‘Meşgul olan dünya mı, yoksa benim zihnim mi?’

Hayatımda sürekli geçmişte yaşadığımı an’a gelemediğimi fark etmem sanırım 30’lu yaşlarımdan sonra anlamaya başladım.

Geçmişte kaldığımı yoga yolculuğumda anladığımda kendimle ilgili sorgulamalarım başlamıştı. Aslında ilk meditasyonumu yıllar önce kız kardeşimle yapmıştım ama ilk meditasyonumu deneyimlerken bile an’da kalmak değil geçmişi düşünmek meditasyon demek sanıyordum. Geçmiş derken  hep çocukluğum yani 5-6 yaşlarındaki anaokuluna giden etrafını kahkahalara boğan neşeli kız çocuğu geliyordu aklıma.

Bayram için geldiğim memleketimde yavaş yavaş o kız çocuğu değil an’da kalmayı öğrendiğimi fark ettim. Bir yıl önceki ben ile şu an ki ben arasında bir çok şey değişmişti. Geçen yıl öfkeli, keyifsiz, dışarı çıktığımda biri bana bir şey dese de kavga etsem modunda, stresli, sürekli koşuşturma halinde, geçmiş/gelecek arasında kalan kaygılı biriydim. Kafamda hep acelem var hissi ile her şeyi çok hızlı yapmaya çalışırken buldum kendimi. Çalıştığım iş yerinde sürekli hızlı olma çabam, telaş ve stres ile bir kamaşanın içindeydim. Benim misyonum olmayan bu robotik  düzenden çıkmaya çabalarken buldum kendimi ve yavaş yavaş her şeyi tamamen akışa bırakmaya başladım.

Şimdilerde bu koşuşturma halimi yoga ve meditasyon pratiklerimlerimle değiştirmeye başlarken, dinginlik ve çabasızlıkla çözülmeye başlıyorum.

Yavaşladım…

Evet tam da bu kelimeydi aradığım ‘yavaşlamak’. Nasıl başlayıp bittiğini anlamadığım günler, her gün aynı şeyleri yapmak, sabah uyandıktan sonra başlayan iş koşuşturması, kahvaltı da ne yapsam, akşam ne yemek pişirsem, pandemi de hafta sonu kapanmalarıyla üzerime çöken yorgunluk hissi, daha gözlerimi açar açmaz bedenim uyandığını anlamadan zihnim hızlıca güne başlıyordu.

Bir sabah kendime sorular sormaya başladım; ben ne yapıyorum, nereye koşuyorum, bu sıkışıklık, yorgunluk bana ne anlatmaya çalışıyor ?

Düzenli yoga pratiğim devam ederken geldi tüm bunlar.ilk önce meditasyon ardından Yoga pratiğimi her sabah 9 dan önce tamamlıyorum, düzenli pratikle bedenimi zihnimi duygularımı farketmeye başlamıştım ancak zihnim sürekli konuşuyordu, yavaş yavaş öğrenmiştim durmayı, yavaşlamayı, sakinleşmeyi…

Aslında farkındalık yavaş yavaş geliyordu, ilk önce nefes alış-verişlerimi hissettim, yoga nın asana pratiği değil de beden farkındalığı olduğunu, zihnim o koşuşturma halinden artık durup dinlenmeyi öğreniyordu.

Artık sabahları ilk önce kuş seslerini duyuyordum, kedimin gözlerimin içine bakarak benden önce onu sevmemi ardından beni mamasına doğru götürmesini anlıyordum, yüzümü yıkarken suyun ferahlığını hissediyorum, ardından ballı-sirkeli suyumu içerken aldığım tadın keyfine varıyordum, 15 dakika da olsa da meditasyon yapıyor, yoga pratiğimi hızlı hızlı değil de nefes alış ve nefes verişlerime göre yapıyor olmam benim yavaşlamamı ve farkındalığımın artmasını sağladı. Her şeyi akışına bırakmak, zamanla her şeyin gelmesi muhteşemdi.

Yavaşlamak herkes için farklı sürelerde, farklı şekillerde gelişir.Yavaşlamak kendimizi, ihtiyaçlarımızı, iç sesimizi net duymamızı kolaylaştırır.

Şu an da doğduğum, ait olduğum, güvende hissettiğim yerdeyim.Burada hiç bir şey değişmemişti ancak ben değişip dönüşmeye başlamıştım. Dünya aynı hızda dönüyor, güneş aynı zamanda doğup-batıyor aslında her şey akıştaydı olması gerektiği gibi biz çok hızlıyız. Yetişmeye çabalamaktan vazgeçince her şeyin rengi yerine geliyor; yürümenin, nefes almanın, durmanın, yemek yemenin keyfine vardığımı hissediyorum. Artık sabahları uyandığımda kalkmak istemiyorsam yatakta keyif yapıyorum, yemek yerken aldığım lokmanın tadını çıkarıyorum, dışarı çıktığımda gökyüzünü, bulutları, güneşi, bir çiçeğin açtığını fark ediyorum. Devamlı her şeye yetişmeye çalışırken bir çok şeyi kaçırmıştım belki ama şu an da geçmişi düşünerek kaçırdığım zamanlara pişmanlık duymayı bıraktım, şimdiki zamanın an’ın kıymetli olduğunun farkındayım. Artık dinlendiğimde kendimi suçlu hissetmiyorum. Kendimi dinlediğim için daha sakin ve huzurluyum.

Çabasızlıkta çaba, an’daki anlam, yoga ve meditasyon deneyimin gücü ile ortaya çıkan farkında olma hali…

Yavaşladığımda kendi hassasiyetlerimi, kaygılarımla, öfkelerimle mücadeleye geçen beden ve ruhumu duymaya başladım ve bu sistemi düzenlemeyi kendime gerçek zaman ve alan açmayı öğrendim

Artık yavaşlamak için yorulmayı beklemeden, sıradanlığın içinde sıra dışı olana açalım gözlerimizi !

İzin ver, bugün kendinle baş başa kalıp yavaşlayabilir misin?

Namaste

 

 

 

Go to top