Ben, pek anda yaşayabilen insanlardan olmadım belki de o yüzden yogayı bu kadar sevmem, yogayla bütünleşmem. Gelecek telaşesinden ve geçmiş muhasebesinden sıyrılıp bugüne, şu ana gelmenin ve anda kalabilmenin bence en güzel yolu yoga.

Yoga pratiği esnasında kendimizi pratiğe vermek zorundayız ve pratiğin başrolünde nefes var. Nefes ise bizi ana getiren en güçlü etken. Nefesimiz beynimizle doğrudan bağlantılı; derin, uzun, sakin nefesler beyne “her şey yolunda” sinyali gönderiyor.

Nefes rahatladıkça zihin de rahatlıyor.

Nefes sakinleştikçe zihin de sakinleşiyor.

Zihin sakinleştikçe gerilen kaslar kendini bırakmaya başlıyor. Ve biz pratik esnasında bedenimize yardım edip dışarıdan hiçbir el müdahalesi ile ulaşamayacağımız ince kaslarımıza ulaşabiliyoruz. Kendimize, adeta tüm vücut masajı yapıyoruz ve böylece sinirlerimiz gevşiyor, usulca “an’a” geliyoruz.

Ruh ile beden devamlı bir etkileşim içinde.

Bazen sıkışmış gibi hissederiz; omuzlarımız öne kapanır, göğsümüz çöker, sırtımız yuvarlanır; öne eğiliriz. Başımız önümüzde, çenemiz göğsümüze değmeye çalışırken buluruz kendimizi. Sanki bedenimiz ruhumuzu sarıp sarmalamaya çalışır; ona yaklaşmaya, onu korumaya uğraşır gibi. Öyle zamanlarda aslında vücudumuz bizimle konuşmaya çalışır, içerde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Zira bu bir boyun eğme, sevgisizlik, güvensizlik duruşudur. Sevgisiz kalan ruh, bunu bedenden talep eder. Bu sevgisizlik (kendine-etrafa), güvensizlikle ilintili gelen korku ile beden ufalmaya ve en güvenli hissettiği ana dönmeye çalışır; anne karnındaki cenin pozisyonuna. Böyle durumlarda ruhumuza beden üzerinden ulaşmalıyız; “kalp açıcı” diye sınıflandırılan geriye esnemeler ve göğüs kafesini açmaya yarayan tüm pratikler o esnada yardımcımız olacaktır.

Ruh bedeni ne kadar etkiliyorsa beden de ruhu  o kadar etkiliyor.

O halde gelin, şimdi uzun bir omurgayla dik bir oturuşa geçelim. Omuzları arkaya atıp, çenemizi yukarı kaldıralım. Burundan uzun, derin bir nefes alıp ağızdan nazikçe verelim ve dudak kenarlarımızı yukarı kıvıralım. (hiç canımız istemese de) Zihnimizi nazikçe şu ana getirelim.

Kendimizi fark etmeliyiz, kendimize yardım etmeliyiz.

Bunu bize bizden başka kimse yapamaz.

Bunun içinse önce an’ı yaşamayı öğrenmemiz lazım.

Tek gerçeğe 'şu ana' gelmeliyiz. 

Anda kalın, öptüm. 

Namaste

  

 

 

 

 

Go to top