Hayatta yaptığınız bazı işlerin gelişmesi ve iyileşmesinin  teorik yapmaktan daha çok, pratik yapmakla ilgili olduğunu düşünenlerdenim.

Aslına bakarsanız, aklımıza gelen çoğu mesleğin olmazsa olmazıdır pratik yapmak ve deneyerek öğrenmek.  Bana kalırsa tekrar tekrar denemek bence yaptığımız her şeyi iyileştiriyor. İşte yoga öğretmekte bu gruba dâhil ve bence en önde gidenlerinden, çünkü yoganın temelidir pratik yapmak.

O yüzden sonradan yoga öğreteni olmuş insanların birçoğu önce yoganın gönüllü öğrencisi olmuşlardır. İstisnalar kaideyi bozmaz, bugünlerde hiç öğrencisi olmadan, yoganın öğreteni olmak için sertifika alan insanları, üstelik daha kötüsü onlara sertifika veren birilerinin olması beni dehşete düşürüyor. Uzun yıllar o matın üstünde öğrenci olarak pratik yapmadan, sadece eğitime giderek öğreten olacağını düşünmek, bana göre yüzme bilmeden denize atlamakla aynı şey ve bu konuda öğretenlere çok iş düşüyor. Ve tecrübe kazandıkça, ben zaten öğretenim, daha öğrenci olmama gerek yok demedikçe, başka hocaların öğrencisi oldukça, bilen ve bilmeyen arasındaki kesin çizgiyi görüyorsun.

Bir temel yoga dersinin akışı içindeyseniz hoca hareketi, harekete bağlarken, siz asanadan asanaya geçişi fark etmezsiniz. Asanaların birbirinden kopmadan devam ettiği akış hocanın yeteneğinden çok yaptığı pratiklerin sonucudur. Fark etmeden bitirdiğiniz bir asana pratiği dersinde şöyle bir cümle duymazsınız "Şimdi şu asanayı mı yapsak’’ duyarsanız eğer zaten o ders fark etmeden bitmemiş demektir. Çünkü zaten hoca böyle bir soruyu her sorduğunda sanki bir cevap bulmak zorundaymışsınız gibi hissediyorsunuz, ben burada öğrenciyim bunu düşünmemem gerek demiyorsunuz. Yıllardır hem öğreteni, hem öğrencisi olduğum yoga yolunda maalesef bende böyle hocalara denk geldim ve ne yazık ki bana pratikten çok eziyet olan o derste yogaya olan saygımdan kaldım.

Pratik boyunca sanki bitmeyen bir ders yapmışlar gibi geliyor ve siz saniyeleri sayıyorsunuz. Asanayı, asanaya dönüştürmek başarıdan daha çok, yoganın hevesli bir öğrencisi olmakla, çok pratik etmekle, sana ilham kaynağı olan hocalarla çalışmakla doğrudan bağlantılıdır. Gerçekten yoga yolundaysanız asla şöyle düşünmezsiniz "artık her şeyi biliyorum’’ çünkü bu  "ben’’ kavramı sizi yolunuzdan saptırıyor. Ama çoğumuz için bu düşünce şudur "öğrenmem gereken daha çok şey var.’’  

Sırf bu yüzden katıldığım iyi ya da kötü her ders beni besler,  ben ders bittikten sonra kendimi yapmam gerekenler ve yapmamam gerekenleri listelerken bulurum. Öğrenci olmaya devam ettikçe daha bilinçli bir farkındalığa ulaştığımızı, ilk başlarda bize sır olanların zaman içinde kendini bize gösterdiklerini biliyorum. Mesela ben öğrenci-öğreten olduğum yılların büyük bir bölümünde güneşi selamlama (surya namaskar) serilerinin asana pratiğinin temeli olduklarını çok iyi bilmeme rağmen, asanadan, asanaya geçişin esas anahtarlarının bu seriler olduğunu anlamamıştım. Anlamam biraz zaman aldı, ama fark ettim ki bir temel asana pratiğinin içinden güneşi selamlama serisini çıkarırsanız (bazı ekoller için geçerli değil, örneğin yin yoga , yoga terapi gibi) akışın dinamiği bozuluyor, geçişler aksıyor ve pratik kesintiye uğruyor. Güneşi selamlamayla birlikte ilerleyen bir pratikte ise geçişler arasındaki uyum seni peşinden sürüklerken, her bir asana birbirinin iz düşümüymüş gibi geliyor. Hareket, harekete dönüşürken siz o dönüşümü fark etmeyi başardıysanız eğer, aynı zamanda ne kadar doğal gerçekleştiğini de fark edip şaşırıyorsunuz. Asana, aşağı bakan köpekten bir adımla savaşçıya, alçak hamleden güvercine dönüşüveriyor ve sen akışın içinden hafifleyerek geçiyorsun.

Hareket, harekete dönüşürken sen pratiğin binlerce değişik varyasyonunu deneyimlersin, o yüzden hiçbir zaman bir ders, diğer dersin birebir aynısı olmaz. Her derste asanalar değişir, başka asanalara dönüşür ve sen heyecanla her gün derse koşarsın. Yolunuzun yogayı öğrenmek ve öğretmek için çabalayanlarla kesişsin, pratikle kalın.
Hoşça kalın.
Namaste

Go to top