Otoimmün rahatsızlıklar bağışıklık sisteminin genetik, çevresel ya da aşırı yüklenme gibi sebeplerden olağan işleyişinin dışına çıkarak kendi vücudumuzdaki dokulara, onları yabancı bir nesne gibi algılayarak saldırması durumudur.

Otoimmün rahatsızlıklarda beden sağlıklı dokuyla potansiyel olarak tehlikeli antijenleri ayırd edemez, sonuç olarak sağlıklı dokunun yıkımına sebep olacak bir reaksiyon geliştirir. Bu olağandışı reaksiyon bedende domino taşlarının yıkılmasına benzer çeşitli inflamatuar değişikliklere sebep olur. Çoğunlukla damarları, bağ dokularını, endokrin bezleri, kas ve eklemleri, deriyi, kırmızı kan hücrelerini etkileyen bu rahatsızlıklar kişinin hayat kalitesini ciddi anlamda düşürmektedir. Tam olarak nedeni açıklanamasa da başta gelen teoriler arasında mikroorganizmaların ve toksinlerin genetik olarak hastalığa yatkın bireylerde otoimmün reaksiyonları alevlendirmesidir.

Tedavi süreci inflamatuar cevabı kontrol altına alarak sağlıklı hücrelere, dokulara saldırmasını kısıtlamak üzerine kuruludur. Dolayısıyla otoimmün rahatsızlığı olan bir birey hayat boyu sürecek bir maratona başlamıştır. Yorgunluk, sindirim sistemi problemleri, eklem ağrıları ve ödem, deri döküntüler, tekrarlayan ateş sık görülen semptomlar arasındadır ve modern hayatın gereklerini yerine getirmeye çalışırken zaten ağır bir yükün altına giren beden bir de bu kısıtlamalarla başa çıkmak zorunda kalmaktadır.

Klinik bir araştırmada Solomon GF, stres ve merkezi sinir sistemi lezyonlarının T-hücrelerini etkileyerek hücreler arası interaksiyonu ve reaktif lenfositlerden medyatör salınımını arttırdığını araştırmış. Stres kaynaklı bağışıklık sistemi disregülasyonunun oto-immün rahatsızlıklar dahil, ciddi anlamda sağlık komplikasyonlarında bir etken olabileceği literatürde çeşitli kaynaklarda mevcut.

Peki stres bağışıklık sistemine bu etkiyi nasıl yapıyor? Bu etki komplike bir sinyal ağının sinir, endokrin ve bağışıklık sistemleri ile etkileşmesinden kaynaklanıyor; bu etkileşimin mediatörleri ise nörotransmitterler, nöropeptidler, hormonlar ve sitokinler. İki önemli anahtar faktör stresin bağışıklık fonksiyonu üzerindeki etkisini belirliyor. İlk olarak çoğunlukla kronik ve maladapte stresin kökenin psikolojik bir komponenti olması; fiziksel stresler aniden başlayıp sonlanırken, psikolojik kökenli stresler yıllarca sürebiliyor. İkinci olarak zihin/beyin ilişkisinin beynin ve bağışıklık sisteminin nöroendokrin immün yolaklar ile birbirleri ile sıkı sıkıya bağıntılı olması. Bağışıklık sisteminin potansiyel adaptif mekanizması kronik stres kaynakları söz konusu olunca sekteye uğrayabiliyor. Bu da hücresel bağışıklık ve sonrasında daha geniş olarak bağışıklık fonksiyonuna uzanıyor. Tekrarlayan stres kaynakları zamanla adaptasyonda eksiklik ya da yetersizliğe yol açabiliyor.

Günlük hayatta proaktif olarak stresle başa çıkabilecek mekanizmalara sahip olmak endokrin sistemin sürekli aktivasyonunu hafifleterek, immün sistemin yeterliliğini arttırabiliyor. Psiko-immünolojik araştırmalar özellikle meditasyon, nefes terapileri ve nefes odaklı fiziksel aktiviteler temelli stratejilerin etkin olduğunu öne sürüyor. Yoga da bütün bu stratejileri bir araya getirmesi açısından özellikle kıymetli görünüyor.

Yoga temelli terapiler hipotalamusun posterior ve sempatetik bölgesini inhibe ederek, vücudumuzun stres uyaranlarına sempatetik cevabını optimize ediyor, bu şekilde stresle ilintili otonomik regülatuar mekanizmayı restore ediyor. Hipotalamusun ve limbik sistemin duygusal yanıtlarla yakın bağı olduğu zaten biliniyor; yoga pratikleri korku, şiddet ve öfke gibi duygularla ilgili bölgeleri inhibe ederken, orta ön beyin ve diğer bölgelerdeki ödül merkezlerini uyararak mutluluk ve hoşnutluk hali yaratıyor. Bu da anksiyete de azalma, kalp ritminde ve kan basıncı ile kardiyak çıkışta düşüş sağlıyor.

Araştırmaların bir kısmında ise yoga pratiklerinin hipotalamusun paraventriküler çekirdeğinin aktivitesini inhibe ederek ön hipofiz bezinin daha az ACTH (adrenokortikotropik hormon) üretmesini sağladığı görülmüş, bu da adrenal bezlerden daha az kortizol salınımı anlamına geliyor. Kortizol aynı zamanda PNMT (Feniletanolamin-N-metiltransferaz) aktivasyonuna yol açar. Sempatetik inhibisyon ve PNMT düşüşü sonucunda katekolamin üretimi de düşer. Düşen kortikosteroid ve katekolamin seviyelerinin stress yanıtlarını azalttığı bilinmektedir.

Klinik bir araştırmada, sekiz haftalık yoga temelli yaşam tarzı düzenlemeleri yapılan römatoid artritli bir hasta grubunda yoganın immün-modülatör potansiyelinin psikonöro-immün ekseni düzenleyerek hastalık aktivitesini azalttığı, hayat kalitesini artırdığı, fiziksel aktiviteyi arttırdığı, zihin sağlığına olumlu etki yaptığı, ve bu sebeplerle tamamlayıcı tedavi olarak kullanılabileceği öngörülmüş.

Bu immün değişikliklerin otoimmün rahatsızlıklarda somut olarak uzun vadede ne kadar olumlu etkiler yaptığı henüz araştırmaların konusu olsa da, beden-zihin-ruh birlikteliğine her yönden nüfuz eden pratiklerin tamamlayıcı olarak çok kıymetli olduğu her anlamda görülüyor.

İnsan yalnızca zihin, beden ya da ruh değil, bu üçünün çok geçirgen ve hassas bir denge süreci nihayetinde...

 

Referanslar

Bagga OP, Gandhi A. A comparative study of the effect of Transcedential meditation and shavasana practice on cardiovascular system.Indian Heart J.1983;35:39–45

Vijayalaksmi P, Madanmohan, Bhavnani AB, Patil A, Babu K. Modulation of stress induced by isometric handgrip test in hypertensive patients following yogic relaxation training.Indian J Physiol Pharmacol.2004;48:59–64.

Betito K, Diorio J, Meaney MJ, Boksa P. Adrenal Phenylethanolamine-N-methyl transferase induction in relation to Glucocorticoid receptor dynamics- Evidence that acute exposure to high cortisol levels is sufficient to induce the enzyme.J Neurochem.1992;58:1853–62.

Antoni MH. Stress management effects on psychological, endocrinological, and immune functioning in men with HIV infection: Empirical support for a psychoneuroimmunological model.Stress.2003;6:173–88.

Carlson LE, Speca M, Patel KD, Goodey E. Mindfulness-based stress reduction in relation to quality of life, mood, symptoms of stress, and immune parameters in breast and prostate cancer outpatients. Psychosomat Med.2003;65:571–81.

Kiecolt-Glaser JK, Glaser R. Psychoneuroimmunology: Can psychological interventions modulate immunity?J Consult Clin Psychol.1992;60:569–75.

Turnbull AV, Rivier CL. Regulation of the hypothalamic-pituitary-adrenal axis by cytokines: Actions and mechanisms of action. Physiol Rev.1999;79:1–71.

Carrasco GA, Van de Kar LD. Neuroendocrine pharmacology of stress.Eur J Pharmacol.2003;463:235–72

Rivier C, Rivest S. Effect of stress on the activity of the hypothalamic-pituitary-gonadal axis: Peripheral and central mechanisms.Biol Reprod.1991;45:523–32.

Gautam S., Kumar M., Kumar U., Dada R. (2020).Effect of an 8-week yoga-based lifestyle intervention on psycho-neuro-immune axis, disease activity, and perceived quality of life in rheumatoid arthritis patients: a randomized controlled trial.Front. Psychol.11:2259.

Arora S, Bhattacharjee J.Modulation of immune responses in stress by yoga.Int J Yoga. 2008;1(2):45–55. 10.4103/0973-6131.43541

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Go to top