Yoga felsefesinin beşinci basamağını duyuların geri çekilmesi, ya da kontrolü (prathayara) olarak adlandırıyoruz.

Açıkçası ilk kez duyduğunuzda, ben şimdi duyuları nasıl geri çekeceğim ya da kontrol etmeyi başarabilecek miyim diye endişeleniyorsun, nasıl bir şey hissetmem gerekiyor, bunu hissetmeyi başarmam mümkün mü diye düşünüyorsun. Kısaca duyuların geri çekilmesini, çok gezen, düşüncelerin ve duyguların peşinde kaybolan zihninizin içinde olduğunuz anı, nefesin yardımıyla fark edebilmeyi becermesi olarak açıklayabilirim.

İçinde olduğunuz anı, o anın içinde, sizde ve çevrenizde olanları fark edebiliyor olmak, kendinize doğru gittiğiniz bir yolda köprüyü geçip yoganın daha içsel basamaklarına varmak demek. Hedef köprüye ulaşabilmek için sabırla ve kararlılıkla pratik yapmak, ilk başlarda hedefin pratiğin içinde kaybolduğun anları görebilmek, bu görme halini bir gün gelip kendini görme haline dönüştürdüğünde işin biraz olsun kolaylaşıyor. Tabii ki bu hale ulaşmak, ulaştığın zamanda o halin içinde sürekli kalabilmek çok kolay olmuyor.

Yoga ile tanıştığım ilk zamanlar yogayı hayatıma kattığımı düşünüyordum, şimdilerde ise yoganın beni kabul edip kucakladığını görüyorum. Biliyorum ki benim yogaya katacak çok fazla şeyim yok, ancak bir eğitmen olarak yogayı öğrencilerime daha iyi anlatabilirim,  ama onun bana ve hayatıma katacağı çok fazla şey var. O yüzden onun kabulü benimkinden üstün, her yolda kalamayabilirsin ama bazı yollarda kalmak sana kendini değiştirebilme gücünü sunuyor.

Pratiğini yaparken içinde bir kapı açılıyormuş gibi hissediyorsun, bazen sen içeri girerken, zihin kaçıp gidiyor, asanaların acemisi olduğun ilk zamanlar pratiklerin bu kaçıp, kovalamaca içinde biterken, geride içinde hissettiğin yarım kalmışlık duygusu kalıyor. İçinde açılan kapıdan, zihninle beraber geçtiğinde asanalar ve nefesle uyumlu bir dansa başlıyorsun ve uyumu fark edebildiğinde içinde havalanan kuşların kanat seslerini duyuyorsun. Çok güzel bir melodiye eşlik eder gibi geçiyorsun asanaların içinden birbirine uyumlu iki ortak gibisiniz yeri geliyor biri diğerinin eksiğini kapatıyor. Pratiğin bir yarış hali değil artık, sen o uyumlu dansı yakaladığın andan itibaren içine yerleştiğin her asananın ayrı bir ritmi var sen en çok bunun farkındasın. O uyumlu akışın içinde kendini özgür, içine yerleştiğin her asana ile bütünleşmiş hissediyorsun. Nefesle beraber tutturduğun ritim, pratiğin boyunca seninle kalıyor ve sen kendi hafifliğini farkına varıyorsun, her gün biraz daha uyumlu hale gelirken mükemmeli değil sürekliliğin önemini anlıyorsun.

İnsanız biz ve çoğunlukla farklı duygu hallerinde geçiyoruz o yüzden her sabah matının üstüne aynı coşkuyla çıkmak kolay olmayabiliyor bunu çok iyi biliyorum ama her gün o mata yirmi dakikada olsa çıkmayı başarabilmek için çabaladığında asanalar ve nefesle uyumlu dansın başlıyor. O andan itibaren dünyaya dair her şey senden uzaklaşırken sen matının üstünde kendine yaklaşıyorsun. Yılar geçtikçe yoga ile gelen bu kendine yaklaşma halleri, seni hayata, dünyaya ve her canlıya karşı daha duyarlı ve farkında bir insan yapıyor. Bu yüzden her pratik sonrası bedenini daha rahatlamış, ruhunu biraz daha hafiflemiş ve zihnini daha sakinleşmiş hissediyorsun.

İşin sırrı asanalarla aranda uyumu yakalayıp, o uyumla kalabilmeyi başarabilmekte, ondan sonrasının sürekli bir iyilik hali olduğunu söylemek çokta yanlış olmaz. Hayatınıza size iyi gelen alışkanlıklar katın, ne olursa, size ne iyi geliyorsa ama eğer hiç denemediyseniz bir kez bile olsa asana pratiği yapmanızı tavsiye ederim. Bu acayip zamanlarda sağlıkla kalın.
Hoşça kalın. Namaste.

Go to top