Aslında yoganın, meditasyonun, oryantasyonun ve nefes çalışmalarının bir farkındalık pratiği olduğunu ve bizi şimdiki zamanda tuttuğunu, benim bunu anlamam için bir süre geçmesi gerektiğini itiraf etmem gerek.

Gerçekten fark etmek, hissetmek ve bunlar gibi bir sürü duygunun, duyumun ayırdına varabilmek insanı yaşadığı zamanın içinde tutuyormuş. Yaptığın tüm bu pratiklerin en çok sinir sisteminin kapasitesini arttırdığını seni daha dirençli ve tahammüllü biri haline getirdiğini gördüğünde gerçekten doğru yolda olmanın ne demek olduğunu anlıyorsun.

Geçmişe takılıp kalmadan, gelecek için endişelenmeden, yaşadığın anın içinde kalabilmek, zihninin yaramaz bir çocuk gibi oraya, buraya kaçmasına izin vermemek ve o akışın içinden sakince geçebilmeyi başarmak şimdiyle arandaki köprüleri sağlamlaştırıyor. Yaşadığın anın içinde olabilmeyi, geçmişle, gelecek arasında sürekli yolculuk yapmamayı ya da böyle yolculukları yaparken kaybolmamayı başarmak senin kendi pratiklerinin en önemli sonucu.

Aldığım eğitimlerden birinde hocamız bize şöyle bir soru sordu "Bedenini hissediyor musun?’’ Bundan sekiz, dokuz yıl önce bana biri bu soruyu sorsa, sanırım ne saçmalıyor bu insan diye düşünürdüm. Bedeni hissetmek ne demek,  insan bedenini nasıl hissetmez? Çoğunluğumuz için beden orada, ya da zaten biz o bedenin içindeyiz yani hissetmemek diye bir şey mümkün müdür? Evet, ne yazık ki bedeni hissetmemek mümkün, hatta bedeni sürekli görmezden gelip, bedenle aramızda ki bağlantıyı zaman içinde kaybediyoruz.

Yıllar sonra yoga dersinde bedenimle ve zihnimle bağlantı kurmayı başardığımda bu hale varabildiğime en çok kendim şaşırmıştım. Çok yoğunuz, çok yorgunuz ve sürekli bir koşturmacanın içinde kayboluyoruz, hayat otomatik pilotta geçip giderken neye ihtiyacımız olduğunu unutuyoruz. Kendini yeniden bulmayı başardığında kaybolmak sorun değil ama biz çoğunlukla kendimizi bulamadan bir hayatı geçiriyoruz.

Kendimiz dışındaki her şeye özen gösterirken bu özeni neden kendimize göstermiyoruz?

Bana göre kendimize göstereceğimiz özenden dolayı bencillikle suçlanacağımızdan korkuyoruz. Hayat geçip giderken sen olduğun yerde kalmıyorsun en güzel zamanların sen hiç fark etmeden geçtiğinde,  başkaları için kendinden vazgeçtiğin için sana ödül vermiyorlar ve üstelik daha gerçek bir şey var hiç kimsenin umurunda olmuyorsun. O yüzden uyanmak ve bir yerden başlamak, kaçan hayatı bir yerden yakalamak gerek. Aslında açık söylemek gerekirse,  ben hiç "Sizin için saçımı süpürge ettim’’  eşi ya da annesi olmadım. Sanırım biraz bencil bir tarafım var, kendi isteklerimi, başkalarının isteklerinin arkasına atmadan önce, oturup hangisinin daha öncelikli olduğuna karar verdim. Yaşadığımız zamanlarda kendini başkaları için yok sayanın, yok sayıldığını, öncelikle kendimle kurduğum bağın daha önemli olduğunu anladım. Yoga matımın üzerine kendim için çıkıyorum, önceliğim kendime açtığım bu alan içinde varlığıma hizmet, kendimi dinlemek, bütünümle bağlantı kurmak. O yüzden bana ait olan bu zamanlarda kendimi sağlıklı ve güvende tutmaya özen gösteriyorum. Sözün kısası kendiniz ile bağlandı kurabilmeniz ve neye ihtiyacınız olduğunu anlayabilmeniz için geç kalmamak gerek. Benim neye ihtiyacım olduğunu anlamam için yoga yoluna çıkmam gerekiyormuş. Sizin için bu başka bir şey olabilir ama ne olursa olsun, mutlu olmak ve kendinizle bütünleşmek için neye ihtiyacınız olduğunu geç kalmadan fark edebilmeniz gerekiyor. Sonrası zaten geliyor kendine açtığın alan, ayırdığın zaman sadece sana ait olduğunda sen doğru yola çıkmış oluyorsun.

Öncelikle "Neye ihtiyacım var?’’ sorusunu kendine sor, ardından gerisi geliyor.
Sağlıkla ve mutlu kalın. Hoşça kalın.
Namaste 

Go to top