemeleri hazırlar, bir kahve içer, sonra gidip yemeği pişirir. İşin yükünü bölerek azaltır. Bu, benim de annemden öğrenerek uyguladığım bir yöntem.

Annem 9 Ocak’ta 66 yaşına adım attı. Pandemi ve karantina, şehir dışında bahçeli bir evde yaşıyor olsa bile onu da gerdi, rahatsız etti. 65 yaş üstündeki insanlar için adil, eşitlikçi uygulamalar getirilmesini diliyorum bu vesileyle. Yaş ayrımcılığına belki başka bir yazıda değinirim…

Annemi anlatmak çok net biri olduğu için kolay, derin biri olduğu için zordur. Bu yüzden onu en çok onunla zaman geçirirken tanıyabilirsiniz. Annem, annem olduğu için söylemiyorum, gerçekten özel biridir. Bu bahaneyle onu çok sevdiğimi de buradan tekrar ve tekrar söylemiş olayım. Biliyorsunuz, ne kadar söylesek de yetmez bu…

Sevgiyle,

 

 

     

Go to top