Hayatın geçmişte ya da gelecekte değil de şimdiki an’ın içinde olduğunu fark etmem bayağı uzun bir zamanımı aldı.

Geçmişe takılıp kaldıkça veya gelecek için endişelenip planlar kurdukça yaşadığın zamanı kaçırmak ve asla kaçırdığını anlayamamak sanırım birçoğumuzun sorunudur. En azından benim için öyleydi ve ben bunu anladığımda beklemek ve özlemek arasında geçen yaşamım için çok üzülmüştüm. Sonra ben bu kaçırdıklarımı yeni yeni fark etmeye başladığım süreçte hayatıma yoga giriverdi, hiç plan yapmadan, öylece aniden kendimi bir yoga stüdyosunda buluverdim.

Yogaya ilk başladığım zamanlar benim için yoga sadece asana pratikleri ve hareketlerle uyumlamaya çalıştığım nefes çalışmalarından ibaretti. Meditasyon kelimesinden bile korktuğumu ve içimde bir yetersizlik hissinin uyandığını hatırlıyorum, sanırım hakkında hiçbir fikrim olmadığı halde meditasyona karşı derin önyargılarım vardı. Sadece katıldığım atölyelerde ya da eğitimlerde yapmam gerekiyorsa içimde yükselen panik hissiyle beraber, en fazla üç dakika bilemediniz beş dakika oturduğum yerde hareketsiz kalmaya ve odaklanmaya çabalıyordum.

Anlayacağınız meditasyon yapmak değil yapmaya çabalıyor olmak bile benim için oldukça güçtü. Tabi ki yogayı yeni öğrenen o çömez halim bu yolda her şeyin bir sırası olduğunu, sırası ve zamanı geldiğinde kapının kilidinin zorlanmadan açıldığını ama benim bu hale ulaşabilmek için daha çok yolum olduğunu bilmiyordu. Asana pratikleri ile zihnimi şimdiki an’da tutmaya başladığımı ilk kez ne zaman fark ettiğimi hatırlamıyorum ama kilitte dönen anahtarın sesi hala kulaklarımda. Asana pratiklerinde ilerleyip derinleşirken ve hareketler benim için kolaylaşırken yoganın elime kendimle bağlantı kurmam için bir anahtar tutuşturduğunu ve o anahtarın zamanı geldiğinde zihnimin kapılarına da uyacağının farkında değildim.

Farkındalık yoga yolunda ilerledikçe yavaşça gelişiyor ve sen önce minicik işaretleri görmeye başlıyorsun. Farkında olma hali seni daha şefkatli ve özenli bir yerden kendini ve öğrencilerini izlemeye davet ediyor. Ama yolun uzunluğu kadar senin sabırla yaptığın pratiklerinin de ilerlemek için önemi büyük, çünkü pratik ettikçe kendini görmen kolaylaşıyor.

Herkes için aynı olmayabilir ama benim zihnim geçmiş ve gelecek arasında koşturup durup an’ın içinde kalmayı, o an’ın tadını çıkarmayı uzun bir zaman bilemedi. Sanırım bu yüzden hayatım sürekli bir telaş içinde geçmiş gibi hissediyordum. Ve zaman geçip gittikten sonra kalan hatıralara bakmanın, geçmişi anmanın, kaçırdığım zamanlar için pişman olmanın bir faydası olmadığını anlayıp şimdiye odaklanmanın yapabileceğin en iyi şey olduğunu anlıyorsun.

Bugünlerde, farkında olmadan geçip giden tüm o yılların hatırına, gün içinde yaşadığım her an’ın keyfini çıkarmaya çalışıyorum. Meditasyona oturmak kolaylaştıkça,  ben zamanımın efendisi oluyorum, ara sıra kısacık bir saniye dahi olsa düşüncelerin peşine takılıp gitsem de anında nefesime geri dönebilmeyi başarmak, beni ve zihnimi an’a bağlıyor. Hocaların hep söylediği de bu zaten meditasyon saatlerce hiçbir şey düşünmeden, oturmak değil, meditasyon içinde ne kadar kalabiliyorsan, oturduğun yerde kendini olduğun halinle, yargılamadan, eleştirmeden görebilme durumu, tabi ki hala öğreniyorum. Pratik ettikçe kolaylaşıyor, sen kolaylaştıkça daha çok pratik ediyorsun. Şimdilerde koşturup duran, daldan dala atlayan zihnim biraz olsun sakinleşti bu sakinleşmede yaptığım meditasyon pratiklerinin önemi çok büyük, hala gidecek uzun bir yolum var ama bunu biliyorum. Her şey bir niyetle başlıyor aslında ve sen fark ettikçe, farklılaşıyorsun. Zamanı geldiğinde varabildiğin yer senin için her işte olduğu gibi yogaya dair tüm çalışmalarının sonucu oluyor.
Hoşça kalın. Cesaretle kalın.
Namaste.

Go to top